Uzun süreden sonra tekrar bir inceleme ile fikirlerimdeki bulanıklığı sen sevgili sinema dostu ile paylaşmak niyetindeyim. Öncelikle fikrimdeki bu bulanıklık sonuçsuz ama sebepsiz değil. Schindler’s List filmini nasıl ele alacağım ve hakkında bir şeyler yazacağım. Bu yazıyı yazmadan önce uzun uzun düşündüm aslında. Ama böylesine bir filmi tek bir açıdan değerlendirmenin haksızlık olacağı kanısına vardım. Filmin değerlendiriliş aşamalarını, Hollywood’un ödenmiş bir minnet borcu olarak Schindler’s List ve faşizm ve Nazizm etkisi altındaki Yahudilerin yaşadıkları ya da yaşayamadıkları şeklinde ayırdım.

Schindler'in Listesi

Schindler’in Listesi

Film, Thomas Keneally‘nin 1982‘de yayımlanan Schindler’s Ark (Shindler’in Gemisi) adlı kitabından uyarlama. Kitapta her ne kadar yazılanlar gerçeklerin birer güncesi olarak dikte edilse de filmin kurgu olarak kategorize edilmesi manidardır.

Öncelikle birinci aşamaya değinmek istiyorum. Hollywood’ta, belki de Amerika’da, hiçbir sektörde görülmeyecek bir Yahudi desteği söz konusu. Hatta bu durum son zamanlarda o kadar çığırından çıkmış durumda ki, neredeyse Yahudilerin gördüğü zulmü film yapmayanlar sektörden aforoz edilecekmiş gibi kendini kanıtlamak isteyen yönetmenlerle dolu. Dolaylı ya da direk yollarla buna karşı duruş sergileyenlerin ise yıldızının kaydığı da satır aralarında kaybolan bir gerçek.

Bu ayrımın ya da kara milliyetçiliğin başını çekenlerin en önemli öznelerinden birisi de Hollywood’un dâhi çocuğu Steven Spielberg. Zira kendisi de babasız büyümüş bir Yahudi olarak adeta bir ukdeyi doldurmak namına bu filmi çekmiştir. Filmin, anne, babasından ayrılan çocuklarının dramını da sanırım bu sebeplerden ötürü özellikle gözümüze soka soka aktarmış.

Filmin sonunda da bu hikâyenin asıl kahramanlarına da filmde Oscar’ın da işçilere rica ettiği gibi 3 dakikalık bir saygı duruşu, filmin, öldürülen yaklaşık 6 milyon Yahudi’ye çekildiği yazısıyla sona ermekte.

Bu yazdıklarım filmin birinci bölümüne ilişkin nezaket kurallarının dışını elimden geldiğince çıkmayarak yazmak istediklerimin bir bölümüydü.

Ama şöyle bir yanlış anlaşılmaya da mahal vermek istemiyorum. Yahudiler öcü, kötü insanlardır. Keşke neredeyse bütün kitle iletişim şirketlerine sahip olmasaydılar da anlatılanlar bu kadar taraflı bir gözle izlenmeseydi.

Demek istediklerim bunlar değil tabii. Ortada bir emek ve bu emek doğrultusunda kazanılanlar var. Bu durumdan rahatsız oluyorsak doğru bildiğimizi biz yapmalıyız.

Temeli milliyetçilik üzerine kurulu her fikirden nefret etmemden dolayı bir paragraf sonrasında okuyacaklarınız için rahatsız olabileceğinizi bildirmeliyim. Ya da Kaan (Sezyum) Sezgin’in bloğunda yaptığı gibi “Bazı şeylerden rahatsız olanlar okumasın” gibi bir uyarı da durum adına daha uygun olabilir.

Gel gelelim Nazizm etkisindeki Yahudi yaşanmışlıklarının filmde bize aktarılan bölümlerine. Şimdi, filmden yaşananları daha iyi kavrayabilmek namına Faşizm ve Nazizm terimleri hakkında bir fikir sahibi olmanızı şiddetle öneririm.

Schutzstaffel (SS)

Schutzstaffel (SS)

Faşizme bakacak olursak, bu işin temellerinin Mussolini İtalya’sına dayandığını görürüz. Her ne kadar bu siyasi doktrinin 1920’lerde atılan temeli (ki 1933’te birazdan sözünü edeceğim Nazizm’in önderi Adolf Hitler’de bunun etkileri görülecektir) daha sonrasında bu düzenin çığırından çıkması ile birlikte, halk tarafında, otoriter, baskıcı ve anti demokratik bir olguyu niteler bir anlam kazanmıştır.

  • Gelecekçilik (Futurizm) mirasçısı olan faşizm, ekonomik iradenin önceliğini vurgular. Mali kaygılar, bu iradenin güçlenmesi ve süreklilik için olmazsa olmaz bir değerdir.
  • Bir lider kültürüne dayanan aşırı milliyetçilik ve popülist egemenlik olmalıdır.
  • Devlet ve orduyu temsil eden sembollerin aşırı bir şekilde kullanılması ve ön plana çıkarılmalıdır.
  • Adriyatiğin Hırvatistan yakasının İtalya’ya bağlanması gibi uzayıp giden bir “yapılacaklar” listesi var faşizmin.

Zira sonrasında temeli bundan etkilenmiş olsa bile faşizm ile farklılıklar gösteren Nazizm ile II. Dünya Savaşı ile geniş bir kitlenin “hayatını” etkileyen bir kavram oluşmasına sebebiyet vermiştir.

İtalyan faşizmine karşı ırkçılık anlayışı aşırı milliyetçilik gibi aktif bir şekilde değerlendirilen bir öğe farklı olarak Nazizm’de bulunmaktadır. En azından belli bir zamana kadar ırkçılık kavramı biyolojik temellere dayandırılmamış olsa da sonrasında arı bir ırk yaratma çabaları yüzünden film dolayısıyla bizi ilgilendiren Yahudiler için resmi olarak katliam emri çıkarılır. Her ne kadar durum İtalya’da hak alma ya da hak verme gibi durumlarla değerlendirilmiş olsa da Nazi Almanya’sında bu durum antisemitizme kadar gitmiştir.

Bu açıklamalardan sonra filme dönmek istiyorum. Filmimiz, Nazizm’in tavan yaptığı dönemlerde Çek girişimci Oskar Schindler, Almanya’ya, savaş ortamını kendi çıkarları doğrultusunda fırsata dönüştürmek üzere hiçbir şeyi olmayan bir adam olarak gelir.

Almanya’nın henüz başlamış olduğu zorunlu göç ile yaşadıkları yerlerden ve sahip olduğu işlerden feragat etmek zorunda bırakılan Yahudilerin olduğunu bilen Oskar, daha öncesinde başarısız olduğu birkaç girişimden sonra kendi sunum ve pazarlama yetenekleriyle bir Yahudi’ye ait olan emaye fabrikasını almak ister. Almak ister diye yazıyorum ama işler öyle yürümez. Gettoya taşınmak zorunda bırakılan Yahudileri, iyi ilişkileri sayesinde tespit eden Oskar, bir Yahudi’ye fabrikayı, başka Yahudilerin yatırımları ve tekrar bir Yahudi’nin muhasebesiyle alır. Alır almasına da kendisi bir Alman olarak işyeri açma yetkisine sahip olduğunda bu yetkiyi pazarlamak dışında bir şey yapmayacaktır aslında.

Schindler'in Emaye Fabrikası

Schindler’in Emaye Fabrikası

Polonyalılardan daha ucuz oldukları gerekçesiyle fabrikada Yahudi çalıştıran Oskar, farkında olmadan Yahudiler için bir kahramana dönüşür. İşte bu dönüşüm sırasında izledikleriniz az önceki faşizm ve Nazizm açıklamalarına sebebiyet veren süreci anlatır bize.

Gerçek anlamda kafatası oran ve ölçülerinde ari halkı edebilmek ya da halkın gen ıslahını aryenleştirmek için ciddi biyolojik araştırmalar yapılır. Hatta bu konuda rivayet edilir ki en saf ırk olarak kabul edilen Eskimolar bile verilen emirler doğrultusunda incelenmiştir.

Bu vizyon doğrultusunda katledilen yüzbinlerce insanın çaresizliği hasta ruhlu, zihinleri zehirlenmiş Alman askerler için de bir insanlık turnusoluna dönüşür. Filmde kafama kazınan sahnelerden birisi de rastgele öldürülen Yahudilerin arka arkaya dizilip, bir kurşunla kaç kişinin öldüğü denemelerinin yapıldığı sahne olmuştu.

İşte bu gerçekle “hasbelkader” tanışan Oskar bir karar alır ve zaten kendisine yeterince para kazandıran fabrika için Yahudi esir alır. Tabi bu durum da esirler arasında ayrıca bir kurtuluş yolu olarak toplama kampı içinde bir cennet olarak görülecek ve Oskar’ın ününe ün katacaktır.

Balkonda Yahudi Vuran Amon Goeth

Balkonda Yahudi Vuran Amon Goeth

Bu durum vasıtasıyla komutan Amon Göth ile tanışan Oskar, olaylara kendisini de ele vermeyecek ölçüde müdahale eder ve aslında birçoğunda da başarılı olur.

Verilen dengesiz kararlar ve emir komuta zincirindeki karşı konulmaz düzen ile bir güç delisine dönen Amon için, almanlar dışındaki herkes birer fare ya da sıçandan farksızdır. Bu yüzden özel bir kin beslediği Yahudileri sabah sporu olarak balkonundan rastgele seçimler sonrasında vurarak güne başlayacak kadar insanlığını kaybetmiş biridir.

Hatta bir görüşmede Oskar’ın, affetme ve güç dengeleriyle ilgili yaptığı görüşmede latife olsun diye Mısır Mitolojisi Amon Ra’ya gönderme yapması bile kendisini kendi emir komuta zincirinin tanrısı olarak görmesine sebep olacaktır.

Bu durum karşısında kayıtsız kalmayan Oskar, bütün servetini Yahudi esir almaya harcar ve yaklaşık 1200 Yahudi’yi ölümden kurtarmış olur. Bu durum onun beş parasız kalmasına sebep olsa bile, bu harekete başlamadan önceki savurganlığı için inanılmaz bir suçluluk hisseder.

Schindler'in Siyon Dağındaki (Kudüs) Mezarı

Schindler’in Siyon Dağındaki (Kudüs) Mezarı

Bu kadar sağduyulu ve soykırımın ne olduğunu bilen bir devlet gibi politikalarını belirleyen bir toplumun propagandalarını 195 dakika boyunca izleyip “ne kadar da zulüm görmüşler” nidaları eşliğinde izleyenlerden şahsen istediğim tek şey farkındalık!

Schindler's List (1993)
Schindler's List poster Rating: 8.9/10 (884,011 votes)
Director: Steven Spielberg
Writer: Thomas Keneally (book), Steven Zaillian (screenplay)
Stars: Liam Neeson, Ben Kingsley, Ralph Fiennes, Caroline Goodall
Runtime: 195 min
Rated: R
Genre: Biography, Drama, History
Released: 04 Feb 1994
Plot: In German-occupied Poland during World War II, Oskar Schindler gradually becomes concerned for his Jewish workforce after witnessing their persecution by the Nazi Germans.