Evrim

Evrim temel anlamda sadece canlıları kapsamasa da genel itibari ile Biyoloji ile özdeşleştiğinden tanımlanması da bu doğrultuda yapılması uygun bulunmuştur. En basit tanımı ile canlı türlerinde nesilden nesile aktarılan fiziksel ve kalıtsal özelliklerdir. Bu canlı türleri arasındaki farklılık ise; evrim mekanizmalarının öncülü olan “doğal seleksiyonun” milyonlarca yıl sürmesidir (Ayala, 2014). Her ne kadar Evrim nesnel bir tanıma sahip olsa da çoğu zaman karıştırılan iki alt tanımından dolayı sürekli yanlış bir yönde eleştirilmekte ve öğrenilmesi bakımından büyük engeller oluşmaktadır. Biyoloji bağlamında evrimin kapsamı sahip olduğu mikro dünyanın genişliği dolayısı ile tek bir araştırma makalesinde yazılamayacak kadar geniş kapsamlıdır. Bu yüzden bu araştırmada sadece sinirbilim hücrelerinin evrimsel gelişimi ve modern psikolojinin bir alt dalı olan evrimsel psikolojinin ortaya nasıl çıktığı ve ne olduğuna dair bilgiler anlatılacaktır. Evrim’in anlaşılması önündeki engellerden biri olan kavram karmaşasının iki önemli kavramı: Evrim Yasası ve Evrim Teorisi.

Evrim Yasası

Evrim doğada canlıdan bağımsız olarak var olan ve ilerleyişi sürekli olan bir olgudur. Evrim teorisi ile en çok karıştırılan kavramdır. Evrim teorisi sadece canlıları kapsarken Evrim yasası sadece Biyoloji ile kalmaz cansız nesnelerin de değişimini inceler (Bakırcı, 2014) Evrim Yasası tıpkı yer çekimi yasası gibi insandan bağımsız olarak var olan ve doğası gereği sadece sahip olduğu özelliklerden hareketle tanımlanmıştır.

Evrim Teorisi

Evrim Yasası insandan bağımsız var olurken, Evrim Teorisi ise bu bağımsız olgunun sembolize edilmiş halidir. Evrim bağlamında bilimsel metodolojidir. Neden sonuç arasındaki determinist sorularına cevaplar vermektedir. Evrim Yasası, Yer çekimi yasası gibi insandan bağımsız bir olgu iken, Evrim Teorisi ise bu minvalde Newton Kanunu gibi anlamlandırılabilir. Var olan yasanın formüle edilmiş halidir. Bu hali ile bilim nezdinde anlaşılabilir ve aktarılabilir bir hal almaktadır (Bakırcı, 2014). Bu iki tanım makale devamında asıl konu olan sinirbilimin evrimsel geçmişini anlatmak için ilk etapta gayet yeterlidir.
Sinirbilimin Evrimsel Geçmişi

Evrimsel Biyoloji, sinir sistemi hücresi evriminin tek hücreli canlılara kadar dayandığını göstermektedir (Evrim Ağacı, 2012). Her ne kadar sinir sistemi hücresi günümüzde biliş ve farkındalık olarak tanımlansa da bu, günümüz yorumlarından hareketle oluştuğu için büyük bir hatadır. Zira evrim mekanizmalarının tümü maddenin varlığını sürdürebilmesi için mümkün olan tüm yolları denediğini göstermektedir.
Canlılığın temel kıstası yaşamını sürdürebilmek için iletişim halinde olmaktır. Çünkü canlı çevresiyle hangi çapta olursa olsun bir iletişim halinde olmayacak olursa, besin, enerji, dinlenme, tehlike gibi unsurları kaçırabilecek ve varlığı ciddi miktarda tehlikeye girecektir. Bu sebeple, canlılığın ilk oluşumundan beridir sadece çevresiyle en aktif şekilde iletişim kurabilen canlılar avantaj sağlamışlardır. Cansızlıktan canlılığa geçiş; Proteinoit mikrosferlerin bir araya gelmesi ve sıvı ortamda polarlaşmış organik maddelerin oluşturduğu Koaservat kümelenmesi ile başlamıştır. (Bakırcı, 2014)

Koaservat Kümelenmesi

Hidrofobik kuvvetler tarafından bir arada tutulan ve çeşitli organik moleküllerden oluşan (özellikle lipit molekülleri) küçük, küresel damlacık. Canlılığın cansızlıktan evrimindeki ilk adım olarak görülmektedir. İçinde barındırdığı molekülleri, dış tehlikelere karşı koruyan yağ kümeleridir (Cornell University, 2012). Sadece Biyolojik Evrimde değil en genel evrim tanımında bile canlı cansız tüm nesneler için asıl amaç; varlığını sürdürmek olduğundan, bu amaç uğruna var olan durumda mümkün olan tüm yolların denenmesi, evrimin en önemli yapıtaşını oluşturmaktadır. Dolayısı ile de bu “yolların” denenmesi sırasında koaservat kümelenmesi oluşmuştur. Koaservat kümelenmesi içinde barınan moleküllerin değişimi, kümelenmenin şeklinin değişimine ya da ölmesine neden olmaktadır. Bu sürecin ana mekanizması Doğal Seleksiyon olarak adlandırılmaktadır.

Doğal Seleksiyon

Doğal Seleksiyon

Moleküllerin Varlıklarını Sürdürmesi – Doğal Seleksiyon

Doğal seleksiyon, içinde bulunduğu doğal şartlara uygun olan güçlü canlıların hayatta kalması demektir (Berkeley University, 2016). Her ne kadar basit tanımlı birkaç kelimenin oluşturduğu cümle gibi görünse de çevremizde gördüğümüz ve görmediğimiz farkında olduğumuz veya olmadığımız tüm değişimlerin, etkileşimlerin ve nedensellik ilkelerinin tümünü kapsayan kâinattaki en büyük olgudur. En küçük yapıdan en büyük oluşuma kadar maddenin değişimi “en uygun devamlılık” ilkesine göre belirlenmektedir. Bu değişimler sahip oldukları erek gereği en iyiye ulaşmak için sadece en uygun yolu seçerek devam etmezler. Yöntem olarak deneme-yanılma metodunu kullanarak hata ayıklamasını da gerçekleştirirler. Deneme – Yanılma prensibi; var olan duruma en uygunun hayatta kalmasını sağlarken, uyum göstermeyenin ise ölüp yok olmasına neden olmaktadır. Böylece yaşamın devamı için sadece en uygun olanın kalması ve aktarımın kendisinden devam etmesi sağlanmaktadır. Bu durum sürekli olarak devam etmekte ve var olan uygun ortama göre sürekli tekrarlanmaktadır. Bu süreç en küçük sinir sistemi için de geçerlidir (Berkeley University, 2016).
Koaservat içindeki moleküller birleşerek daha büyük moleküller oluşturdular. Bazıları o kadar büyüdü ki Koaservatı parçaladı. Birleşimleri çoğu zaman başka yapıları meydana getirirken bazıları da içinde bulundukları Koaservatı büyüttü. 900 Milyon yıl süren bu deneme-yanılma süreci büyük sayılarda Koaservat oluşmasını sağladı. Bu süre içinde milyonlarca Koaservat öldü milyonlarcası değişti ancak sürekli olarak en güçlüsü hayatta kalmayı başardı. Hayatta kalan Koaservatlar büyümeye devam etti ve barındırdıkları moleküller Fiziğin kanunları (Carlson, 2014). gereği dışardan atom almaya başladı. Daha fazla dayanamayan Koaservat amitoz bölünme ile bölünerek çoğaldı. (En düşük enerji ile en çok güç potansiyeline sahip olma nedeni ile) (Evrim Ağacı, 2012)

Sinir Hücreleri Arası İletişim

900 milyon yıllık bu süreçte çok hücreli yapıların oluşmasıyla kümeleşmeler meydana geldi. Sinirbilimin evrimi açısından en önemli adım bu evrede atılmaktadır. Çünkü hücreler artık sadece dış ortamlarıyla değil, birbirlerini tanıyıp kendi kolonisine ait bireyleri ayırt edip, onlarla çeşitli şekilde iletişim kurmaya başlamıştır.
Her hücrenin dışında, o hücreyi belli şekillerde ayırt eden bazı glukoproteinler bulunur. Koloni içerisindeki hücreler birbirlerini bu kimyasallardan tanırlar. Bu kimyasallar, genetik materyal içerisinde kodlanarak üretildikleri için, bireylerin ayırt edilmesinde büyük önem taşırlar. Günümüzde de, organların içerisindeki hücrelerin birbirini tanıması aynı şekilde gerçekleşmektedir. Hatta ilaçların sadece belli organlara veya yapılara etki etmesi de tam olarak bu yüzdendir. (Ağabeyoğlu, 1983)
Sinir hücrelerinin gelişmesinin en büyük nedeni; iki sinir hücresi arası mesafenin büyümesidir. Bu büyüme sonucunda uçtan uca iletişimin kesintisiz ve hızlı olması elektrokimyasal iletimin oluşmasını sağladı (Evrim Ağacı, 2012). Ancak henüz sinir hücreleri bugünkü halini almaktan oldukça uzaktı. Oluşan bu yapıya ağsı sinir sitemi denir. Oldukça korunaksız olan bu sistemde özelleşmiş bir merkez, yani beyin bulunmamaktadır. Çok yönlü tehditler ağsı sinir sitemi için büyük tehlike olduğundan mevcut sistem radyal simetriye evrilmiştir. Böylece etraftaki uyaranlara daha hızlı tepkiler verilecek ve tehlikelere karşı daha korunaklı olacaktır. Radyal simetri ile dağınık olan sinir hücresi belirli düzene kavuşmaktadır. Beynin niteliksel formu oluşmaya başlamaktadır.
Günümüz toplumsallaşmalara nedensellik açısından baktığımızda grup oluşumların, ideolojik birlikteliğin altında yatan nedenin sosyal öğrenme ile birlikte daha mikro düzeydeki biyolojik oluşumumuzdan kaynaklandığı da görülmektedir. Bundan hareketle “iyi ve kötü” kavramlarının oluşumu evrimsel psikoloji açısından da oldukça ilgi çekicidir.
Hücreler arası iletişimin gelişimi, doğal seleksiyon mekanizması aracılığı ile hücrelerin görev bağlamında kümeleşmesine ve kısımlaşmaya neden olmaktadır. Aynı görevi üstlenen hücrelerin farklı yerlerde bulunması aralarında iletişim kurmak için fazla enerji harcamalarına neden oluyordu. Doğal seleksiyon ile aynı görevi üstlenmiş iki hücre daha yakın olarak iletişimin getirdiği enerji yükünü hafifletmektedir. Beynimizdeki ilgili korteksin iç mekanizmalarının bir bütün halinde olması da bu yüzdendir.

Bilişsel Bilim (Original author: AJ Ashton (on OpenClipArt))

Bilişsel Bilim (Original author: AJ Ashton (on OpenClipArt))

Beyinde Kısımlaşma

Beyinden vücuda giden sinyaller, karmaşık yol izlemek yerine ana hattan dağılmaya. Özellikle Eklembacaklılardan (Arthropoda) itibaren başlayan bu özel kordon, öncelikle sinir ipliği (nerve cord) olarak evrimleşecek ve özelleşecektir. Bu yapı, basitçe, beyinden çıkan sinirlerin merkezi bir sistem üzerinden vücuda dağılması için özelleşen sinir hücrelerinden ibarettir. Sinir ipliği notokord adı verilen ilkin, kemiksi bir yapı ile korunmaktadır. Daha sonrasında sinir ipliği daha da özelleşecek ve karmaşıklaşacak, omurga tarafından korunacak ve omurilik (spinal cord) halini alacaktır (Evrim Ağacı, 2012)

Merkezi Sinir Sistemi Oluşumu

Sinir hücrelerinin evrim sürecindeki son noktası da, omurgalıların tamamında gördüğümüz beyin, omurilik ve çevresel sinirler üçlüsüdür. Beyin ve omurilik bu canlılarda Merkezi Sinir Sistemi (MSS; Central Nervous System) dediğimiz sistemi, geri kalan bütün sinirler ise Çevresel Sinir Sistemi (ÇSS; Peripheral Nervous System) dediğimiz sistemi oluşturur. Bu iki sistem, balıklar, amfibiler, sürüngenler, kuşlar ve memelilerde istisnasız olarak bulunmaktadır. Artık atalardan alınan yapılar iyice özelleşmiş ve karmaşıklaşmıştır (Carlson, 2014).
Biyoloji biliminin insan evrimine dair bu denli detaylı keşfi, onun canlı türü bakımından diğer canlılardan niteliksel açıdan pek de farklı kılmamıştır. Zira böylesine uzun bir süreçte, beyin ve sinir sisteminin kalanı o kadar fazla evrim geçirmiştir ki, atalarından aldığı beyni insanın daha da evrimleştirmesi, bu uzun süreçteki değişimler yanında net bir şekilde hiç kalacaktır. Zaten insan beyni incelendiğinde, birkaç yapının aşırı özelleşmesinden başka hiçbir fark görülemez. Bu da insanı diğer tüm hayvanlarla aynı seviyeye çeken çok net bir durumdur.

Evrimsel Psikoloji

Evrimsel psikoloji, tüm psikolojik olguları anlamaya yönelik temel bir çatı ve insanın sinir sistemi ile bu sistemin doğurduğu davranışların evrimsel süreçlerin ürünleri olduğunu ileri süren bir ilkeler bütünüdür (Walter, 2016). Evrimsel Psikolojiyi anlamada iki önemli faktör vardır: Bunlardan biri biyolojik evrimin nedensellik çerçevesinde incelenmesi iken diğeri ise bu nedenselliği psikolojik olarak yorumlamaktır. Evrimsel Psikoloji argümanlarını insan davranışlarının tarihsel gelişimden ve bu gelişimin altına yatan biyolojik değişkenlerden almaktadır. Ancak bu tarihsel gelişim sadece toplumsallaşmış insandan hareketle yapılmaz. İnsanı oluşturan en küçük biyolojik öğenin davranışları da kıstas alınır. Öyle ki koaservat içindeki bir molekülün varlığını devam ettirmek için içinde bulunduğu duruma göre güçlenip uyum sağlaması ile günümüz insanının yaşamını devam ettirebilmesi için uyum sağlayıp bu konuda mücadele göstermesi aynı anlam tabanında buluşmaktadır. Görüldüğü gibi Evrimsel Psikoloji sadece biyoloji ve biyolojinin getirdiği dürtüsel davranışlarla ilgilenmeyip insanın toplum içindeki davranışlarıyla da ilgilenmektedir.
Ancak Evrimsel Psikoloji sergilenen bir davranışın etkisi ile ilgilenmez. Örneğin kişinin neden Rembrandt tablosunu sevdiğiyle değil neden resim sevdiğiyle ilgilenir. Kişinin neden yılandan korktuğuyla değil, korkunun kendisi ile ilgilenir.

Evrimsel Psikolojide Aktarılan Ne?

Evrimsel Psikoloji davranışın yönelimi ile değil davranışın kendisi ile ilgilenmektedir. Yılandan korkan bir kişinin Evrimsel Psikoloji bağlamındaki analizi şu şekildedir:

Buradaki “Yaşamak için tehlikeden kaçmak” ve “Kaçmak için Korkmak” aktarılan davranış iken “Korkma nesnesi” ise yaşam süresince öğrendiğimiz öğelerdir. “Korku Sonrası Davranış” ise; sonradan öğrenilen korku nesnesine karşı aktarılan dürtü olan kaçışı göstermektedir. Akrepten korkan bir kişiyi ele alalım: Akrebin kendisi yaşam sürecince tehlikeli bir canlı olduğu öğrenilmiştir, bu yüzden öğrenilmiş korku nesnesidir. Akrebin ölümcül derecede tehlikeli olmasından dolayı kendisine olan korku dürtüsü ise aktarılandır. Akrep görüldükten sonra kaçış ise akrep dolayısı ile öğrenilen, kaçış dolayısı ile de aktarılandır.

Tartışma

Görüldüğü üzere Evrim ne sadece canlılarla ilgilenen bir teori ne de Biyolojiye getirilen bir yorumdur. İnsandan bağımsız olarak kendiliğinden var olan ve sürekli olarak değişip gelişen bir olgunun formüle edilmiş halidir. Evrim; Homoerectus’tan homosapien’e kadar davranışlarımız altında yatan asıl nedenin, bizi oluşturan parçaların her biri için aynı nedene bağlı olduğunu göstermesi açısından oldukça değerli bir bilim alanıdır.
Toplum nezdinde biricik olarak adlandırılan birçok davranış bile aslında koaservat içindeki molekülün davranışına benzer olduğu görülmektedir. Öyle ise buradaki “suç, masumiyet, iyilik, kötülük” gibi kavramların toplum içindeki varlığı sanıldığı gibi insandan bağımsız gelişen kavramlar değil, tamamen tüm canlılarda var olan davranışların insanlarca yorumlanması olarak kabul edilebilir. Bu söylemden hareketle ortaya çıkmış Evrimsel Psikoloji; gündelik davranışlarımız altında bile aslında bizi oluşturan küçük parçaların yaşamda kalma amacına uygun olan davranışlar olduğunu göstermektedir.

Kaynakça

  • Ağabeyoğlu, İ. (1983). Temel Farmokinetik. Ankara.
  • Ayala, F. J. (2014, 12 17). Evolution Scientific Theory. Britannica: https://www.britannica.com/science/evolution-scientific-theory adresinden alındı
  • Bakırcı, Ç. M. (2014). Evrim Kuramı ve Mekanizmaları. İstanbul: Evrensel Yayınevi.
  • Berkeley University. (2016, Aralık 10). Natural selection. Understanding Evolution: http://evolution.berkeley.edu/evolibrary/article/evo_25 adresinden alındı
  • Carlson, N. R. (2014). Fizyolojik Psikoloji Davranışın Nörolojik Temelleri. İstanbul: Nobel Yayınevi.
  • Cornell University. (2012, Şubat 4). Protobionts. BIOG 1105-1106: https://web.archive.org/web/20120204041308/http://www.biog1105-1106.org/demos/106/unit04/3a.protobionts.html adresinden alındı
  • Evrim Ağacı. (2012, Nisan 2). Sinirbilim ve Beyin. Evrim Ağacı: http://www.evrimagaci.org/makale/333 adresinden alındı
  • Evrim Ağacı. (2012, Nisan 8). Sinirbilim ve Beyin – 4: Nöronlar Nasıl Çalışır, Tipleri Nelerdir, Sinirsel İletim Nasıl Sağlanır? Evrim Ağacı: http://www.evrimagaci.org/makale/337 adresinden alındı
  • Walter, S. (2016, Aralık 9). Evolutionary Psychology. The Internet Encyclopedia of Philosophy: http://www.iep.utm.edu/evol-psy/ adresinden alındı