5 yaşınadaki yeğenim her gün çizgi film diye başımın etini yiyince, izlediklerine katlanamadığımı farkettim. Bu durum da bende garip bir duygu seline kapılmama sebep oldu. Zira ben onun yaşındayken televizyon başında yayınlanacak olan çizgi filmi kaçırmamak için yapmadığım şey kalmıyordu. Yanlız ortada bir kalite farkının olduğu kesin. Yani daha açık olmak gerekirse, günümüzde yaşanan animasyon enflasyonunun kaliteyi düşürdüğü de yadsınmaz bir gerçek. Şu anki yapımlar arasında çocukları düşünmeye sevkedecek, belli bir senaryosu olan, karakterleri belli bir çizgide hareket eden ve verilecek kararlar için bireylerin kendilerini onların yerine koyup empati yaptıracak bir yapım gördüğümü hiç sanmıyorum. İçinizden geçenleri duyar gibiyim 🙂 Tamam, çifgi filmler eğlencelik yapımlar, izlesinler, gülsünler, hayal dünyaları gelişsin ama lütfen biraz da düşünsünler. Geşmişte yayınlanan ve bu tanıma belki de ençok uyan çizgi filmlerden birini olan Road Runner’ı ele alalım. Sıf çakal W. Koyote yüzünden ciddi ciddi fizik eğitimi aşkıyla yanıp tutuşan ben ile günümüz saçmalıkları arasında hiçbir katkısı olmayan çizgi filmlere mecbur çocukları görünce yemin ederim içim acıyor.

Yine de bu kötü atmosfere rağmen ikili ilişkileri ya da çalışılacak geleceği en iyi yansıtan yapımlar arasında benim için  “tamam olmuş bu” dediğim bir Spongebob Squarepants’den  (Sünger Bob Kare Pantolon) başkası da yok açıkçası. En azından benim için sevgili okur 🙂 Umarım yanılıyorumdur. Bir sonraki yazıya dek, görüşmek üzere.