Bundan birkaç gün önce can sıkıntısından, Rogue One’ı da izlemenin gazıyla saatlerce süren bir Star Wars maratonu yapmıştım. O sırada yine Carrie Fisher’ın güzelliğine hayran hayran bakakalmışken, açtım hakkında bir dünya şey okudum, “vay be, ne güzel kadınmış yahu” şeklinde nidalar eşliğinde kendi kendime ona olan hayranlığımı dile getirdim. Aynı gecenin ilerleyen saatlerinde haberlere göz atarken kadının uçakta kalp krizi geçirdiği haberine denk geldim. “Ahhah!” dedim, ben maşallah dedim ya, bu kadın kesin gidici. Sonrasında da beklenen haber geldi ve Carrie Fisher’ın 60 yaşında hayatını kaybettiğini öğrendik.

2016 yılının maşallahı var. Resmen patoz gibi ortalığı dağıta dağıta gidiyor. David Bowie, Muhammed Ali, Prince, Alan Rickman, Leonard Cohen ve Goerge Micahel derken gönüllerin Piremsesi Leia da alıp gitti. 2016’ya nefretlerimizi ileterek duygulara tercüman olan bir twit paylaşmak istiyorum.