Van Gogh. Deli? Dahi? Belki her ikisinden de biraz. Belki dahilik deliliği getiriyor ya da delileri dahi mi sanıyoruz? Bence o bizden biriydi. Biz kimiz sorusunun cevabı sizde. Hani bazı insanlar vardır keşke bir zaman makinemiz olsa da onları görebilsek, onlarla zaman geçirebilsek diye hayal kurarız. İşte Van Gogh benim için öyle biriydi. Yaşadığı dönemde tanınmayan, ölümünden sonra meşhur olmuş biri. Şansızlık belki. 27 yaşında sanat hayatına başlayıp, 37’sinde tüm renkleri kucaklayan bu insan, kısa süren hayatında 2000’den fazla eser bıraktı bizlere. Belki de bir şeyler anlatmaya çalışıyordu. Eserlerine değil belki de gözlerinin içine bakılmasını istiyordu. Belki sırf bu yüzden birçok otoportresi var. Hepimiz gibi kendi yalnızlığında yaşamış ve bu yalnızlıktan sıkılmış biri. Belki de sırf bu yüzden dayanamayan bir insan.

Hepimiz ”Yıldızlı Geceleri” biliriz. Onun gözlerinden Saint-Remy manzarası. Şimdi onun için yazılmış bir eserden bahsetmek istiyorum. Don Mclean’ın Vincent şarkısı ya da daha çok bilinen ismiyla Stary-Stary Nights. Don Mclean 1945’te dünyaya gelmiş, günümüzde çok tanınmayan, ses rengi Van Gogh’un eserleri gibi sade ve farklı olan biri. Daha önce duymadığım bir ses rengi var. Benim müzik paletimde yeni bir renk. Belki onu benim için değerli bir sanatçı yapan bu. Şuan 71 yaşında olan Don Mclean’ın 20’ye yakın albümü var. En bilineni ve döneminde meşhur olanı ”American Pie” albümü. Bu albümün içindeki American Pie şarkısı sanıyorum onun en çok tutulan şarkısı. Şarkılarını dinledikten sonra ona eşlik etmekten kendinizi alıkoymak zor. Şarkıları birbirine aslında benziyor ya da en azından benim sıkça dinlediklerim birbirlerine benziyorlardır. Deniz kenarında güneşin batışını yalnız izlemek gibi şarkıları. Hani o birinin yanınızda olmasını istersiniz ya, işte aynen öyle bu şarkıları dinlemek. Tabi bazı şarkıları da bir anda sizi yerinizden kaldırıp dans ettirebilir.

 

 

American Pie

Vincent

Babylon

Winterwood

 

Sister Fatima

Grave