Bir savaş filmi izlemeyeli hayli zaman olmuştu. Gerçi Full Metal Jacket’i sadece bir savaş filmi diye kategorize etmek, filme haksızlık yapmış olmaktır. Belki de daha önce izlediğim; The Thin Red Line, Saving Private Ryan, We Were Soldiers şu an aklıma  ilk olarak gelen  bu filmler de hem genel bir savaş psikoanalaizini yapma amacı güdülmekte hem de Full Metal Jacket da pek  göremeyeceğiniz savaş sahneleriyle daha sık karşılaşabilirsiniz. Peki bir savaş filmi olan bu filmimizde hiç mi savaş psikolojisi işlenmemiş, tamamiyle gözardı mı edilmiş? Tabi ki de değil. Filmin yönetmeni ve senaristi olan Stanley Kubrick bu konuyu işlerken, daha çok bir kişiye odaklanmış ve bu psikolojinin bu karakterde yaratığı farklılıklar bir zaman çizelgesi şeklinde periyodik olarak gözler önüne sermiştir. Aynı şekilde çok şaşaalı bir savaş sahnesi göreceğinizi de hiç sanmayın. Filmdeki savaş sahneleri, küçük bir grubun, küçük olarak değerlendirilebilecek savaş kareleriyle sınırlıdır ancak.

Sgt. Hartman

Sgt. Hartman

Asıl olarak filmi iki bölüm olarak değerlendirmek, daha isabetli bir yorumda bulunabilme olanağı sağlayacaktır. Sanırım Kubrick de filmini yaparken, aynı düşüncelerle bu girişimde bulunmuştur. Filmin ilk bölümü olarak değerlendirebileceğimiz ilk yaklaşık kırk beş dakikalık kısmın, gönüllü askerlerin zorlu eğitim süreçlerini içermektedir. Tabi bu sadece fiziksel olarak güçlenmeye yönelik bir eğitim süreci olarak algılanmasın; hatta eğitimin psikolojik boyutu, daha çarpıcı bir şekilde gözler önüne serilmiştir.

Filmin ilk kısmı olarak değerlendirdiğimiz bölümünde disiplinli, sert ve prensipli Çavuş Hartman, askerlerin eğitimleriyle ilgilenen komutanları görevinde bulunmaktadır. Aslında bu sıfatlar, ilk olarak kulakta despot bir çağrışım yaratıyorsa da, olayın iç yüzü daha farklıdır. Yani şöyle ki; Çavuş Hartman’ın askerlerle olan diyalogları, içerik sadeleştirildiğinde ürkütücü gelse de, Hartman’ın kulandığı jargonla dinlediğinizde, daha çok size bir komedi filminin replikleri gibi gelmektedir. İşin aslı şu yani; bu ilk bölümün sonunda yer alan ve Çavuş Hartman ‘ın ablak olarak lakaplandırdığı askerin, intihar sahnesine kadarki bölümünde gerilmekten çok gülümseyeceksiniz. Askerlerin birer katil olması gerektiği, savaşta düşmana acınmaması gerektiği, savaşa gidecek askerlerin dönme garantisinin olmadığı anlatıldığnda, sizi pek  de geren bir ortamla karsılaşmayacksınız aslında. Ama bu dramatik doktrinleri vurgulanırken de dikkatli bir izleyicinin pek gözünden kaçmamalı çünkü asıl bunlar filmin ikinci bölümünde dah net şekilenecek ve daha somut bir anlam kazanacaklar. Ablak ‘a gelecek olursak, niye intihar etiğini tahmin edersiniz herhalde. Şartların ağır olmasının verdiği psikolojik baskı, Ablak’ın zayıf kişiliği intiharının temel  nedenini oluşturmaktadır. Sadece intiharla bitmiyor tabi ki, intihardan önce belki de intihardan çok daha da önemlisi; Ablak kendini tüfeğiyle vurmadan önce Hartman’ı vurması ve onu öldürmesi daha dikkat çekicidir.

Pvt. Pyle

Pvt. Pyle

İkinci kısım ise, tamamıyle savaş alanında geçmektedir. Savaşın ismini tahmin etmek güç değil tabi. Amerikan Savaş Filmlerinin besin kaynaklarından Vietnam Savaşı. İkinci kısımda baş karakter, Hartman’ın Komedyen lakabını taktığı askerdir. Komedyen aslında bir savaş muhabiridir. Ordugahta sıkılmıştır ve artık bir savaş alanında bulunmak ister. Komedyenin bu isteğine cevap pek de gecikmez. Bastırılması gereken bir grupla yapılan çatışmada muhabirlik yapma görevi alan Komedyen orduya yeni katılan ve şipşakçı olarak bilinen fotoğrafçı askerle savaşan birliğine  katılmaya gider.

Komedyen artık savaş alanındadır. Komedyen birlikte eğitim döneminden tanıdığı ve Kovboy olarak bilinen arkadaşıyla karşılaşır. Şartlar onun sadece bir muhabir olarak değil, aynı zamanda savaşa aktif bir katılımcı olması gerekliliğini getirir. Bu süreç içerisinde, Komedyen savaş ortamında ölümle burun buruna yaşamanın, savaşta arkadaşlarını kaybetmenin, (ki  buna çok yakın arkdaşı Kovboy da dahil) yıpratıcı gerçekliği içerisinde onu Komedyen ismiyle bağdaştıran kişilik özelliklerinin yavaş yavaş  silindiğine tanıklık ediliyor izleyici tarafından. Kendi birliği içerisinde, birini öldürmenin ayrıcalığını kendi başına yaşarken, bunun götürüleri ise  ancak izleyici farkındalığıyla dramatize edilebiliyor. En başta söylediğim gibi, efektlerle yüklü bir savaş sahnesi izleme beklentileriyle filme yaklaşmamanız, filmi size daha çok sevdirecek ve izlerken; film size daha çok keyif vercektir. Evet bu bölümde savaş sonrası yıkım, şehirlerin birer virane haline gelmiş olması tüm çıplaklığıyla gözler önüne serilmiş olsa da bunun öncesini göstermeyi yönetmen pek tercih etmemiştir.Zaten o kaygıyla yaklaşılmamış olmsı, filmde verilmek isteneni daha net bir şekilde verebilmenin yolunu açmıştır.

Eğer kafanızda, acaba yine Amerikan Savaş Filmlerinin neredeyse hepsinde gördüğümüz Amerikan askerlerinin fedakarlık ve kurtarıcı kahramanlık öyküleriyle bezenmiş bir film mi izleyeceğiz sorusu varsa , buna vereceğim cevap kısmen hayır. Kısmen diyorum çünkü; Kore halkı için yapılan hiçbir kahramanlık öğesi içermemektedir. Hatta bir Amerikan askerinin çok kolayca kadın ve çocukları öldürdüğünü komedyene itiraf etmesi, bu anlamda yönetmenin bu çizginin dışına cıkmak isteme isteğini ortaya koyuyor. Yalnız askerlerin arkadaşları için canını tehlikeye atması imgesi  de film de işlenmeden geçilmemiş. Yönetmenin bu şekilde tarafsız bir tutum sergilemiş olması, her iki tarafa eşit mesafede durmaya çalışması işin açıkçası filme daha bir sempatiyle yaklaşmama sebep oldu. Tabi filmin birçok yerinde, Amerikan askerlerinin Korelileri çekik gözlüler olarak nitelendirip bunun devamında onları aşağılamalarını, savaş psikolojisinin bir parçası olarak sayarsak, bu tarafsızlık fikrini daha çok benimseyebiliriz sanırım.

İşin aslı ben başta filmi bir Stanley Kubrick filmi olması dolayısıyla izlemek istedim. Film sonlandığında harcadığım iki saatlik zamanın boşa gitmediğini düşünmem gerçekten beni rahatlattı. Çünkü uzun zamandır izlemeyi planlayıp bir türlü izleme imkanı bulamadığım bir filmdi. Bu kadar uzun vadeli plandan sonra, hayal kırılığı yaşamak istemedim doğrusu ve pek de  öyle  olmadı zaten. Film hakkındaki görüşler beklentilerimi yüksek tutmama neden olduysa da  yine de bu durum hayal kırıklığı yaratmadı. Tabi Stanley Kubrick’in bilinen çizgisinin dışına çıkılmamış olması, filmi izlemeye değer kılan bir diğer önemli sebep.

Full Metal Jacket (1987)
Full Metal Jacket poster Rating: 8.3/10 (496,319 votes)
Director: Stanley Kubrick
Writer: Gustav Hasford (novel), Stanley Kubrick (screenplay), Michael Herr (screenplay), Gustav Hasford (screenplay)
Stars: Matthew Modine, Adam Baldwin, Vincent D'Onofrio, R. Lee Ermey
Runtime: 116 min
Rated: R
Genre: Drama, War
Released: 10 Jul 1987
Plot: A pragmatic U.S. Marine observes the dehumanizing effects the Vietnam War has on his fellow recruits from their brutal boot camp training to the bloody street fighting in Hue.