Diziye girmeden önce ufağından bir meramım var. Şu anda sadece “karman çorman” şeklinde özetleyebileceğim bir dizi duyguyu birlikte yaşıyorum. Mesela çok mutluyum çünkü acayip güzel bir dizinin acayip güzel bir bölümünü izledim, mesela çok üzgünüm çünkü muhtemelen zaten ipte cambaz olan eğitim hayatımda yine bir “alttan sürüsüne bereket ders alma” durumunun eşiğindeyim. Her insan evladı gibi kendi yediğim nanelerin sorumluluğunu kat’iyen almayıp içimden Netflix‘e kaba sözcükler sarf ediyorum.

Şu andan tam 47 dakika 30 saniye önce bir çılgınlık yapıp vize dönemimin tam ortasında uzun zaman önce listeme alıp izlemek için fırsat kolladığım Stranger Things adlı diziyle göz göze gelip “Yahu bir bölümcükten ne olabilir ki, neticede ben irade ve sorumluluk sahibi bir homo saphiens evladıyım” diyerek ilk bölümü izledim. Ama en azından insanın kendini keşfettiği yolda şahsım adına yeni bir adım atabildim, bu adım benim için büyük insanlık için ise yuvarlanan pandalı video öneminde bir adımdı. Ben sıfır irade sahibi, sorumluluktan bihaber, tembellik yapmaya yer arayan, aylak herifin tekiymişim; Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku. Özeleştiri faslını bitirdiğime göre diziye geçebiliriz.

6c4web3uychwpgzv31awt7nku9y

Yazı tamamen tanıtım amaçlı olup sadece ilk izlenimlerimi içerdiği için zerre kadar spoiler içermeyecek, gönlünüz ferah olsun.

Başlıktan da anlaşılacağı üzere henüz sadece ilk bölümü izledim, bu sebeple yazı fazla uzun olmayacak; daha çok “Bu dizi izlenir mi hafız?” yada Stranger Things nasıl dizi?” diyebilecek kişilere cevap vermeye çalışan (ve mümkünse diziyi izletmeyi amaçlayan) bir yazı olacak. Künye bilgilerini vermek gerekirse, 2016 çıkışlı olan bu çok genç yapımın henüz 1 (yazıyla bir) sezonu var, o da 8 bölümden ibaret. Projenin yaratıcıları ise şahsen benim ilk defa adını duyduğum Duffer Kardeşler. Hani bu konuda bir otorite olmadığımdan ve benim adlarını ilk defa duymam sinema-TV sektörü için zerre anlam ifade etmediğinden, bir de IMDb‘den bakayım belki tanıdık işleri vardır diye düşündüm, o da yok. Yok derken, zaten bu zamana kadar bir uzun metraj film, iki dizi, birkaç tane de kısa film çekmişler. Ama bu dizinin ilk bölümü bile yönetmenlik açısından ihya olmamı sağladı, velhasıl gözümü ayırmamak gibi bir düşüncem var. Genç yönetmen yükselişi durumuna şahit oluyor olabiliriz.

Stranger Things, 80’li yıllarda geçen bir hikaye işliyor. Eh zaman 80’ler, yer Amerika olunca 80’ler popüler kültürüne dair bir bombardıman yaşamak işten dahi değil. Kıyafetler, kasaba, saçlar, makyajlar o kadar uygun yapılmış ki, bir de bunun üzerine 80’lerin çekim teknikleri ve tarzı, o dönemin renkleri eklenince ciddi ciddi 80’lere ait, o yıllarda çekilmiş bir dizi izliyormuşsunuz hissini çok rahat uyandırıyor. Yani şuraya kadar anlattığım her şeyi boş verip sadece o mükemmel giriş jeneriğini izleseniz (link de bırakıyorum buraya bak) o retro havayı, o “beni izle” tavrını yakalayıp sürüklenirsiniz. Bir de müzikler var ki, konuya girersem çıkamam diye korkuyorum. Yahu bir kere ilk bölümde Toto çalıyor ya, daha ne diyeyim? 80’li yılların ne kadar popüler şarkısı varsa dizi boyunca duyacağız sanıyorum ki, çünkü ilk bölümde dahi o kadar yoğundu ki bu tema. Yani sadece lafta kalmamış retro hissi; gerek müziklerle, gerek kıyafetlerle, gerek konuşulan günlük dil ile jargon ile bu atmosfer çok başarılı bir şekilde işlenmiş.

Toto

Toto

Açıkçası burada Stranger Things güzel dizi, başarılı dizi demeye gerek duymamakla birlikte bunu tartışmaya haddim olmadığını düşünüyorum. Şimdi yazıda, benim “Abi ne olur sizi çok seviyorum bana bir özel üyelik ateşleyin be elinize mi yapışır, şanınız yürür” alt metinli Netflix övdüğüm yerdeyiz. Şöyle yazdığım son 3 tanıtım yazısına, şu anda yazdığım yazıya ve bir de hakkında yazmayı planladığım diğer 2 yapıma bakıyorum; hepsi Netflix‘in işleri. Özellikle dizi sektöründe tekelleştiklerini ve kaliteli işi gözünden anlayan bir lobicilik seziyorum bu işte. İktisat derslerinden hatırladığım kadarıyla tekelleşme kaliteyi ve üründen alınan verimi düşürüyordu ama bunları boş verebiliriz çünkü o dersten kalmıştım zaten. “Yürü be Netflix” diye monitöre bağırmadan bu kısmı bitirmek istiyorum.

Benim dizinin ilk bölümünden dikkatimi çeken bir şey oldu, umarım diğer bölümlerde de bu şekilde devam ediyordur. 80’li yıllar Amerika’da bilim-kurgu alanında filmlerin arka arkaya çıktığı ve bu alandaki en kült filmlerin peşi sıra izleyici ile buluştuğu bir dönem. Örnek vermek gerekirse Star Wars efsanesinin orijinal üçlüsünün son iki filmi (1980 ve 1983), Back to the Future macerasının ilk iki filmi (1985 ve 1989) ve daha birçok kült yapım bu yıllarda gezegenimize ortak miras olarak kazandırıldı. Bahsettiğimiz dönem böyle olunca atmosferi de bir o kadar bilim-kurgu ile bezenmiş oluyor haliyle. Dönemin çizgi romanları, hikayeleri, romanları dahi acayip etkileniyorlar bu atmosferden. İnsanı çevreleyen bir kültür alanının etkilendiği olgulardan insanın kendisinin etkilenmemesi mümkün mü sizce? Bu sorunun cevabına binaen o dönemin genç-yaşlı neredeyse her şahidinin uzaya, bilime, çizgi romana, video oyunlarına, masa oyunlarına -ki özellikle RPG (Role Playing Game, Rol Yapma Oyunu) tipi oyunlara- çılgınlar gibi ilgi göstermesinin sebebini anlamak mümkün. Stranger Things de bu detayı atlamayarak her fırsatta dönemin kültürüne ve günümüzün geek içeriği olan noktalara bol bol göndermelerde bulunuyor. Ha bu dizinin hiç mi kötü bir yanı yok, aslında var. 8 bölüm ne demek ya? En azından bir 10, 13, 23 bölüm falan yapsaydınız, ben şimdiden önümdeki 7 bölümü de izlersem meraktan kudururum diye endişelenmeye başladım. Çünkü aynen Lost izlerken yaşadığım duyguları daha ilk bölümden yaşamaya başladım, çılgınlar gibi merak ediyorum bir sonraki sahneyi ve umarım J.J. Abrams‘ın yaptığı en hafif tabiriyle kabalığı bu dizi bize yapmaz da ağzımızın tadıyla izleyip kimsenin ahını almayız.

stranger-things-1-1200x605

Yazı uzun olmayacak deyip bu kadar gevezelik ettikten sonra içimde kalmasın diye hayret ettiğim son bir şeyi de söylemem lazım. Yahu daha önce beni ihya edecek ve kendi yeteneksizliğime, düzlüğüme ağlatacak çok fazla başarılı çocuk oyuncu izledim ama ilk defa yapımdaki tüm çocukların çok başarılı oynadığı ve bu kadar sempati kurabildiğim bir ekip görüyorum. Sanıyorum ki hikaye de bu çocukların etrafında dönecek, ilk bölümden izlenimim o yönde en azından. Bu çocukların doğal, başarılı, sempatik oyunculukları ile dönmeyecekse üzülürüm asıl. Artık gevezeliği kesip sizi dizi ile baş başa bırakmak istiyorum, ne işiniz varsa bir kenara koyup en azından ilk bölümüne bir şans verin derim.

Stranger Things (2016–)
Stranger Things poster Rating: 9.0/10 (206,918 votes)
Director: N/A
Writer: Matt Duffer, Ross Duffer
Stars: Dacre Montgomery, Winona Ryder, David Harbour, Finn Wolfhard
Runtime: 55 min
Rated: TV-14
Genre: Drama, Horror, Mystery
Released: 15 Jul 2016
Plot: When a young boy disappears, his mother, a police chief, and his friends must confront terrifying forces in order to get him back.