Progresiflik: İngilizce “progress” kelimesinden gelen bir kavram, bir yapı gibidir sürekli devinim içinde ve kendini aşarak devam eden bir yapı. Müzik içinde süregelen çoğu  tartışmanın aydınlanamayan konusudur. Bu bahsedilen tartışmalar günümüz progresif müziğine olan bakışa özgü, anlaşılması çok kolay bir kavram, bu işi zorlaştıran ise, aynı yemeği farklı şekillerde ortaya koyan müzisyenlerin, üstün ruhsuzluklarından oluşturdukları ve konservatuvarın son sınıfında öğretilen her şeyi tek bir eser altında ortaya koymalarından dolayı, bu kavram, kargaşalardan kargaşa beğeniyor ve biz müziğin çöküşünü görebiliyoruz!

Martin Kratochvil

Martin Kratochvil

Altmışlı yılların müziği, endüstriyel anlamda gelişmemiş müziğin, ruh ile yapıldığı dönemlermiş. Bir çok grubun oluştuğu, bir çok müzik dehasının ortaya çıktığı dönem, tek nota ile konser geçiren müzik dehalarından bahsediyorum. Avrupa o yıllarda enstrüman ile yapılan müziğin en ön planda olduğu zamanı geçiriyormuş. Robert Plant’in Led Zeppelin’i, Syd Barrett’ın Pink Floyd’u dönemin amiral gemileri, hatta öyle gemiler ki arkasında kalan her şeyi dumana boğup görülmemelerini sağlamışlardı. Arkada onlara yetişemeyen gruplardan bir tanesinin sebebi çok açık ortadaydı: Coğrafi konum. Adadan çıkmayan bir grup ama en az o amiral gemileri kadar sağlam müzik icra eden bir grup, zamanının Çekoslovakya’sında kurulmuş klavyede Martin Kratochvíl, üflemeli çalgılarda  Jirí Stivín’den oluşan  daha sonra yanlarına Miroslava Křivánková isimli bayan vokali alıp yollarına tam gaz devam eden bir grup “Jazz Q.”

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=1Gj67MpeQUM[/youtube]

Günümüze kadar ulaşmış birbirinden leziz 10 albüme sahip grup, kendi zamanının ötesinde sergilediği performansla dinleyiciyi tatmin ediyor, kimi zaman atılan, şarkılarda kendini hemen belli eden klavye sololarının fusion soslu etkisi, bas gitarın bir bağdaştırıcı enstrüman rolünden sıyrılıp, gitarmışçasına kullanılması grubu farklı kılan özelliklerden sadece bir kaçı, günümüzde bas gitarı böyle kullanan metal gruplarına farklı gözlerle bakılıyor diğerlerinden hemen ayrılıyor o grup.

Live in Bratislava (1975)

Live in Bratislava (1975)

Albümler içinde özel olan her daim kendini kasvetiyle sıyıran “Symbiosis” dinlenilmeden ölünmemesi gereken albümler listemde ilk üçe oynamaktadır, gerek konsept yapısı, gerek giriş ve sonuç bölümü ile kimi zaman neşelendirici kimi zaman üzücü notaların basıldığı albümü dinledikçe nelerin dönüp bittiğinin farkına varılacağına eminim, albüm sizi içine alacaktır. Bunun dışında 1975 yılında  yalnızca Bratislava’da verilen konserde çalınmış, Jazz Q’nun “Živí Se Diví” isimli başyapıtı isminin* hakkını verip grubun zirve noktasını oluşturuyor.

* Živí Se Diví: Çek dilinde, canlı harikalar anlamına gelen söz öbeği.

Saygılarımla.

 [youtube]http://www.youtube.com/watch?v=uwVBAS3MtGk[/youtube]