2013’te ilk sezonunu alnının akıyla tamamlayıp inzivaya çekilen Shingeki no Kyojin animesinin, ikinci sezonunun 2017 yılının bahar aylarında başlayacağının (ulan sonunda be!!!) duyurulmasıyla sevenleri çok heyecanlı, sevenleri çok gaz. Ben de gazım haliyle. Bu haberin rüzgarını arkama alıp bir iki kelam edeyim de belki bilmeyip duymayanını haberdar ederim diye düşündüm. Adetten olduğu üzere künye bilgilerine bir göz atalım Shingeki no Kyojin’in. Anime 2009’da yayınlanmaya başlanan aynı isimli mangadan* uyarlama. Hikayenin yaratıcısı (ve dolayısıyla aynı zamanda çizeri) Hajime Isayama tarafından uyarlanan animenin ilk sezonu 25 bölüm.


*manga: Manga (漫画), Japonların çizgi roman için kullandıkları sözcük olup anime çizim sanatı ile çizilir.


Bu yazıda bir değişiklik yaptım. Hiç spoiler vermeden ve seyir keyfini kaçırabilecek tek kelam etmeden Shingeki no Kyojin’in reklamını yaptım. Spoiler yok diyorum be, o kadar izleyin istiyorum yahu!

Peki ne anlatıyor bu Shingeki no Kyojin? Shingeki no Kyojin alternatif bir dünyada geçiyor. Bu dünyada hikayeye dahil olduğumuz noktayı orijin kabul edersek eğer, yüz küsür yıl önce devler ortaya çıkıyor. Bu devler 5 metre, 10 metre, 15 metre civarında boylara sahip yaratıklar. Kendileriyle ilgili mevcut bilgiler çok kısıtlı ve bu da hikayenin gizem dozunu artıran bir öge, zaten insanlığın elindeki kıt bilgi de işin rengini oldukça değiştirecek türden. Devler insanlara amansızca saldırıp onları yemeyi misyon edinmişken ilginçtir ki doğadaki başka hiçbir canlıya saldırmıyorlar, sayıları sürekli çoğalmasına rağmen devlerin bilinen bir üreme mekanizmaları yada üreme organları da yok, bir de mevcut bilgiler dahilinde konuşamadıklarını biliyoruz. Velhasıl bu devler dünya üzerinde belirip çılgınlar gibi insan avlamaya başladıktan sonra buna reaksiyon gösteremeyen insanlığın büyük bir kısmı (ki hikayeden anladığımız kadarıyla büyük derken GERÇEKTEN büyük) katlediliyor. Bilinen en büyük devlerin 15 metre civarında olduğu bu coğrafyada 50 metre yükseklikteki heybetli duvarların olduğu bir bölgeye sığınıyor insanlık. Gerçek anlamıyla insanlığın son kalesi oluyor burası, 3 katmandan oluşan bu duvarların içinde yaşamaya başlayan insanlık; ölen büyük nüfusun yanında doğal olarak ‘geçmiş dünyanın’ da bilgi ve teknolojisinden mahrum kalıp izole yeni bir tarih oluşturmaya başlıyor.

about_the_walls_pt2

Duvarların inanılmaz yüksekliği evler ve kulelerle kıyaslanarak anlaşılabilir.

Duvarların inanılmaz yüksekliği evler ve kulelerle kıyaslanarak anlaşılabilir.

Bu 3 katmanlı ihtişamlı duvarımızın her birinin de kendi isimleri ve çok da güzel armaları var. Dışarıdan merkeze doğru Maria Duvarı, Rose Duvarı, Sina (Sheena) Duvarı olmak üzere sıralanıyorlar. Tabii duvarların halkları arasında da bir hiyerarşi yada kast benzeri bir sistem yok değil, hani insanlık da o kadar ölmemiş yani. En içteki ve dolayısıyla en güvenli olan Sina duvarının halkı aristokrat ve zengin kesimden meydana gelirken en dıştaki Maria yerleşkesinde ise çiftçiler, işçiler ve orta-alt sınıf diyebileceğimiz insanlar yaşıyorlar.

Bir de her insan icadı yaşam şekli yada sistemin olmazsa olmaz ordu var. Shingeki no Kyojin dünyasının ordusu da bizim bildiğimiz ordulardan çok da farklı değil, üniformaları hariç. Çok güzel, çok havalı üniformalar tasarlamış çizer. Ordu da basitçe 3 ana bölümden ve eğitim birliklerinden oluşuyor. Eğitim tugayları askere katılan kadın-erkek gençlerin eğitim gördükleri birlikler. Çaylak askerlerin eğitimleri bittikten sonra da istedikleri 3 ana bölümden birine atanıyorlar, buraya daha sonra değinilmek üzere bir göz kırpma emojisi koyup bu 3 bölümün isimlerini vermek istiyorum:

  • Yerleşik Muhafızlar
  • Askeri Polis Tugayı
  • Keşif Lejyonu

Ordu bölümlerinin logoları

Ordu bölümlerinin logoları

Yerleşik Muhafızlar yapısı gereği hiçbir alanda özelleşmemiş ve normal şartlarda Rose ve Maria duvarlarında düzeni sağlayan, kolluk görevlerini yerine getiren birlikler. Acemi birliğinden mezun olan herhangi biri bu birliğe katılıp görevinin başına geçebiliyor. Askeri Polis Tugayı ise tam bir seçkinler birliği. Mezun olmuş bir aceminin Askeri Polis olabilmesi için mezuniyet başarı sıralamasında ilk 10 içerisinde olması lazım. Dünya nüfusunun yüzde bilmem kaçı yok olmuş, koskoca gezegende avuçiçi kadar yere sıkışıp kalmışsın neyin elitizmi bu godoş diyor insan da kime diyor? Askeri Polis Tugayı’nın bu kadar revaçta olmasının çok anlaşılır birkaç sebebi var. Yukarıdaki görselde bu birliğin sloganı da yazıyor, ‘haşmetli kral için’ şeklinde tercüme edilebilir. Anlaşılacağı gibi bu seçkinler birliği aslında kral muhafızları. Sina Duvarı içerisinde yani en merkezde yaşıyorlar ve yüksek maaşın yanında sosyal statü sahibi de oluyorlar. Duvarların içinde bir nevi kast sistemi var demiştim; dış bölgelerde (Rose ve Maria Duvarı) yaşayan orta-alt sınıf, fakir, köylü, çiftçi, işçi ailelerin çocuklarının merkez bölgesine yani Sina Duvarı içerisine göç edebilmelerinin ve hayat standartlarını elle tutulur düzeyde yükseltebilmelerinin belki de tek yolu başarılı bir çaylaklık geçirip Askeri Polis olabilmek. “Yahu bu merkezde yaşamak bu kadar mühim mi?” derseniz eğer şöyle bir hatırlatma da yapayım, insanlık duvarların içine sıkışmış durumda ve doğal olarak kaynaklar da kısıtlı. Sınırlı bir alanda yapılan tarım ve hayvancılık üzerine kurulmuş bir ekonomi söz konusu, bir de tehlikeden uzak bu ‘kurtarılmış bölge’ içerisinde nüfusun da sürekli artıyor olduğunu gözardı etmemek gerek.

Mezuniyet sırasında 104. Acemi Birliği

Mezuniyet sırasında 104. Acemi Birliği

Şimdi gelelim son olarak Keşif Lejyonu mevzusuna. Kendi ayakları üzerinde duran, etliye sütlüye bulaşmayan büyük kardeş Yerleşik Muhafızlar bir yanda herkesin sevdiği, prestijli, tabiri caiz ise işin kaymağını yiyen küçük kardeş Askeri Polis Tugayı öbür yanda. Bir de kimsenin ilgi göstermediği ortanca kardeş var: Keşif Lejyonu. Dizi içerisinde bu birlik çok güzel bir cümleyle anlatılıyor, insanlığın dış dünya ile ‘tek’ bağı. Çünkü Keşif Lejyonu’nun ‘keşif’ yaptığı yerler, duvarların dışarısı. Temel amacı duvar dışına keşif harekatları düzenleyip devler hakkında bilgi toplamak. Ama bu birlik duvar içinde çok tartışma konusu oluyor. ‘Muhafazakarlar’ denilen bir grup Keşif Lejyonu gibi bir birliğin vasıfsız olduğunu, duvarlar dışında insanlık namına hiçbir değer kalmadığını ve haliyle Keşif Lejyonu’nun vergi ve kaynak israfı olduğunu savunuyorlar diğer yandan ise ‘Revizyonistler’ de Keşif Lejyonu’nu feshetmenin dış dünyadan ümidi kesmek olduğunu ve bunun oturup ölümü beklemekten farkının olmadığını söylüyorlar. Gel zaman git zaman denge ve fren politikaları gereği Keşif Lejyonu varlığını koruyor, çünkü Muhafazakarlar’a kalsa duvarlar Tanrı’nın yapıları ve dışına çıkmayı geçtim üzerine dahi çıkmak küfür sayılıyor.

Titanlar boy boy hacım

Titanlar boy boy hacım

Konunun epik, gizemli, ilgi çekici olması yetmiyormuş gibi dizi boyunca kullanılan müzikler de bir o kadar epik bir o kadar efsane. Hele bir açılış müziği var ki… Dinlemek isteyenler için yazının sonunda fragmanın altına iliştireceğim. Tek bir bölümü bile sıkmayan bu serinin kendi çevremde de gözlemlediğim bir özelliği de şu, normalde anime sevmeyen yada hiç anime izlememiş kişiler bile Shingeki no Kyojin’i çok sevebiliyorlar. Zaten yayınlandığı yıl en iyi anime seçilmesi, reyting rekorları kırması, mangasının satış rekorları kırması falan çok ilgi çekici ve çok başarılı bir eser olduğunu gösteriyor ama çekiciliğini artıran çokça unsura sahip. Bunların başında bahsettiğim gibi kullanılan müzikler, konunun ilginç olması, akıcı şekilde işlenmesi, senaryonun çok başarılı olması, yaratılan karakterlerin çok özenilerek motivasyonları net bir şekilde şekillendirilmesi ve izleyiciye atmosfere sokup karakterlerin, sahnelerin psikolojisini kusursuz aktarabilmesi yatıyor.

Nesillerdir duvarların içerisinde yaşıyor olmayı, bu duvarların kapattığı dünyaya doğmuş olmayı olabildiğince anlayabilmemizi sağlıyor seri. İnsanların sanki duvarların dışında bir avuç toprak dahil hiçbir şey yokmuş gibi davranmalarını ve bunun arkasındaki motivasyonu iliklerinize kadar hissettiriyor. Değinmeden geçemeyeceğim, en başarılı bulduğum noktası duvarların içindeki hayatın aslında ne kadar depresif ve kendine has bir karanlığının olduğunu hemen fark etmemizi sağlayıp izleyiciyi de bu psikolojiye adapte ediyor.

Şimdi iplerin koptuğu noktaya geliyoruz. Bu noktaya kadar düzen kurulmuş, hayat devam ediyor. Bu seriyi şahsen benim çok sevmemin bir sebebi de sizi ilk 3-4 bölüm hikayenin durağan altyapıları ile yorup soğutmuyor. Bizim hikayeye dahil olduğumuz nokta yani ilk bölümün ilk 3 dakikasında şu az önce -biraz uzun bir şekilde- anlattığım tüm düzen yüz bilmem kaç yıl sonra çok büyük bir darbe alıyor. Boyu 50 metrelik duvarlardan uzun ve sonradan Devasa Dev (Colossal Titan) diye adlandırılacak olan bir dev, duvarda kocaman bir delik açıyor. 20 senede bir nesil yetişiyor dersek (9 kilo matematikten slime yapıyoruz!!) eğer, 5 nesilden fazladır dev görmemiş ve belki de dev tehdidini hiç hissetmeyen Maria Duvarı halkı bir anda devlerle baş başa kalıyorlar. Biz de bu kaosun içindeki Eren Jeager, Mikasa Ackerman ve Armin Arlert isimli yakın arkadaş olan 3 çocuğun serüvenine eşlik ediyoruz. İlk bölümün başladığı yerde ben es vererek sizi fragmanla ve o tadından yenmeyecek açılış müziği ile baş başa bırakıyorum. Yorumlarınız bizler için çok değerli, yazıya yorum bırakabilirsiniz. Bu seriye başlamanız dileği ile, şimdiden keyifli seyirler. Sağlıcakla kalın.

Bir de açılış jeneriğiyle gözümüz gönlümüz açılsın.

Attack on Titan (2013–)
Attack on Titan poster Rating: 8.8/10 (68,643 votes)
Director: N/A
Writer: N/A
Stars: Marina Inoue, Yuki Kaji, Josh Grelle, Bryce Papenbrook
Runtime: 24 min
Rated: TV-14
Genre: Animation, Action, Adventure
Released: 01 Apr 2013
Plot: After his hometown is destroyed and his mother is killed, young Eren Jaegar vows to cleanse the earth of the giant humanoid Titans that have brought humanity to the brink of extinction.