Müslüm Gürses’i Ciddi Ciddi Dinlemek

Please log in or register to like posts.
News

Nereden aklıma geldi bilmiyorum. Normalde Erik Satie hakkında bir yazı yazacakken sanırım kısık bir tını ya da zihnimi kurcalayan bir şarkı sözü oldu bana bu satırları yazdıran. Üzerinden 10 yıl geçen bir itiraf gibi, gereken önemi göstermediğim için biraz utanarak, biraz sıkılarak yazıyorum aslında. 2008’de ikinci öğretim olduğum bir üniversite serüvenimde, okulun yorgunluğunu yaklaşık 4 kilometre yürüyerek attığımız bir gece vakti, Ahmet’le muhabbet ediyorduk. Yanımızdan geçen bir Şahin’den yükselen sesler mi konuyu açtı yoksa köfte ekmek yapılan bir minibüsteki yankı mı hatırlamıyorum. Müslüm Baba çalıyordu ve biz adeta nefesimizi tutarak şu sözleri dinledik:

Ömrümün yoluna serildiğini,

Gözümde yaş olup dizildiğini,

Çılgınlar misali sevildiğini,

Bir görebilsen ah, bir görebilsen…

 

Hasretin bölerken uykularımı

Çaresiz gizledim duygularımı

Seni kaybetmenin korkularını

Bir yenebilsem ah, bir yenebilsem…

 

Sesin iyice azaldığını fark ettikten sonra Ahmet, bana “Biliyor musun? Biz Müslüm Baba’yı ciddi ciddi dinliyorduk.” dedi. “Nasıl yani ciddi ciddi?” dedim. Lisedeyken arkadaşlarla toplanıp Müslüm Baba geceleri düzenliyorduk. Sonra hepimiz oturup Müslüm Baba şarkılarını sindire sindire, ciddi ciddi yaşayarak dinliyorduk. Sonra baktım hayatımda inanılmaz bir karamsarlık aldı gidiyor. Resmen hayata bakış açım altüst olmuştu. Ailem bendeki değişikliği endişeyle izliyordu. Sonra baktım olacak gibi değil, yeter dedim, Türk Sanat Müziği dinlemeye başladım. Resmen hayattan tekrar keyif almaya başladım. Ben de “Tabii, Müslüm dinleyip içerseniz böyle olur.” dedim. “Yok abi” dedi. “Biz hiç içmeden Müslüm dinleyerek kendimizden geçiyorduk.” diye yanıtladı Ahmet. Üstelik aşık falan ya da kötü şartlarda yaşayan biri de değildi. Söz konusu sanatçı Müslüm Gürses olunca insanın üzerinde böyle garip etkileri olabiliyordu.

Şarkının YouTube yorumlarından biri şöyle:

Müslüm Gürses dinlemiyorsanız çok şey kaybediyorsunuz, ama dinliyorsanız zaten çoktan kaybetmişsinizdir.😔⛅

Oysa o vakte kadar ben Müslüm Gürses’i hiç “ciddi ciddi” dinlememiştim. Hani bazen bir mağazaya gidersiniz de arka planda çalan şarkıyı hiç dikkate almadan işinizi bir an önce bitirmek istersiniz ya, Müslüm Gürses de esnafların fon müziğiydi ve ben onu hiç dikkat etmeden sadece “duyarak” fark ediyordum. Bu durum bende garip biz mahcubiyete sebep oldu. Müslüm Gürses’in seveninin çok olduğunu biliyordum ama insanları bu kadar etkileyebileceğini anlamsız bir kibirle izliyordum. Geleneksel medya bize hep arabeski kötü, tu kaka olarak anlatıyordu. Arabeski dinleyen tayfa ise genelde gariban, işçi ve okumamış kesimdi. Öyleyse okumuş insanlar için böyle bir müzik tarzı asla uygun değildi. En kötü ihtmalle pop ya da rock falan dinlenilmeliydi. Oysa Müslüm Gürses konserlerinin önünde bugün kağıt mendil satan çocuk stereotype’ı ile değerlendirdiğimiz insanlar paket paket jilet satıyorlardı. RTÜK de o zamanlar şimdiki gücüne sahip olmadığından, çocukluğum, Müslüm Baba’nın konserinde kendilerini o satılan jiletlerle kesecek kadar kendinden geçen insanların haberleriyle altüst olmuştu. 90’larda çocuk olanların büyük bir çoğunluğu eminim ne demek istediğimi çok iyi hatırlayacaklardır.

 

 

Yukarıda izlediğiniz video olayın çok daha yumuşatılmış haliydi. Oysa konserlerde gerçek anlamda kan gövdeyi götürüyordu. Okumamış, cahil, madde bağımlısı diye hor görülen insanlar, yaşadıkları karşılıksız aşkları, ihanetleri, çaresizlikleri yeterince ifade edemiyorlar diye kendi durumlarına sözcü olarak Müslüm Gürses’i seçmişlerdi ve Müslüm Baba da şarkılarındaki sözlerle adeta bir çığlığa ağız oluvermişti. Dönemin en popüler özel kanallarından biri olan Show Tv de haber bültenlerini Reha Muhtar‘a emanet edince olan oldu ve uzunca bir dönem kendini jiletleyen gençler ülkenin gündemine oturdu.

 

 

Açıklamalarıyla kamuoyu oluşturacak birçok medyatik isim, bu olaylar karşısında Müslüm Baba’yı eleştirdi ve yanlış hatırlamıyorsam o da bir süre konserlerine ara verdi. Müslüm Gürses o kadar vurucu sözlere sahip şarkılar seçiyordu ki, derdi olmayan insanlar bile bizim Ahmet’in de dediği gibi dert sahibi olup kendinden geçebiliyordu. Müslüm Baba’nın şarkılarında geçen birçok cümlenin kimseye eyvallahı yoktu. Baba’nın seslendirdiği birçok şarkının söz yazarlığını yapan Ali Tekintüre de yıllar sonra “Arabesk, halin arzıdır; yılgınlık değil.” diyecekti.

Bakın ekşi sözlük’te neler seçmişler bu konuda:

herkesin acısı, sevgisi kadar


cehennem dertleri var cennetimde,
ben yaşarken ruhum öldü içimde. 


düşüren kim bu aşkı dillerden dile
isyan eder oldum şansa kadere
aynalar yaşlanmış gösterse bile
yaşanmadan geçen yıllar utansın


dinleyin geceler, duyun sesimi,
benden daha yalnız değilsiniz ki 
nedir bu karanlık, nedir bu sessizlik 
benden dertli değilsiniz ki.


kul kaderini yaşar
bahtında ne çıkarsa
düşmez kalkmaz bir allah 
unutma sakın evlat. 


kim bilir kimler var şimdi kalbinde
sen beni unuttun çoktan belki de
ben hala yaşarım eski günlerde
her şeyde sen varsın unutamadım


her derdi zevk olmuş ağlayanlar var 
dünyanın kavgası susmayanlar var 
hasret içimizde yanar kor olur 
şu bozuk düzeni kurmayanlar var


sen olmasan yanımda avutamam kendimi,
dört kitaba dil olsam anlatamam derdimi

.

.

.

diye uzayıp gidiyor.

 

Aşk Tesadüfleri Sever
Aşk Tesadüfleri Sever

Kimsenin Müslüm Gürses’in o ikonik tarzına söyleyecek sözü yoktu. Ama koca bir nesil de toplumun gözleri önünde eriyip gidiyordu. 2000’lerin başında Müslüm Gürses yine kimsenin yapamadığını yapıp Türk müzik sektöründeki en marjinal dönüşlerden birine imza atarak bir Teoman şarkısını -bana göre- Teoman’dan çok daha iyi söyleyerek tüm memlekette şok etkisi yarattı. PARAMPARÇA.

Baba, nabız mı ölçüyordu yoksa adım adım değişiminin zeminini mi hazırlıyordu bilmiyorum. Ama o kadar pozitif eleştiri aldı ki, öncesinde yaşananlar için sulh olmak namına doğru yolda olduğunu fark etti. Sonrasında Kenan Doğulu şarkıları, Murathan Mungan’ın seçkisi falan derken Müslüm Gürses adeta zamana meydan okurcasına buradayım diyordu. Tarzıyla, duruşuyla birçok insanın dikkatini çekmeyi başaran Müslüm Gürses’in eski şarkıları da tekrardan kıymete bindi haliyle. Şimdiyse daha düne kadar arabesk hakkında ağzına geleni söyleyenler, baldırı çıplak birkaç kadına eşlik ederek Müslüm Gürses şarkıları söylüyorlar.

Şarkı sözleri ve tavrıyla onu Leonard Cohen’e benzetenler de hiç azımsanmayacak kadar çoktu. Evet belki şarkı sözleri dolayısıyla tarzları benziyordu ama Müslüm Gürses’in oldukça hazin olan hayatı, onu benzersiz kılmaya yeter de artardı bile. Hayata gözlerini yummadan önce hak ettiği değeri görme şerefine nail olan Müslüm Gürses’e her ne kadar eski dinleyenleri gizli bir buruklukla veda etse de 2013’teki vefatı bam telinden Baba geçen herkesi sokaklara dökmüştü.

Müslüm Gürses'in cenazesi (Foroğraf Murat TAMAY)
Müslüm Gürses’in cenazesi (Foroğraf Murat TAMAY)

Siz de benim gibi Müslüm Gürses’i sonradan tanıyacaklardansanız, ön yargılarınızı bir tarafa koyun ve mutlaka rahmetlinin şarkılarına bir şans tanıyın. Ayrıca vefatından sonra 5 yıl sonra Warner Bros Türkiye dağıtımıyla bu sene Müslüm adıyla hayatının anlatılacağı bir filmin de vizyona gireceğini Müslüm Gürses sevenlerine duyurmuş olayım. Nasıl bir şey olacağını merak edenler için filmin fragmanını ekleyerek yazıma son vermek istiyorum.

Saygı ve sevgilerimle.

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

code

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.