Finallerin bitmesinin sevinci ve evdekilerin özlemini toplayınca eve dönüş için yeterinde sebebim oluyordu. Atladım şehir içi otobüse, bir sürü valizim var, en arkada oturuyorum, yanağım otobüs camının garantisinde (Y.E.). Bir on dakika kadar ilerledik ve duraktaki yolcuları almak için kaptan pilotumuz durağın yanında durdu. Bagajları (çocuk arabası) olduğu için arka kapıdan bindi yolcular.

Daha yüzlerini göremeden seslerini duyduk. (Sanırım) Adamın karısı, adama naif bir ses tonuyla bir şeyler anlatmaya çalışıyordu ve gayet sinirli bir şekilde “…bin arabaya şimdi senin de ağzına sı*arım!..” gibisinden bir şeyler duydum. Dikkatimi çekti. Karısı adama çocuk arabasını nasıl katlayacağını göstermeye çalışırken arkasını dönmüş bulundu ve adamın gayet hayvanca tavrı ile kadının iki omzunu güçlü bir şekilde tuttu ve gayet öküzce bir tavırla önüne doğru çevirdi. Bunu neden yaptığını anlayamadım. Arkadaki tek tolcu bendim. Bir an “acaba bu hayvanın evladı bir an karısı ile bakışacağımızı mı (ki anam bacım olsun derler ya, kadın da annem yaşında yani) zannetti diye düşündüm”.

3 çocukları vardı. Küçük kız çocuğu (en fazla 3-4 yaşlarında ama dünyalar tatlısı) benim iki sıra önümde cam kenarında, babasının solunda oturmuş bir şeyler için sızlanıyordu. Ben de dikkatli bir şekilde babası olacak yaratığı gözlemlemeye çalışıyorum. Bir baktım ki bu iki ayağı üzerinde yürüyebilen büyükbaş çiftlik hayvanı dişlerini ve yumruğunu sıkarak nefret dolu bakışlarını kızına yöneltti ve “SANA BİR TANE GEÇİRİRİM ^-#+%$½{[%+^” dedi. Sonra annesi kızı diğer oğluyla yan yana oturttu, yanına aldı yani.

Ben içimdeki nefreti adama kusarken yaklaşık 5 dakika sonra Dünya dönmeyi bıraktı ve zaman durdu. küçük kız ebeveynlerini asıl aktör alarak “……(sanırım babacım diyordu bu bölümde) noolur beni çok sev…… annecim noolur beni çok sev…..” şeklinde bir şarkı mırıldanmaya başladı cama bakarak.

19 Ocak 2009