Çok tanrılı dinlerin nimetlerini sonuna kadar kullanan, zamanının fikirbaz yazarı Homeros’un vakti zamanında yazdığı ve best seller olarak uzun bir süre Ege sahillerini sallamış epik bir maceradır Troy. İşin aslı, mitolojide yaşanıp bitenlerden yaklaşık 300 yıl sonra haberdar olan Homeros, “bunca zamandır dedelerimizden, ninelerimizden dinledik, neden torunlarımızın torunları da bunları bizim dinlediğimiz gibi dinlemesinler?” diyerek kaleme aldığı hikâyedir Troy. Ve meşhur İlyada derlemesinde geçen masalsı, mitolojik hikâyeler arasında en büyük savaştır.

Homeros, az önce de belirttiğim üzere hikâyenin gerçekleştiği zamanda yaşamadığından olayları kuşaktan kuşağa, Odysseus’un ağzından dinlenmiş şekliyle nakleder.

Her ne kadar dillere destan olan girift yapısıyla akılda kalan bir savaş hikâyesi de olsa, Troy, aslen insanoğlunun kendinden sonrası için yenik düştüğü kibriyle yüzleşmesi hikâyesidir. En azından bu durum filmde mükemmel bir şekilde aktarılmıştır.

Bazen düşünüyorum da, bu sonraki nesillerce hatırlanma dürtüsü ve motivasyonu olmasaydı, insanoğlu bu kadar gelişme kat edebilir miydi? Yani egoları altında ezilen yöneticilerin belki de en kayda değer mirasları bu oldu insanoğluna. En azından Troy’da, geçilmesi imkânsız duvarlar ardına geçebilme ihtirası, aklın, bilek gücüne üstünlüğünün simgesi olarak gayet başarılı bir mesaj olmuştur.

İlyada destanından esinlenilerek senaryosu yazılan filmimiz, biraz taraflı da olsa, Grek kral Agamemnon’un bir süre sonra hırsları karşısında gerçek anlamda ezilerek Ege’nin öte yakasındaki Troy için seferi ve kendi sonunu getiren zaferini anlatıyor.

Truvalı Helen (Diane Kruger)

Truvalı Helen (Diane Kruger)

Bir barış anlaşması için Yunanistan’a giden Troy prensleri Hector ve Paris, Sparta Kralı Menelaus tarafından kusursuzca misafir edilirler. Bu konukseverliği “biraz” yanlış anlayan Paris, giderayak Menelaus’un karısı Helen’e âşık olur ve Troy’a giderken güzelliği dillere destan Helen’i de kendisiyle birlikte götürür. Bunun üzerine savaş Menelaus dolayısıyla Agamemnon Troy’a savaş ilan edecektir ama bu aşk hikâyesi sadece göstermelik sebep olmaktan öteye geçmeyecektir.

Hikâyemiz ise, adının asla unutulmaması hırsı ile yanıp tutuşan, destansı savaş taktiklerine haiz Achilles’in (adı dilimize Fransızca’dan geçmiş, Aşil diye telaffuz ediliyor) savaş alanında birebir mücadelesi (şovu adeta) ile başlamakta.

Boagrius'un Ölümü

Boagrius’un Ölümü

Achilles ki girdiği savaşlar uğruna kazanılan, girmediği savaşlar, eksikliği yüzünden kaybedilen, başına buyruk, yarı tanrı bir savaşçıdır. Yarı tanrı diyorum, şöyle ki; ölümlü bir baba olan Peleus ile bir tanrıça olan Thetis’in oğludur. Annesi Thetis oğlunu ölümsüzlük nehri Styx’de yıkarken elini suya değdirmemesi öğütlendiği için, onu sol topuğundan tutup suya batırmıştır. Sadece suya batmayan sol topuğundan vurulursa öleceğine inanınılır (yanılıyorsam lütfen düzeltin, Keşanlı Ali Destanı adlı müzikal oyunda Keşanlı Ali’nin topuktan vurulup topal kalma durumu da buradan esinlenmedir). Destana göre Achilles, topuğundan okla vurulur ama okun etkisiyle ölmez. Ok zehirlidir ve Achilles’i zehir öldürür. Geriye de tıp literatürüne kazandırılan nur topu gibi bir “Aşil Tendonu” namı kalır.

Aşil Tendonu

Aşil Tendonu

Filmde bu durum biraz daha faklı işlenir. Kralın emirlerine uymayan asi savaşçı Achilles’i, gümüş dili ve aklıyla ikna edemeyeceği kimse olmayan Odysseus savaş için ikna eder ama Achilles’in tanrılara ve kaderlerinin onlar tarafında belirlendiğine dair bir inancı yoktur. Yine de yapılacak büyük savaş öncesi tanrıça olan annesinin yanına gider ve gelecek savaş fikri için ne düşündüğünü sorar. Annesi, savaşa giderse sonsuza dek nam süreceğini ama Troy çarpışmasının Achilles’in son çarpışması olacağını söyler.

Achilles de kararını verir. Sonsuza dek namının sürülecek olması, Achilles için yeterli bir savaş ganimetidir.

Achilles, ayrıca bir destan konusu olan birliği sadakatleriyle ünlü Myrmidonlar denilen seçkin askerler birliğiyle yola koyulur ve ünlü Troy kuşatması başlamış olur.

Myrmidonlarla birlikte öncü birlik olarak bir geminin mürettebayıtla Troy’un sahilini ele geçiren Achilles ve birliği ganimet toplamayı da unutmazlar. Ganimetler için Apollo’nun tapınağına giden birlik, kraliyet ailesinden olan rahibe Briseis’i görür ve Achilles’e gerektiğinde insanı “eğlendirebilecek” bir ganimet olarak takdim edilir. Briseis, Troy Kralı’nın yeğeni, Prens Hector’un kuzenidir.

Sahilin ele geçirilmesinden sonra çarpışma başlar ki yaşananlar savaş değil gerçek anlamda bir çarpışmadır. O ana dek görülmüş en büyük Yunan ordusunu toplayan Agamemnon, aşılması imkânsız duvarlara sahip Troy’u ele geçirmek istemektedir.

İşte bu noktada asıl kahramanımız olan Hector girer sahneye. Asıl kahraman diyorum çünkü Achilles, her ne kadar öldürme konusunda yetenekli de olsa asla Hector kadar iyi bir komutan ve vatansever olmamıştır. Briseis’in de Achilles’e dediği gibi “öldürmek tek yeteneğinse, bu senin lanetindir”. Achilles, gerçekten de öldürme yeteneği dışında bir meziyete sahip değildir. Ama an gelecektir, o da duyguları altında ezilecektir.

Troy’un en iyi savaşçısı olan Hector, kardeşi Paris’in düello teklifini kabul eden Menelaus’u ve sonrasında savaş alanında iri cüssesi ve tek bir darbesiyle ağaçları devirmesiyle methedilen Ajax’ı öldürerek birden bire savaşın asıl kahramanı olur.

Ta ki, Achilles olduğunu zannettiği Achilles’in öğrencisi olan ve dolayısıyla Achilles gibi savaşan yeğenini savaş meydanında öldürüp, savaşmaktan vazgeçen Achilles’i tekrar ateşleyene kadar. Bu ölüm hem Troy hem de Grek’ler için tam bir sürpriz olur çünkü her iki taraf savacıları, çarpışmanın Hector ve Achilles arasında geçtiğini düşünür. Çıkarılan miğfer sonrasında öğrenilen gerçek tam bir yıkım olur.

Myrmidon Eudorus

Myrmidon Eudorus

Achilles zaten savaşı önemsemez ama kuzeninin ölümü, alınacak öcün tetikçisi olur. Kişisel bir husumeti olmadığı Hector ile düello için Troy kapısına dayanan Achilles, amacına ulaşır ve şanına yaraşır bir şekilde Hector’u alt eder ve öldürür.

Normalde İlyada destanına göre, tanrılar, ilk başta Achilles’in kaybetmesine karar verirler, ama sonra kararlarından dönerler ve birlik olarak Achilles’in Hector’u yenmesi için yardım ederler. Zira koynundayken Achilles’i öldürmekten vazgeçen Hector’un kuzeninin bu tutumu tanrıların kararlarını değiştirmesine bağlanır. Bu nedendendir ki destana göre durumun farkında olan Hector, karşılaşma öncesinde tüm saray ahalisinden helallik isteyerek düelloyu kabul eder. İşte bu yüzden tüm tanrıların karşısına çıkma cesaretini gösterdiğinden epik dünyanın en cesur savaşçısı hep Hector olarak kalacaktır. Yunan mitolojisine göre ondan cesuru gelmeyecektir. Achilles de durumun farkında olduğundan, Hector’un cesedini istemeye gelen babasına cesedi vermeden önce cesedin başında gizli gizli Hector’a yaptıkları için ağlar ve yakında ölüler diyarında buluşma temennisini dile getirir.

Achilles

Achilles

Bu teslimde Achilles, oğlunu almaya gelen kralın söyledikleri karşısında, böylesi bir birlik ve bağlılıktan yoksun olduğu için hayatını değiştirecek radikal kararlar alır ve ordusunu Yunanistan’a geri gönderir. Yapılacak son sefere de âşık olduğu -Hector’un kuzeni- Briseis’i almak için katılacaktır. İşte bu noktada Brad Pitt, duygularını ve bu duygular arasındaki gelgitleri o kadar iyi oynamaktadır ki o anda filmde sadece iyi baktığı vücudu sayesinde oynamadığını bize kanıtlıyor. Buna benzer bir performansı da Legends of the Fall‘da bize göstermişti.

Achilles

Achilles

Duvarları aşamayacaklarını bilen Grek’ler, Odysseus’un parlak fikri doğrultusunda ölen askerler dolayısıyla ihtiyaçları kalmadıkları gemilerden Troy’anın ünlü atlarını simgeleyen bir ahşap anıt hazırlarlar. Savaş alanında bu anıttan başka hiçbir şey görmeyen Troy halkı da bu anıtı tanrılara bir armağan olması niyetiyle kalenin içine götürürler ve bu vesileyle bilgisayar literatürü de “Trojan” ifadesini kazanmış olur. Ahşap at sayesinde kale içten fethedilir. Bütün şehir yakılıp yıkılır. Gerçek bir kıyım yaşanır.

Bu zafer, Agamemnon’un ve Paris tarafından oklarla vurulan Achilles’in ölümüne sebep olsa da savaş unutulmazlar arasında yerini almıştır bile.

Filmin sonunda da, Hector’un yakıldığı şehrin meydanında Achilles de yakılır ve Odysseus’un ağzından aktarıldığı gibi yazımı bitireyim.

Öyküm anlatılacak olursa devlerle yürüdüğümü söylesinler. İnsanlar kış buğdayı gibi büyür ve devrilir ama bu isimler asla ölmeyecek. Hector’un çağında yaşadığımı söylesinler, kahramanları ehlîleştiren adamın. Achilles ‘in çağında yaşadığımı söylesinler.

Cesedi yakılan Achilles

Cesedi yakılan Achilles

Troy (2004)
Troy poster Rating: 7.2/10 (387,949 votes)
Director: Wolfgang Petersen
Writer: Homer (poem), David Benioff (screenplay)
Stars: Julian Glover, Brian Cox, Nathan Jones, Adoni Maropis
Runtime: 163 min
Rated: R
Genre: Adventure
Released: 14 May 2004
Plot: An adaptation of Homer's great epic, the film follows the assault on Troy by the united Greek forces and chronicles the fates of the men involved.