Gündemi takip eden ülkemiz insanlarının -büyük ölçüde- Amerika’daki başkanlık seçimleriyle haberdar olduğu “redneck” diye bir tabir var. Dilimizdeki karşılığını arif olanlara bırakarak bu başlık üzerinden son zamanlarda izlediğim (2016 yapımı) eli yüzü düzgün, aktarmak istediğini hiç tatava yapmadan anlatan Hell or High Water hakkında aklımda kalanları yazmak istiyorum.

Hell of High Water’ı, Türkçe’ye “ne olursa olsun, iki elin kanda olsa” diye çevirebiliriz. Böyle bir manadan haberdar olarak filmi izlemeye başladığımızda filmde bir şeylerin ters gideceğini bekliyoruz ama dediğim gibi film olanları hiç tatava yapmadan aktarıyor. 

Filmin konusundan söz etmeden önce, Hollywood aşkına bize aktarılan Amerikan Rüyası mevzusundan biraz söz etmemek yanlış olur. Sürekli gözümüze sokulan, bal dök yala yerleşim merkezleri, müthiş bir refah seviyesi ya da insanların özgürlük namına hayatın her zevkini sonuna kadar yaşaması… Bunların gerçek dünyadan ne kadar uzak olduğunu teker teker anlatmaya gerek yok sanırım. Özellikle ülkenin son zamanlarda cebelleştiği ekonomik problemlerin halk tabakasında yarattığı travmalar, etik değerlerin delinen sınırları, insanları “asla yapmayacağım” dediği birçok şeyi yapmaya zorlamakta. Özellikle mortgage krizi bilinçsiz harcama yapan ya da yapmak zorunda kalan halkın belini oldukça bükmüş durumda.

Birleşmiş Milletlerde 18.600.000 terk edilmiş ev olduğunu biliyor muydunuz? Bu sayı, her evsize 6 ev düştüğü anlamına geliyor.

Birleşmiş Milletlerde 18.600.000 terk edilmiş ev olduğunu biliyor muydunuz? Bu sayı, her evsize 6 ev vermeye yetiyor.

-Yazının devamı spoiler içerir-

Hikayemiz de bu buhran sonrası (her ne kadar henüz bittiğini söyleyemesek de) ailelerinden miras kalan arazide petrol olduğunu öğrenen iki kardeşin, arazideki ipotek borcunun son gününe kadarki parayı denkleştirme maceralarından oluşmakta.  Büyük ağabey Tanner Howard rolünde Ben Foster, aklı başında küçük kardeş Toby Howard rolünde Chris Pine ve bu kardeşlerin peşindeki emekliliğine ramak kalmış (bu klişeden nefret ediyorum) şerif Marcus Hamilton rolünde ise Jeff Bridges‘ı görmekteyiz.

Howard Kardeşler

Howard Kardeşler

Kardeşler, yoksulluk ve hapishanede heba olan hayatlarından yeterince dersi çıkardıktan sonra, aileleri de aynı ortak kaderden mustarip olmasın diye bir şekilde ipoteği kaldırıp, arazide açacakları petrol kuyularıyla sınıf atlamak isterler. Yalnız borçlarını, istenen sürede toplamaları neredeyse imkansızdır. Ee göz göre göre de altın yumurtlayan tavuğu kan emici bankalara bırakmak da işlerine gelmez. Hal böyleyken, akıllarına “madem bankalar bizi bu şekilde soyacaklar, o zaman biz de onları soyalım” şeklinde oldukça riskli ama alternatifsiz bir fikir gelir. Yüklü miktarlarda para çalmak yerine, günlük güzergahlarını belirleyip, sadece banko asistanlarının kasalarındaki paraları alarak borçlarını kapatmayı hedeflerler. Tabii böylesi bir iş, onlarca bankanın soyulması anlamına geldiği için bu durum oldukça dikkat çeker.

Hırsızlık yaptıkları her arabayı toprağa gömecek kadar kafaları çalışan kardeşler, eşgal cowboylar olarak dolanınca birden bire ünleri çevre şehirlerde yayılmaya başlar. İşte bu noktada kamera karşısında domates doğrayıp konuşsa saatlerce izleyeceğim şerif Marcus Hamilton (Jeff Bridges) girer. Kardeşlerin ırkçı söylemleri, ailevi problemleri bir taraftan seyirciye aktarılırken, şerif Marcus tarafında ise ırkçılığın Amerikan Yerlileri tarafını izlemekteyiz. Aslında birey olarak pisliğin teki bile olsa işinin erbabı olan Marcus Hamilton, elinden geleni ardına koymaz ve içinde zerre kadar abartı olmayan oldukça gerçekçi bir kovalamaca başlar.

Marcus Hamilton ve yerli ortağı Alberto Parker

Marcus Hamilton ve yerli ortağı Alberto Parker

Oldukça sakin bir atmosferde olan biteni izlerken gözlerinizi bir an bile ekrandan alamayacağınız bu yapım, atmosferiyle, müzikleriyle oldukça beğenimi kazandı. Jeff Bridges oyunculuk standardı Olympos  dolaylarında olduğu için ona ekstradan bir şey demek doğru olmaz ama Chris Pine’ın inanılmaz bir iş çıkardığını söylemem gerek. İlk defa yakışıklılığı dışında oyunculuğuyla müthiş bir iş çıkardığını bu film ile görmüş oldum. Filmdeki her şey o kadar ayarındaydı ki, sanki gerçekte cereyan eden olaylara tanık olduğunuz hissine kapılmanız gayet olağan.

Eğer siz de modern western filmlerinden hoşlanıyorsanız, banka soygunları, çöllerdeki kavalamaca sahneleri ve kovboy şapkalarından hoşlanıyorsanız, henüz dumanı tüterken Hell or High Water’ı izleyiniz. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

Hell or High Water (2016)
Hell or High Water poster Rating: 8.0/10 (22,240 votes)
Director: David Mackenzie
Writer: Taylor Sheridan (screenplay)
Stars: Dale Dickey, Ben Foster, Chris Pine, William Sterchi
Runtime: 102 min
Rated: R
Genre: Crime, Drama
Released: 26 Aug 2016
Plot: A divorced father and his ex-con older brother resort to a desperate scheme in order to save their family's ranch in West Texas.