Yaklaşık 5 sene boyunca bir önceki adresimiz olan Xvid Box’ta (ki şu anda buraya yönlendirilmiş durumda) yazıp çizdikten sonra isim konusunda sıkıntı (kimseye p**no sitesi olmadığını anlatamadık 😀 )  yaşadığımız için buraya taşınma kararı aldık. Bu konuda benim gibi tembel birini motive ettiği için Berhat‘a teşekkür etmeyi de borç bilirim. Sitenin makyajıydı, logosuydu falan derken arayüz renklerindeki değişikliklerle neredeyse 700 güncelleme yaptık herhalde. Renkler hâlâ içimize sinmiş değil bu arada. Malum filmleri çok seviyoruz, mümkün mertebe izlemeye çalışıyoruz derken aklıma bu konudaki duayenlerden birisi olan Wes Anderson geldi. Daha önce filmlerini izleyenler bilirler, bilmeyenleri için de izlemelerine vesile olur diye ben de bir iki kelam edeyim dedim.

Wes Anderson, her filmi için temaya uygun müthiş renk paletleri seçen, hakikaten başarılı son dönem yönetmenlerinden biri. Öyle ki her filminden onlarca sahneyi portre diye duvara asarsınız. Sözünü ettiğim nasıl bir sinir harbi olduğunu aşağıdaki örneklerden daha iyi görebilirsiniz.

2013 yapımı olan The Grand Budapest, alternatif bir Avrupa tarihinde kurgusal bir ülke Zubrowka Cumhuriyeti’nde geçmekte. Stefan Zweig’ın notlarından esinlenilerek uyarlanan filmin yönetmeni olarak az önce de sözünü Wes Anderson’ı görmekteyiz. Notları derleyip senaryolaştıran da kendisi diye biliyorum. (Yanılıyorsam lütfen uyarın). Başrolde Ralph Fiennes‘ı görüyoruz ama Zero rolünde izlediğimiz Tony Revolori de inanılmaz başarılı bir iş çıkarmış. Filmin kadrosu ise bambaşka bir yazıyı hak ediyor. Filmde oynayanlara şöyle bir göz atın isterseniz.

Bay Gustave

Bay Gustave

Filmimiz, bir yazarın “Bir kitap nasıl yazılır?” sorusuna cevaben başlıyor. Yazarın gençliğinde gittiği Grand Budapest Oteli’nde dinlediklerini izliyoruz esasında. Hikayenin kitaplaştırılmaya değer garipliği ise bizi bir anda masalsı bir filmin içine alıveriyor.

Spoiler ibaresi koymalı mıyım bilmiyorum zira bu filmi anlatmaya çalışmak cidden çok garip bir duygu. Tıpkı hayatı boyunca hiç tablo görmemiş birine Monalisa’yı, sfumato tekniğini anlatmak için cebelleşmeye benziyor. 🙂

Zero

Zero

Genç yazarımız, oteldeyken, lobide yalnız oturan, her halinden farklı birisi olduğu anlaşılan adamın kim olduğunu concierge‘e (konsiyerj diye okunur) sorar ve kendisinin otelin sahibi Bay -Zero- Moustafa olduğunu öğrenir. Yazarın ününden haberdar olan Bay Moustafa, yazara kendisinin kim olduğunu concierge’in anlatıp anlatmadığını merak eder ve oteli satın almadan nasıl otelin sahibi olduğunu yazara bir akşam yemeğinde anlatma teklifinde bulunur. Biz de yazarla birlikte olaya vakıf oluruz.

Filmle ilgili her satır başında spoiler vermeden nasıl anlatacağımı düşünürken aklımdan geçen karelerin yüzümde sebepsiz bir tebessüme dönüştüğünü de notlarıma eklemek isterim. Sanırım en doğrusu beni bu kadar etkileyen filmle ilgili tek satır bilgi vermeden yazıyı bitirmek olacak. Emin olun filmi izledikten sonra neden böyle bir şey yaptığımı çok, çok ama çok daha iyi anlayacaksınız.

Böylesi bir filmin çekilmesinin de ne derece meşakkatli bir iş olduğunu da filmin trailerı yerine oluşturulmuş bir kolajla göstermek en doğrusu olurdu. Bu sıkıntılı günlerde içinizi ısıtacak bir film izlemek istiyorsanız The Grand Budapest Hotel’i bir yerden bulun ve izleyin.

The Grand Budapest Hotel (2014)
The Grand Budapest Hotel poster Rating: 8.1/10 (494,348 votes)
Director: Wes Anderson
Writer: Stefan Zweig (inspired by the writings of), Wes Anderson (screenplay), Wes Anderson (story), Hugo Guinness (story)
Stars: Ralph Fiennes, F. Murray Abraham, Mathieu Amalric, Adrien Brody
Runtime: 99 min
Rated: R
Genre: Adventure, Comedy, Drama
Released: 28 Mar 2014
Plot: The adventures of Gustave H, a legendary concierge at a famous hotel from the fictional Republic of Zubrowka between the first and second World Wars, and Zero Moustafa, the lobby boy who becomes his most trusted friend.