Partnerinizle İzlemeyin: Cebimdeki Yabancı

Please log in or register to like posts.
News


***sıfır spoiler sıffır sıffııırrrr***

Artık hepimizin eline yapışık bir aparata dönüşen telefonlarımız, içinde bizimle ilgili ne bilgiler barındırıyor? Hiç kimseye anlatmadığımız ama ona kayıtlı kaç sırrımız var? Bir gün ölseniz ve geride kalan telefonunuza bakacak olsalar görülmesini hiç istemeyeceğiniz neler var?

Cebimdeki Yabancı, tam da bu sorgulamayı yapmamıza sebep oluyor. Sadece bu değil tabi ki, bir taraftan ikili ilişkileri de sorguluyor ama o konuya daha sonra gireceğim.

Fragmanını ilk gördüğümde beni çok heyecanlandıran bir filmdi. Aslında İtalyan yapımı Perfetti Sconosciuti filminden uyarlanmış ama ben yabancı olan yapımı izlemedim. Bu yüzden uyarlamanın nasıl yapıldığını tam olarak yorumlayamam. Her ne kadar izleyenler uyarlamanın bize, Türkiye kültürüne uzak olduğunu söylese de ben aynı fikirde değilim. Sadece orta sınıftan uzak ve kaliteli yaşanan hayatların içinden bir hikayeydi. Bu yüzden de bazılarımız için yapay durabilir.

Filmin konusunu belki biliyorsunuzdur ama ben yine de özetleyeyim. Bir akşam yemeğinde buluşan arkadaşlar bir oyun oynamaya karar verir. Gece boyunca herkes telefonunu masaya sesi açık şekilde bırakacak ve bütün mesajlara, aramalara ortak bakacaklardır. Bundan sonra olaylar gelişir……..(burada spoiler yok!)

Öncelikle film tek mekânda geçtiği için durağan ama yine de geriyor. Araya katılan espriler bile ortamı tam olarak yumuşatamıyor. Çalan her telefonda veya gelen her bildirimde siz de en az karakterler kadar tedirgin oluyorsunuz. Kendinizi o an o masada hayal edin. Telefonunuza en çok hangi mesajın ya da aramanın gelmesinden korkarsınız? Hiçbir şey saklamadığını ve apaçık yaşadığını düşünen ben bile o masada olmak istemezdim.

Telefon ve sosyal medya, buna bağlı olarak yaşanabilecek sadakatsizlikler beni normalde de çok tedirgin ettiği için filmin benim için x5 şiddetinde gerici olduğunu söyleyebilirim. Anksiyetem baş gösterdi, tansiyonum da tık tık başladı. Açıkçası şu noktadan sonra hiçbir güç beni evliliğe -birlikte yaşamı bundan biraz ayırıyorum- ikna edemez. Evlenmeyi düşünen veya isteyenler bence bu filmden sonra istemeyecektir. Partneri olan birçok kişinin de aklına kurtlu kuyu eşilecektir. O yüzden özellikle, üstüne basa basa, bağırarak söylüyorum: PARTNERİNİZLE GİTMEYİN. Bence partneriniz varsa da gitmeyindasfjassbfha şaka şaka bu biraz fazla oldu.

Filmde ikili ilişkiler açısından da sorgulamalar olduğunu söylemiştim. Evlilikler, evliliklerin muhtevası, karşılıklı beklentiler, yerine getirilmeyen sadakat yükümlülükleri…  Aslında burada bir sürü soru çıkıyor karşımıza.

Acaba insanlar yapı olarak çok eşliliğe yatkın da biz kendimizi tek eşliliğe mi zorluyoruz? Tek eşlilik mümkün mü? Sadakat aslında insandan beklenemeyecek bir yükümlülük mü yoksa herkesten beklenemeyecek bir yükümlülük mü? Peki, sadakat bir yükümlülük mü yoksa biz yine birbirimiz üzerinde kurduğumuz mülkiyet ilişkileri gereği bunu da bir gereklilik haline mi getirdik?

Bir taraftan da teknolojinin gelişmesi sadakatsizliği mi kolaylaştırdı yoksa bunun açığa çıkmasını mı?

Bu soruların herkes için farklı cevapları var ve ben bunun yaratacağı bir tartışmanın nasıl olabileceğini çok merak ediyorum. Mümkünse yorumlarda buluşalım ve yether artık bu ilişkileri bir masaya yatıralım yahu!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

code

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.