80’ler, pop kültürünün gelişmesi açısından harika zamanlardı. Disko ölmüştü ve film dünyasının da yeni standartları Star Wars ile belirlenmeye başlamıştı. Her şeyden öte evrenin koruyucusu olan He-Man diye bir kahramanımız vardı. Kahramanımızın her yarım saatlik bölümünde evreni farklı bir kötülükten kurtarmasını zevkle izlerdik ama öyle gereksiz 5 çizgi film vardı ki onlara harcanan her kuruş, israfın ta kendisiydi. Madem yayından kaldırıldılar, o zaman bu yapımları, rezillik sıralamasına göre sıralayalım.

#5 Rambo

Rambo’yla “İlk Kan”da tanıştık. Zamanın standartlarına göre salt şiddetten öte psikolojik sorunları olan asker John Rambo sivil hayata bir türlü alışamamıştır. Vietnam savaşının sonuçlarını bir türlü sindirememiş askerimiz Rambo, kendine yeni bir yol seçmek için bir kasabaya uğrar ve bölgenin şerifi ile takışan Rambo için ikinci savaş başlar. Ama Rambo böyle zamanların adamıdır. Sizin cehennem dediğiniz yere o evim der!

Tabii böylesi bir hikaye çizgi film dünyası için harika bir demet senaryo malzemesi sunar. İçinde psikolojik sorunlar, ölümler, patlamalar, şiddet, kan, yani o dönem ne prim yapıyorsa her şey vardır. Ama yapımın çizgi filmi öyle fiyasko oldu ki Amerikan Kahramanlık içgüdüsüyle yanıp tutuşan Birleşmiş Devletler vatandaşları bile çizgi filme katlanamadılar. Bu da çizgi filmin listemize 5. sıradan girmesine neden oldu.

#4 Beetlejuice

Sitemizde de incelemesini yazdığım yapımlardan biri olan ve ülkemizde de Beter Böçek diye haddinden fazla saçma bir çeviri ile yayınlanan Beetlejuice, çizgi filmi bir o kadar gereksiz yapımlardan birisiydi. Yapımcıların aç gözlülüğünden olsa gerek, içindeki farklı mizah anlayışı ile çocukların da seveceği düşünülen çizgi film (en azından benim için) kanal değiştirme sebeplerinden birisiydi. Nedense çocukların ilgi alanında, ölü insanların dünyadan sonraki hayatları yoktu. Hatta onların değimiyle bu durum “creepy” denilen iğrenç ötesi bir duruma  sebep olmuştu. Bu da, çizgi filmin neden bu listede olduğunu anlatmaya yeterli olur sanırım.

#3 RoboCop

RoboCop, her ne kadar benden önceki neslin filmi olsa da küçüklüğümün baş köşesindeki yerini hak eden bilim-kurgu filmlerinden birisiydi. Konusu da gelişen yarı iletken teknolojisiyle aklını kaybetmeye ramak kalmış dönemin bayağı bir ilgisini çekmişti. Terör örgütleri tarafından hunharca öldürülen polis memuru Alex Murphy, yeni geliştirilen bir teknoloji için denek olur. Yarı insan, yarın robot olan bu kusursuz polis, kötüleri durdurmaya kaldığı yerden devam eder. Film çok beğenilmişti. Çünkü günün film yapımcılığını zorlayan bir atmosferde geçmesi gerekiyordu ve yapımcılar da bunu başarabilmek için ellerinden geleni yapmıştı. Belki de bizim gözümüze hoş gelen şey de oydu. Bunun çizgi filminin yapılması ise, beyaz perdede oluşturulmuş o büyüyü bir anda bozdu ve çocuklar da dahil olmak üzere kimsenin ilgisini çekmeyen bir çizgi filme dönüşüverdi. Kimsenin bir çizgi filmde görmek istediği bir şey değildi yar insan yarı robot bir polis. Hele hele Iron Man gibi bir efsane dururken…

#2) Godzilla

Bir Godzilla faciası vardı ki sormayın a dostlar. Filminin yeterince kötü olması yetmezmiş gibi bir de çizgi filmi çekilmişti ki durum içler acısıydı. Japonya menşeli sanaryo, Hollywood yapımı, nükleer problem konulu nereden tutarsanız orası elinizde kalan, gelmiş geçmiş en rezil yapımlardan birisiydi Godzilla. Belki izlemişsinizdir, bizim Dünyayı Kurtaran Adam var ya, burada Dünyayı Patlatan Dino’yu izlemiş benden önceki nesiller. İyi ki öylesi bir işkencenin tüm dünyaya sunulduğu zamanda yaşamamışım…

#1 Chuck Norris

Küçüklüğümde (ki 80’lerinde sonunda 90’ların başında çocuktum…) bizi en çok cezbeden film türlerinden birisi de uzak doğu savaş sanatlarını konu alan filmlerdi. O zaman etraf Bruce Lee klonlarıyla dolup taşmıştı, Jackie Chan diye farklı dövüş tarzıyla bir aktör vardı ki ortalığı kasıp kavuruyordu. Bütün bunlar arasında uzak doğulu olmayan ama en az onlar kadar bu savaş sanatlarına hakim sarışın Amerikan bir akötür çıkageldi. Chuck Norris!  Bu adam neredeyse hiçbir filminde dayak yemez, bilakis kötü adamları irice bir hayvan sudan gelene kadar döverdi. Sadece bir seferinde Bruce Lee miydi yoksa ona benzeyen başka biri miydi bilmiyorum, o zamanki deyişimizle Çak Noris’i bir güzel benzetmişti. Ama hiç rol yapamazdu bu abimiz. Sürekli olarak pick-up’ına atlar bu orman senin şu kasaba benim dolaşır kötü adamları döverdi. Ama bildiğiniz kereste gibi bakardı. Rol namına zerre yeteneği olmayan, zamanın dövüş filmi boşluğu tamamlamış kıllı bir abimizdi.

Baktılar film çekerek bu pastadan yeterice büyük bir lokma yiyemeyecekler. O zaman yapımcıların aklına şahane bir fikir geldi. Hiç rol yapamayan bu adamın çizgi filmini yapalım dediler. Nedense bu adamın çizgi filmleri de kendi oyunculuğu kadar kötü oldu. Kendi edebinde, adabında olan Çak abi filmlerinde kendi deyimleriyle “gay” bir siluetle karşımıza çıktı. Herhalde hiçbir çizgi film, Chuck Norris’inki kadar gereksiz olamazdı. Ama yine de unutmayın! Bir yerde bir kötülük varsa, Texas Ranger mutlaka onu bulacaktır!