Merhabalar arkadaşlar.  Size Lars Ulrich’ten selam getirdim. Bu yazımın müsebbibi de Danimarka’lı. Neden bilmiyorum, Danimarka deyince aklıma ilk gelen isimlerden birisiydi Lars Ulrich. O yüzden böyle bir giriş yaptım, mazur görün. Malum barbarlar ve Vikinglerin diyarının ekmeğini yemek için neyi bekliyorlar merak ediyordum. Bizim dünya kadar malzememize rağmen iki CGI ile tamam olmuş dediğimiz yapımların aksine Danimarkalı kardeşlerimiz kendi kültürlerini modern ikonlarla birleştirip oldukça eğlenceli bir animasyon film yapmışlar. Açıkçası ilk ekran görüntülerini gördüğümde bir Hollywood yapımı olduğunu düşünmüştüm. Hatta kesin Dreamworks işidir demiştim ama yapımcı ülkenin Danimarka olduğunu görünce kalite konusunda bir takım şüphelerim olmadı değil ama siz de filmi izleyince oldukça keyifli çizgileri olan kendine has espri tarzı ve “yaşam” kararları olan ilginç barbarların sürükleyici hikâyesi içinde kendinizi bir anda buluveriyorsunuz.

Zira filmi eğlenceli bulduğum için bende yazma istediği uyandırdı. Oysa bu yazıyı yazacağım vakti, adından oldukça söz ettiren “Drive” filmine ayırmıştım ama bir film o kadar kötü, o kadar yavan bir sonla bitiyordu ki, “bu muydu yani?” nidalarıyla kapatıyorsunuz filmi. Ama kim bilir? Belki ileride fikrim değişir, Drive’ı da yazarım. Neyse, filme geri döneyim.

Ronal Barbaren, hikâyesi sıra dışı, benzerlerinden çok ayrılan, klişelerden arındırılmış, özgün bir eser değil. Aksine içindeki klişelerle kendince dalga geçen, eğlenceli, kaliteli bir yapım olarak karşımıza çıkmakta. Olaylar zincirinin cereyanı ise filmin başında şu şekilde aktarılmakta:

“Başlangıçta sadece karanlık vardı. Sonra karanlığın içinde iblis Zaal doğdu ve insanlık için zulüm başladı. Fakat gölgelerin içinden, tanrının kılıcı ile savaşçıların savaşçısı Crane çıkageldi. İnsanoğluna özgürlüğünü verdi ve insanlığın zaferi için onlara önderlik etti. Fakat Crane’nin kalbi bu zaferde oldukça ağır bir yara almıştı (döşünde karpuz büyüklüğünde bir delik açılmıştı sadece). Bu yara yüzünden Crane’nın kalbi yedi gün yedi gece kanadı durdu. 100 savaşçı da bu Crane’nın kanını içti ve bu kanı içen savaşçılar inanılmaz bir şekilde güçlendiler. Sonra Crane onlara baktı ve bu olanların aslında iyi bir şey olduğunu gördü ve öldü. İşte bu olay barbarları yarattı.”

Yukarıda yazdığım girizgâh aynen filmden alıntı. Olaylar ciddi ciddi anlatılıyor ama karakterlerin tepkileri bir o kadar komik iğneleyici esprilerle dolu ki yüzünüzden tebessüm eksik olmuyor. Örneğin bu kan mevzusunda bizim adamımız Ronal, sadece bir damla kan bulur ve içtiği tek damla, bir deri bir kemik kahramanımız Ronal’ın sadece üreme kanallarına “iyi” gelir. Her fırsatta savaş sebebi kollayan barbarların ise neredeyse savaşamadan esir düşmeleri de ayrı bir komedidir. Zaten bu noktada da devreye gelişmeyen kasları yüzünden aklını kullanmak zorunda kalan ortalama birey Ronal’ın kaderi anlatıla gelmekte. Çünkü her işini kas gücüyle gören barbarlar için akıllarını kullanmak çok büyük bir gereklilik değildir.

Bu yüzden de Zaar’ın yeniden doğuşu için doğru zamanı bekleyen kara süvariler barbarların bu zaafını kullanarak onları alt ederler. Bir barbar olduğuna inanılmayan Ronal da geride kalan kahraman adayıdır. İşte bu olaylardan sonra Ronal ve yol arkadaşı Alibert ile aralarına sonradan katılan Zandra ve Elf rehber Elric için maceralar ve klişelerle dolu oldukça eğlenceli serüven başlar. Filmimiz de bu yol hikâyesi aslında.

Ronal ve Elric

Ronal ve Elric

Şöyle bir düşündüm de, kayaya saplanan kılıçla excalibur’a, köye gelen müzisyene saldırı pozisyonundayken Braveheart’a, elf kılıcıyla Yüzüklerin Efendisi’ne hatta kartal gibi gören elflerin okçulukta uçanı, kaçanı affetmemeleriyle direk Legolas’a… şeklinde uzayıp giden çakılmış selamlar listesi var.

Bu arada değinmeden geçemeyeceğim bir ayrıntı var ki öncesini spoiler olmaması açısından (sıvamamak adına) yazmayacağım bir ayrıntı var; amazonların kraliçesi rolünde karakteri seslendiren Brigitte Nielsen’ın (o da bir Danimarkalı, hatta yanılmıyorsam Sylvester Stallone’nin eski eşi, yanılıyorsam lütfen uyarın) neredeyse kendisini model olarak alıp filme eklemişler. Zira kendisi Hollywood dünyasının Red Sonja’sı olarak 1985 yılında oldukça sükse yapmış. Ne demek istediğimi merak ediyorsanız Google’da arayın derim 🙂

Kırbaç efektleri arasında geçen keyifli bir 85 dakika isiyorsanız bu filmi mutlaka izleyiniz. Ama animasyon film, küçüklere hitap ettiğini düşünmeyin çünkü filmdeki birçok espri “direk” yetişkinler için düşünülmüş. Filmi izleyecekler için şimdiden iyi seyirler.

Not: Filmin ne yazık ki Türkçe versiyonu olduğunu zannetmiyorum. En azından ben görmedim. Filmi izlediğim sırada bir Türkçe altyazısı da yazılmamıştı. Ama İngilizce altyazısını rahatlıkla bulabilirsiniz. O yüzden filmi en azından Türkçe altyazı ile izlemek isteyenler biraz daha beklemek zorundalar.

Ronal the Barbarian (2011)
Ronal the Barbarian poster Rating: 6.7/10 (10,391 votes)
Director: Kresten Vestbjerg Andersen, Thorbjørn Christoffersen, Philip Einstein Lipski
Writer: Thorbjørn Christoffersen, Thorbjørn Christoffersen (idea), Kresten Vestbjerg Andersen (idea), Philip Einstein Lipski (idea), Nikolaj Arcel (storyline consultant), Mel Hagopian (adaptation)
Stars: Anders Juul, Hadi Ka-Koush, Lærke Winther Andersen, Brian Lykke
Runtime: 89 min
Rated: NOT RATED
Genre: Animation, Adventure, Comedy
Released: 29 Sep 2011
Plot: N/A