Yayınlandığı ilk günden beri çok konuşulan ve bir kitap uyarlaması olan yeni Netflix dizisi 13 Reasons Why’ı yazacağım bugün. Genelde size taze mahsul değil, yıllanmış şarap sunarım ama bu yeni diziyi bir kenara atmak istemedim. Yazı eser miktarda spoiler içerir, şimdiden uyarıyorum.

Aslında dizi o kadar gündem oldu ki konuyu az çok hepiniz biliyorsunuzdur diye düşünüyorum. Ana karakter olan Hannah, bir gün aniden arkasında 7 kaset bırakarak intihar ediyor. Her kasette intiharına sebep olan şeyi ve bunun hayatının daha da kötüleşmesine nasıl sebep olduğunu anlatıyor. Normalde olayları anlatma biçiminden dolayı sürüklemeyecek olan dizi, bir şekilde diğer kasedi merak etmenizi sağlıyor ve iki günde sezonu bitiriyorsunuz. (Bu arada dizi ikinci sezon onayı aldı ama bu kez neyi işleyecekleri büyük merak konusu çünkü ana karakter Hannah öldü.)

Öncelikle en büyük yanılgı ve beraberinde getirdiği önyargı 13 Reasons Why’ın bir ergen dizisi olduğu yönünde. İzleyene kadar ben de öyle düşünmüştüm ama böyle olmadığını kesinlikle söyleyebilirim. Dizi ergenlikte yaşadığımız küçük -ama büyük- flört yangınlarını ya da “kimse beni anlamıyor lanet olsun” gözyaşını anlatmıyor.

Diziyi bir noktada fazla öğretici bulabilirsiniz, çünkü her kasette gençlik açısından sorun olan bir konuya değinilmiş ve bunu olduğu gibi anlatmışlar. Bunun sebebi yapımcıların gerçeğe bağlı kalma arzusuymuş. Ama yine de -daha önce de dediğim gibi- izlemeyi bırakamıyorsunuz, bu açıdan devamlılığı çok güzel sağlamışlar.

Dizide sadece lisede yaşanan zorbalıklar ve zorluklar değil, ebeveynlerin bu süreçteki tepkileri de anlatılıyor. Örneğin, sosyal medya zorbalığı ebeveynlerin asla anladığı bir durum değil. Bu yüzden gençler bu konuda yaşadıkları sıkıntıları aileleriyle paylaşma taraftarı değil. Her şeyden önemlisi şu ki; ergenken yaşadığın acılar sonsuza kadar sürecek sanıyorsun, bu yüzden acı çekme durumundan kurtulma arzusu da çok yüksek oluyor.

Hikaye asla nazik değil. Size sorular soruyor, yorum yapmanızı istiyor. Diyorsunuz ki ilk bölümlerde gülücükler saçan Hannah nasıl oldu da bu aşamaya geldi? Kasetlerde anlatılanlar intihar etmek için geçerli sebepler mi? O bunu yaptı mı şu şunu söyledi mi? Yoksa Hannah fazla mı kırılgan? Yargılamanıza izin veriyor ama en sonunda düşüncelerinizden bir miktar utanıyorsunuz. Dizinin bir güzel tarafı da Hannah’ı hiçbir suçu olmayan bir mağdur yerine koymaması. Koca bir mağdur edebiyatı izlemiyorsunuz yani, aksine bütün gençleri birey olarak kabul eden bir yaklaşım var.

Dizide en çok değinilen konu lisede yaşanan zorbalık ve buna maruz kalan insanların hissettikleri. Bunu işlerken kurduğumuz en anlamsız cümlenin ya da en küçük hareketimizin insanların hayatında neleri etkilediğini görmemizi istemişler.

Ama işlenen bütün konular arasında benim dikkat çekmek istediğim bir nokta var ki; o da rıza mefhumu. Rıza; kişinin belli bir davranışı özgür iradesiyle sözlü ve ya bedensel ifade yoluyla onaylamasıdır. Bu kavram cinsel davranışlar çerçevesinde de kullanılır. Çünkü cinsel davranışın başladığı an kişiler için son derece farklı olabilir, bu yüzden rıza aynı zamanda iletişim, çok soru sorma, birbirini dinleme ve birbirlerinin sınırlarına saygı gösterme anlamına da gelir.

Daha önce rıza gösterilen bir cinsel eylem her tekrarlandığında rıza olacak demek değildir. Eğer herhangi bir noktada rıza geri çekilmiş ya da devam etmek için sürdürülmemişse bu da hayır demektir. Her şeyden önemlisi sessizlik bir rıza göstergesi değildir ve hiçbir zaman evet anlamına gelmez.*

Cinsel anlamda kurulan ilişkilerde karşı tarafın neyi istediğinden/istemediğinden ve ya istiyorsa bile neyi ne kadar istediğinden emin olarak hareket etmek gerekiyor. Yukarıda anlattıklarım cinsel ilişkiyi tecavüzden ayıran ve çoğunlukla ilişkilerde ıskalanan ayrıntılar. Cinselliğin yeni keşfedildiği ve bir o kadar da yoğun yaşandığı ergenlikte bunları yeterince bilmiyor oluyoruz.

Deneyimsizliğin ve bilgisizliğin verdiği şaşkınlıkla istemediğin halde hayır diyememek ya da yapmak istediğini sanmak çok sık yaşanan bir durum aslında. Genellikle karşı taraf da net bir direniş, karşı koyuş veya hayır kelimesi duymadığı için rızanın olduğunu varsayıyor.

Ama sağlıklı ilişkiler kurabilmek için bütün bunların açıkça konuşulması gerekiyor. Gerekirse “İstiyor musun?”, “Bunu yapmak istediğine emin misin?” diye açıkça sormalıyız. Rızanın her daim var olduğu veya her şey için var olduğu düşüncesiyle hareket etmemek gerekiyor. Bu yazı rıza meselesinin öğrenilmesi için yeterli değil tabi ama temel noktaları anlamak o kadar da zor değil. Sadece durup, “karşı taraf bunu ne kadar istiyor/istiyor mu?” diye düşünmek ve bunu sormak gerekiyor.

Toparlayacak olursam, başlıkta sorduğum 13 Reasons Why’ı neden bu kadar sevildi’ye cevap olarak şunları söyleyeceğim; Dizi lisede zorbalığı, en ufak davranışınızın insanların hayatını nasıl etkileyebileceğini ve (benim için) en önemlisi ilişkide rıza mefhumunun ne olduğunu gençleri birey olarak kabul eden bir yaklaşımla çok güzel anlatıyor. Amerika gibi lisede ve üniversitede tecavüz olaylarının çok yaygın olduğu bir gençlik için bayağı öğretici bir dizi. En azından bu tartışmayı başlatmış olmasına ben sevindim. Çünkü cinsel şiddet ancak konuşuldukça çözülebilir, dizi de kitlelere ulaşma gücünü kullanarak bu tartışmayı kamusal alana yayıyor. Dizinin ergen dizisi görüntüsüne rağmen bu kadar tanınması ve yayılmasının sebebi de bu bence. Umarım ben de güzel tanıtabilmişimdir, bir sonraki yazıda görüşmek üzere…

*http://cinselsiddetlemucadele.org/kavramlar-sozlugu/

-Bu konuda daha ayrıntılı bilgi edinmek için lütfen linki takip edin: http://cinselsiddetlemucadele.org/2016/06/26/kavram-tartismalari-2-arzu-riza-ve-riza-insasi/

**Son olarak diziyi izlememi sağlayan ve benimle saatlerce dizi üzerine tartışan Büşra’ya teşekkür ederim.