Willard

Willard

2003 yapımı hem dram hem de gerilim filmi sayılabilecek bir film Willard. Geçen gün korku filmi ararken bir IMDB listesine denk geldim, dikkatimi çekti ve izleyeyim dedim. Öncelikle filmin açık ara en öndeki unsuru, Willard rolünü canlandıran Crispin Glover’ın oldukça başarılı performansı. Vasatı aşamayan bu filme çok fazla kaçmış.

Filme gelirsek; merhum bir fabrikatörün oğlu olan Willard, toplumdan oldukça kopuk ve dışlanan bir karakterdir. İnsan ilişkileri neredeyse hiç gelişmemiş olan Willard’ın hiç arkadaşı yoktur. Evde hasta, ölüm döşeğinde bir annesi vardır. Babasından, arkadaşı tarafından alınmış olan fabrikada çalışmakta fakat babasının arkadaşı olan eleman Willard’dan tiksinmektedir. Onu herkes önünde aşağılamadığı bir gün geçirirse ölecek’ hastalığı vardır kendisinin sanırım. Willard’ın konak bozması evinin bodrumunda ise fareler cirit atmakta; Willard ne yaparsa yapsın onları uzaklaştıramamaktadır. Derken bir gün fotoğrafta da omzunda duran fareyi yakalar ve ona karşı bir sevgi beslemeye başlar. Sokrates koymuştur adını ve koyun koyuna yatmaya başlar onunla. Sokrates, çılgın fareleri kontrol altına alabilmekte ve Willard, sözünü bu farelere geçirebilmektedir. Böylece Willard’ın ordusu yavaş yavaş oluşmaya başlar. İlk terörist eylemleri patronun yeni aldığı arabanın lastiklerini patlatmaktır. Ordunun içinde öyle bir tanesi vardır ki, Ben isminde, 4-5 sıçan boyutundadır ve kemirgenlik katsayısı diğerlerinin 5-10 katıdır. Willard onu bir türlü sevememiştir fakat Ben Willard’ın gözüne girmek için her şeyi yapmaktadır. Farelerin sayısı kontrolden çıkacak seviyeye ulaşınca Willard, Ben’i 2. kolordu kumandanı olarak atayıp, fazlalık farelere yol gösterici olmasını ister (Başkumandan Sokrates tabii). Ben bu 2. adamlığı İsmet İnönü kadar bile kaldıramaz ve anarşik işlere girişir. Bütün fareleri eve sürer, Willard’ın annesini öldürtür. Willard onu kovmak için uğraşadursun, kapıdan çıkan Ben, bacadan girmektedir.

 

Bir gün işyerine Sokrates’in de ricası üzerine Ben’i de götürür Willard. Burada, talihsiz bir olay sonucu patron, Sokrates’i öldürür. Ben, Willard tarafından sevilmemesine rağmen esas oğlan oluvermiştir. Gece mesaiye kalan patronu onun komutasında alaşağı ederler. Fakat yine de Ben, Willard’ın gözüne giremez ve dışlanır.

 

Filmin bundan sonrası Ben’in intikamı üzerinedir. Willard’a emanet edilen kediyi parçalatan da odur, evi istila edip taş üstünde taş komayan da… En sonunda Willard delirir ve akıl hastanesinin yolunu tutar. Burada tıpkı Sokrates gibi beyaz bir fare bulur ve Sokrates jr. ile arkadaş olur. Henüz kafasındaki planlar bitmemiştir fakat film bitmiştir.

Sonuç olarak, gerilim filmi beklerken Fareli Köyün Kavalcısı’nı izlemişizdir lakin yine de, en başta dediğim gibi Crispin Glover’ın müthiş oyunculuğu ve (Big) Ben’in ‘oyuncuyum’ diyenlere taş çıkaran performansı, bakışları, duygusal travmaları için bile izlenebilecek bir film.