Bazen an gelir kimseyle görüşmek istemez, sadece kendiyle baş başa kalıp fikirlerinin sessizliğinde boğulmak ister ya insan. İşte o sırada sorgular yaşamını. Sadece kendimiz mi boğulmak istiyoruz yoksa sevdiklerimiz de bizimle olsa mıydı? Sevdiklerimiz derken de aklıma geldi; dostlarımız değil miydi bizim seçtiğimiz kardeşlerimiz? Peki ya onlara ne demeli? Zaman gelir ki dostlar olmadan düşünürüz kendimizi. Gün gelir ölür. Değil mi? İşte ondan sonra ne olur? Diğer dostlarla toplanılır. Aradan ayrılanın hatırını canlı tutmak namına yalan ağız dillenen anılar… Ve nihayetinde dostunuzdan size kalan cansız bir ipek-selüloz karışımı kağıt üzerindeki yansıması olur…

Bu satırları bana Siyah Beyaz’daki yaklaşık 3 dakikalık bir sahne yazdırdı. Filmden tamamen habersizken “sinemaya gidince izleyeceğim filmi seçerim” düşüncesiyle izlediğim bir filmdi Siyah Beyaz. DVD’ sinin çıktığını fark edince ustalara saygı babında filmin kayıtlara geçmesi için yazayım istedim. Ustalara saygı diyorum ya, filmin kadrosu öyle böyle değil;

  • Tuncel Kurtiz (Ahmet Nihat)
  • Erkan Can (Muzaffer)
  • Nejat İşler (Doktor)
  • Şevval Sam (Ayten)
  • Taner Birsel (Faruk)
  • Derya Alabora (Nilgün)
  • Rıza Sönmez (Rıza)

Filmi de bu kadro üzerinden mümkün mertebe filmi berbat etmeden anlatmaya çalışayım. Zira bu filmde zaman mekân örgüsü veya konular zinciri yüzünden hiçbir zaman rahatsız olmayacaksınız. Kimilerinin görüşünün aksine, film, hiç kimsenin hayatını değiştirme vaadiyle gösterime girmedi. Sadece bu yukarıda saydığım kadronun, bir barın kapanma mevzusu yüzünden yaşadıkları gayet sade bir dille aktarmış izleyiciye.

Ahmet Nihat, yılların yorgun düşürdüğü eski bir komünist. 74 yaşında. Ama hiçbir idealinden kopmamış. Her ne kadar iç dünyasında fırtınalı gelgitler yaşasa da yerinde duramayan hala idealleri uğruna tam tekmil savaşmaya hazır bir ressam. Onların nesli dünyayı değiştirmeye gelmişti. Yapamadılar… Olmadı ama dünya da onları değiştiremedi.

Muzaffer, hukuk okumuş ama hiçbir zaman işini yapmamış bir avukat. 24 yıllık bir aşkın malulü ama hiçbir şey onu, aşkından koparmaya yetmemiş. 50’li yaşlarında olan Muzaffer, arada bir hastalanan bir sümüklü böcek besliyor. Adı Müzeyyen. Vakit öldürmek için de eski teypleri, radyoları tamir ediyor.

Doktor ise kendi halinde sessiz sakin bir hayat sürmekte. Bir sabah, yurtdışında olan karısı ansızın eve gelir ve başka bir erkeğe aşık olduğunu söyler. Doktor’ un tepkisi ne mi olur? Hiçbir şey… Evet kesinlikle tek kelime edemez o anda. Sonrasında da onu kendi yolunda mutlu olmasını dileyerek hayatına devam eder.

Ayten, bir iş kadını. Yalnız yaşıyor ama hiçbir zorluğun da kendisini yenmesine izin vermeyecek kadar güçlü bir duruşu var hayata karşı. Doktora da yanık. İkili ilişkilerde yaşanılası durumları yalayıp yutmuş bir insan sarrafı adeta.

Faruk, Siyah Beyaz’ın sahibi. Barı, ilk babası açmış. Geçmişi neredeyse 1950’ lere kadar dayanıyor. Babasından sonra da barı o işletmiş. Yaklaşık 25 sene… Ama çok sıkılmış. Barı kapatıp Bodrum’da sessiz sakin bir hayat hayaliyle yanıp tutuşuyor. Bar’ın ikonu olan ve neredeyse tüm duvarları kaplayan 1200 siyah beyaz resimleri de kimseye elletmiyor. Bir mirastan fazlası olan Siyah Beyaz, manevi değer olarak, müdavimlerin de en az Faruk kadar sahiplendiği bir mekan aslında. Tabi sonunda istenen de oluyor. Faruk da, barı bırakamayacağını anlıyor…

Nilgün de Muzaffer’in cüzdanında 24 sene boyunca taşıdığı fotoğrafın öznesi. Muzaffer’le üniversitenin birinci yılında tanışıp âşık olurlar. Birbirlerini deli gibi severler ama okul bittikten sonra Nilgün işi gereği yurt dışına çıkar. İşte Muzaffer o terk edilişten sonra kimseyi sevemez. Hayatı ayrılı boyunca ortak bir arkadaş vasıtasıyla Nilgün’ü sürekli sorar. Nilgün’ün attığı her adımdan haberdardır. Tabii bu sağlam temel üzerine tekrar bir aşk filizlenecektir.

Rıza ise filmin en sağlam karakteri. Bunca usta oyuncu arasında neredeyse tek kelime etmeden sadece duruş ve mimikleriyle kendi dünyasını sevincini ya da üzüntüsünü o kadar güzel yansıtır ki… Kesinlikle kadrajda olduğu her sahnede, gözler, Rıza’nın usta oyunculuğuna dikilmeli…

Filmin müzikleri de ayrıca sözünü etmem gereken dikkat çekici unsurlardan birisiydi. En azından piyano sesine zaafı olan “beni” can evimden vuran film müzikleri özenle seçilmiş ve sahnedeki görüntüyü çok iyi tamamlamış.

Elinize kahvenizi alın ve tek kelime etmeden (mutlaka yalnız başınıza) bu filmi izleyin ve ilişkilerinize verdiğiniz değeri tekrar gözden geçirin.

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=Vxb9oaWfWCM[/youtube]

Black and White (2010)
Black and White poster Rating: 6.0/10 (656 votes)
Director: Ahmet Boyacioglu
Writer: Ahmet Boyacioglu
Stars: Tuncel Kurtiz, Taner Birsel, Erkan Can, Nejat Isler
Runtime: 90 min
Rated: N/A
Genre: Drama
Released: 23 Apr 2010
Plot: A painter with a turbulent history, fiercely committed to his ideals and still averse to settling down...