Yansıma

Please log in or register to like posts.
News

Geç yatılmış kaygısız bir gecenin elbette sabah uyanışı da kaygısız olur. Uykusunu aldığını zannederek, uyanıp yatağından kalksa da bir kaç saat daha uyuyabileceğini düşündü. Uyusa dahi, uykusunu alamayacağını biliyordu. Damlayan musluğu şelaleye döndürdü. Aynaya baktı. Yüzünü yıkadıktan sonra bir daha baktı ve musluğu yeniden damlamaya bıraktı. 

Aynaya bakıp kendini beğenmediği zamanlar geliyordu aklına. Her aynaya baktığında bir düşünce vardı. Daha çok benlik ve var oluş kaygısıydı. Bunlar dertsizlikten miydi yoksa asıl dertler miydi kendisi de bilmiyordu. Yine de kafa yoruyordu.

Günün zorunluluklarını yerine getirmeliydi. Bir bedeni vardı ve kahvaltı yapmalıydı. Hemde öğlen saat 12 de… Kendince homurdanan buzdolabını açtı. İçi ne boş sayılırdı ne dolu. Atıştırmalık bir şeyler çıkarttı. Öğünü geçiştirdi. Şimdi işine koyulabilirdi.

Ama neydi işi, bunca zamandır ne yapmıştı ki? Yaptığından keyif almayan insanlar için yapmaları gereken şeyler daima tembellikleri olur. Hayata karşı tavrı vardı şu sıralar veya hayatın ona karşı.

Ne yaptığını nasıl geçtiğini bilmeden akşam oldu. Keyif de almadı ama saatler saniyeler gibi geçmişti. Saniyeleri yaşadığı zamanlar vardı. Bir saatin bütün saniyelerini saydığı zamanları anımsadı. Nereye gitmişti o anlar? O heyecan da mı tavır almıştı ona?

Mahalle bakkalına gitti. Her şey büyük markettekilerden bir lira daha pahalıydı. Ekmek hariç. O her zaman 1 liraydı. Bakkal sahibinden pek hoşlanmazdı.. Huysuz kendine müslüman adamın tekiydi. Kredi kartıyla sigara satmazdı. Dükkanın girişinde bir yazı vardı “yeniden gireceksen çıktığın kapıyı çarpma!”.Kendi halinde bir adamdı belkide. Hiç halini hatırını sormamıştı. Sırf rekabet edebilmek için mallarını satması gerekenden ucuza satıyordu belkide. Sormadan asla bilemeyecekti. Ama sormayacaktı da.

Eve poşetlerle girdi. Kimseye eyvallahı olmayan dizi karakterini seyretmeye koyuldu. İnsan böyle yaşayabilir miydi gerçekten.

Saatler yine ilerlemişti. Gün boyu evde durmaktan sıkılmıştı. Dışarı çıkıp bir hava alayım, kahve de içerim dedi.

Sokağa çıktı, saate göre kalabalık sayılırdı. Kahveciye girdiğinde içerinin sakin olduğunu görmek ona huzur verdi. Kasiyer tezgahı temizlemeye koyulmuştu. Yorgun görünüyordu. Kaç kişi, kimlerle, ne muhabbetler etmek için ondan kahve istemişti. Kaç latte hazırlamıştı, kaçı aromalıydı kim bilir. Kasiyer kendisini görünce tezgahı temizlemeyi bırakıp kasaya yöneldi. Ne istersiniz sorusunun cevabını bir türlü bulamıyordu. İstediği çok şey vardı ama öncelik sırasına bile koyamazdı. Latte söyledi ödemesini yaptı ve bekledi. Kasiyer sanki hiç tezgahı temizlememiş gibi tezgaha dökerek siparişi hazırladı afiyet olsun demeyi de eksik etmedi.

İçeride “sote” bir yer buldu ve etrafı gözlemlemeye başladı. Sürekli fotoğraf çeken story atan bir grup vardı. Hayatlarını instagram yaşıyordu sanki. Gözlemlemeye değer bir şey yoktu. Birbirlerinin gözlerine hayranlıkla bakan çifti gördü. İkiside gülümsüyordu. Mutluluk nedir diye düşündü.

Mekan sahibi gibi oturanlardan hiç haz etmezdi. Yayıla yayıla otururlar bağırarak konuşurlardı hep. Böyle bir kahvecide bu saatte bile vardı onlardan bir tane. Bir işten bahsediyordu. Anlatırken ağzından köpükler saçıyordu sanki. Etrafında onu dinleyip onaylayan takımı da hazırdı.

Kafasını çevirdi mekandan dışarı baktı. Camdan içerinin yansımasını gördü. Kendine baktı. Yalnızdı.

Yalnızın odasında İkinci bir yalnızlıktır Ayna. Yalnızın Durumları X – Özdemir ASAF

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

code

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.