Konuşan hayvanlar, klişe Hollywood hikayesi, canlı renkler, gözleri kocaman animasyon karakterler ve Disney. Bu anahtar unsurları yan yana getirince çoğumuzun aklında aynı şey canlanıyor sanırım, “sıradan” bir Disney animasyonu. Ama bu sefer birçoğumuz yanıldık, en azından ben çok büyük yanıldım. Bu peşin hükmümden kaynaklı pişmanlığımı tarihe not düşüp sizlerle Zootopia hakkında konuşmak istiyorum. Künyesinden bahsetmeye filmin isminden başlamak istiyorum, çok tatlı bir “ütopya” kelime oyunu olan bu ismi (maalesef yine) Türkçe’ye çevirirken çok ilginç tercihlerde bulunmuş yetkili abiler ve ablalar. Tamam ben de Zootopia gibi bir ismin taşıdığı kinayeyi muhafaza ederek çevirmenin kolay olmadığının farkındayım fakat Zootropolis: Hayvanlar Şehri ismini seçmek niye? Zootropolis nedir yahu? Hadi bulamadın güzel bir alternatif, Zootopia gibi özünde anlamsız bir kelime yerine bambaşka bir anlamsız kelime olan Zootropolis’i türetip ismin taşıdığı göndermeyi katledeceğine bırak Hayvanlar Şehri Zootopya olarak ver ismi. Bu sebeple ben de film hakkında yazarken filmin İngilizce asıl ismini tercih ettiğimi belirtmeliyim. 2016 yapımı olan filmimizin yönetmenlerine bakacak olursak çok renkli bir manzarayla karşı karşıya kalıyoruz. Bir yanda Tangled gibi yine çok beğenilmiş bir Disney animasyonunu da yönetmiş olan Byron Howard, diğer yanda ise yine sevilen bir Disney animasyonu olan Wreck-It Ralph‘in yanında The Simpsons ve Futurama gibi efsaneler efsanesi serilerin de birkaç bölümünü yönetmiş olan Rich Moore var. Hasılı, önümüzde Disney ile çalışıp başarılı işlere imza atmış ve ünü animasyon dünyasından taşıp tüm gezegende yankılanmış ve hala yankılanan serilerde çalışmış yönetmenler var. Peki bu kez hikaye ne? Acaba Disney bize neler anlatmaya çalışıyor?

Judy Hopps

Dürüst olmak gerekirse yakın zamanda çıkan hiçbir Disney animasyonunu izlemedim, izlemediğim gibi merak dahi etmedim. Çünkü yazının en başında bahsettiğim gibi Disney benim için klişe Hollywood tipi animasyon açıklamasını yapmaya üşendiğimde kullandığım bir kısaltma gibiydi, o kadar nettim yani bu konuda. Ekşisözlük ve çeşitli sanal mecralarda Zootopia ile ilgili onlarca olumlu izlenim ve yoruma denk gelince durup bir düşündüm açıkçası, tamam genel kanı iyi yönde olabilir ama Ekşisözlük’te elindeki Esen Yayınları 9. Sınıf Fizik Konu Anlatımlı kitabı ile Interstellar gibi bir şaheserin bilimsel altyapısını “gerçekçi” bulmadığını ifade eden ve bu yaptığının en hafif tabiri ile kabalık olduğunun farkında olmayan bazı memeli hayvanlar da vardı. Neyse, sonunda dayanamayarak ve açıkçası biraz da risk alarak filmi izledim. Tek kelimeyle bayıldım, bir an dahi sıkılmadan ve merakımı kaybetmeden tek solukta izledim Zootopia’yı.

Yazının ilerleyen kısımları seyir zevkini kaçıracak detaylar yani spoiler içerebilir.

Hikayemiz insan gibi bir canlının asla var olmadığı, bunun aksine bildiğimiz diğer hayvanların evrimleşip “medenileştiği” ve modern bir toplum kurduğu bir dünyada geçiyor. Bu dünyanın kalbi de Zootopia şehri, hatta direk filmden aktarmam gerekirse “av ve avcının birlikte ahenk içinde yaşadığı” şehir. Bu nokta önemli. Çünkü bu hikayenin başlangıç noktasının biz insanlarınkine pek benzer olduğunu fark etmişsinizdir, eh bu durumda filmde sunulan av-avcı yada diğer sınıflandırmalar bizim dünya algımızdaki salakça kutuplaştırma ve kategorizasyonlara bir gönderme bana göre.

Bunu bir kenara bırakarak olay örgüsüne dönmek istiyorum. Hikayemiz Judy Hopps (swh) adında dişi bir tavşanın polis olma isteğiyle başlıyor, fakat böylesine ütopik bir dünyada dahi o ana kadar narin, tatlı, ufak ve savunmasız bir tavşan polis olmayı denememiş dolayısıyla Judy de çevresindeki herkesten bu hayalinin imkansızlığına dair nutuklar dinlemek zorunda kalıyor. Hatta burada dikkatimi çeken bir şeyi de paylaşmak isterim. Judy bu hayalini dile getirmeden birkaç saniye önce bir başka hayvan (tabii ki erkek) astronot olmak istediğini söylediğinde kimse ona gülmüyor yada hayalinin imkansız olduğunu anlatmaya çalışmıyor. Peki bu durum bize neyi anımsatmalı? Benim aklıma özellikle toplumsal cinsiyet rolü açısından kadının çoğu iş kolunda maruz kaldığı mobbing geliyor, pek tabii mobbing onlarca büyük sorundan sadece biri. Bu konuya girersem çıkamayabilirim çekincesiyle usul usul filme geri dönmek istiyorum. Bu çok güzel eleştirilerden demet demet sunuluyor bize film boyunca ve açıkçası bunu çok keyifli bir şekilde yapıp ayarını da tutturabilmişler. Filmin yükseldiği ve finale giden yolda son düğümlerin atıldığı temel noktanın dahi böyle bir eleştiri üzerinden kurgulanması, bu filmin eleştirmiş olmak adına eleştirmediğini de bize gösterir nitelikte olmuş.

Nick Wilde

Judy’nin çektiği zorlukları, yani hayvanlar gözünden kendi dünyamızı izlerken ikinci ana karakterimiz dahil oluyor hikayeye: Nick Wilde. Kendisi hayatını düzenbazlık ve ufak çaplı dolandırıcılıklar yaparak sürdüren bir tilki. Hikayedeki rolü ise Judy’nin kontrastı olmak deyim yerindeyse. Judy, Zootopia’da ne kadar hayalperest ve tozpembe ise, Nick bir o kadar gerçekçi ve bardağın boş tarafını gösteren bir karakter. Fakat çok zekice bir ortak noktada harmanlanan ve doğal düşman olan (tilki ve tavşan) bu karakterler enfes bir ikili oluşturuyorlar. Bir tarafta hayalleri gülünç bulunan ve kocaman hayvanların mesleğine elinin havucuyla bulaşan bir tavşan, diğer tarafta ise ait olduğu türün kötü şöhreti yüzünden olduğu gibi görünmesine izin verilmeyen ve bu sebeple göründüğü gibi olmaya karar veren bir tilki. Şimdi buraya bir parantez açmam lazım. Çoğu filmin formülü kontrast teşkil eden karakterler üzerinden gelişen olaylara dayanır, fakat ben ilk kez bir filmde bu kadar çok ikiliğe referans verildiğine şahit oluyorum. Tilki-tavşan, polis-düzenbaz, erkek-kadın, hayalperest-gerçekçi vs. neredeyse tüm karakter özellikleri batmayacak sivrilikte dizayn edilmiş.

Karakter düzeyinden geniş plana çıktığımız anda da bizi bir başka toplum eleştirisi karşılıyor. Nüfusun yalnızca %10’undan ibaret olan avcılar/yırtıcılar, nüfusun geri kalanını yönetiyor. Burada avcılar, yırtıcılar yani güçlü olanların diğerlerini yönetmesi bizim yaşantımızı parmakla gösterir nitelikte. Bu noktada güç faktörünü ekonomik yada siyasi olarak yorumlamanıza göre değişecek çıkarımlara ulaşmak mümkün.

Birçok detaydan bahsetmiş olmama rağmen emin olun “büyüyü bozacak” hiçbir detaya dokunmamaya özen gösterdim ki filmi izlemediyseniz ve bu yazıyı şu satırlara kadar okuyup filmi izlemeye karar verdiyseniz eğer alacağınız hazzın muhteşemliğine mani olmak istemedim. Hikayenin haricinde, Zootopia bir Disney yapımı olduğu için, animasyonların kalitesi üzerine konuşmak haddime değil. Film hakkında bahsettiğim onca “ciddi” mevzuya rağmen film aşırı eğlenceli. Çoğu şakaya bayağı güldüğümü hatırlıyorum, çok zekice tasarlanmış sahnelerle çok tatlı bir mizah var. Özellikle şehrin gösterildiği sahnelerdeki tabelalar bile gülümsetmeye yetiyor yer yer. Çok bilindik masallara atıflarla yapılan şakalardan tutun bürokratik eleştiri (swh) taşıyan şakalara kadar her biri geniş yelpazede sunulan ve en önemlisi gerçekten güldürebilen birçok sahne yer etti aklımda. Bu eğlencenin yanında Disney’in bazı cesur hamleleri de dikkatimi çekti. Çoğunlukla çocuklara da hitap eden bir janr olan animasyon dalında işkence denebilecek düzeyde bir sahne tasarlamış olmaları Disney’in (benim bildiğim ve alıştığım) garantici ve kalıplardan ayrılmayan tavrını kırdığını düşündürdü bana.

Zootopia

Demem o ki, ben filmi çok beğendim ve herkesin izlemesini tavsiye ederim. Hatta nerede duyduğumu yada nereden okuduğumu hatırlamadığım ama aklımda yer eden şu öneriyle yazıyı noktalayıp sizleri Zootopia ile baş başa bırakıyorum.

Ortaokul çağındaki çocuklara şu filmi izletip anladıklarını kağıda dökmelerini istesek, çıkarımlarınızı 5-6 sayfalık bir kompozisyon olarak yazın desek memleketteki sorunların hemen hemen hepsi çözülür; öyle bir film Zootopia.

Bir başka yazıda görüşmek üzere, iyi seyirler.

Zootopia (2016)
Zootopia poster Rating: 8.1/10 (220,927 votes)
Director: Byron Howard, Rich Moore, Jared Bush
Writer: Byron Howard (story by), Rich Moore (story by), Jared Bush (story by), Jim Reardon (story by), Josie Trinidad (story by), Phil Johnston (story by), Jennifer Lee (story by), Jared Bush (screenplay), Phil Johnston (screenplay)
Stars: Ginnifer Goodwin, Jason Bateman, Idris Elba, Jenny Slate
Runtime: 108 min
Rated: PG
Genre: Animation, Adventure, Comedy
Released: 04 Mar 2016
Plot: In a city of anthropomorphic animals, a rookie bunny cop and a cynical con artist fox must work together to uncover a conspiracy.