Alien bir başyapıttı,
Prometheus ise çok uzak bir gezegeni araştırmaya gitmiş bir uzay aracı sadece…

İnsanoğlunun sırrına vakıf olamayacağı tek şey ölüm olsa gerek. Tabii bu ister istemez yaşamın da tam anlamıyla sırrına vakıf olamayacağımızı gösteriyor; ölümü anlamadan yaşamı anlayamayacağımıza göre. Yine de son yıllarda “varoluş” meselesine dair özellikle de fizikçilerin bulguları sayesinde bilim adamları bir hayli yol katettiler. Hatta Stephen Hawking son kitabının girişinde “evreni anlamak artık felsefecilerin değil, biz bilim adamlarının işi” diyerek belki de yeni çağın en ilginç saptamalarından birini yaptı. Gerçekten de varoluş gibi felsefenin temel meselelerinden biri olan bir konuda fizikçiler çok daha isabetli teoriler üretiyor artık. Peki ya sanatçılar?

Prometheus Araştırma Ekibi

Prometheus Araştırma Ekibi

Siz ne kadar katılırsınız bilmem, ama ben sanatta dolaylı anlatımdan yanayımdır. Yani söylemek istediğiniz bir şey varsa bunu gizlemeniz, izleyiciyi beklemediği an, beklemediği yerden vurmanız gerektiğini düşünürüm. Bu söylediğim öncelikle dramatik sanatlar için geçerli elbette ama diğer tüm sanat dallarını da bu çerçevede değerlendirebilirsiniz rahatlıkla. Bu açıdan baktığımda da Ridley Scott’ın son filmi Prometheus’un bir hayli kusurlu olduğunu düşünüyorum. Ama tabii bu kadarla sınırlı değil düşündüklerim.

Prometheus’u 2 ana eksen üzerinden değerlendirmek gerekiyor kanımca. Bunların ilki filmin anlatmak istediği, yani senaryosu, dramatik yapısı ve içeriği. Her ne kadar Ridley Scott “Prometheus ile Alien arasında DNA yakınlığı var ama onun ötesinde bir devamlılık yok” dese de izlerken yönetmenin bu cümlesini haklı çıkaracak bir filmle karşı karşıya olmadığınızı anlıyorsunuz. Öyle olsa da olmasa da şunu teslim etmemiz gerek: Alien bir başyapıttı, Prometheus ise çok uzak bir gezegeni araştırmaya gitmiş bir uzay aracı sadece. Alien uzayın derinliklerindeki sırlara vakıf olduğunu sanan insanoğlunun karanlık bir gizemle karşılaşıp yeni bir bilinmezi sorguladığı bir filmdi; Prometheus ise yaratılış muammasını çözmek üzere yola çıkan insanoğlunun bulduğu yanıt karşısında yaşadığı hayal kırıklığını anlatan bir film. Ve açıkçası bu hayal kırıklığı izleyicinin filmin genelinde yaşadığı hayalkırıklığı ile kıyaslanamaz bile. Benzer konulara meraklı James Cameron gibi bir sinemacının günümüz bilimini yönlendiren Lawrence Krauss, Neil Degrasse Tyson gibi önemli isimleri tanıdığını biliyoruz ama Ridley Scott evrenin sırlarını büyük ölçüde çözmüş bu insanların bulgularından haberi yok gibi görünüyor. Yoksa hala kör gözüm parmağıma haç sembolleriyle meseleyi kısır bir düzleme çekmeye çalışmazdı.

Prometheus

Prometheus

Senaryonun zaafları
Dramatik anlamda da senaryonun zaaflarına getiriyor bu durum bizi. Sıradan bir keşif turu sırasında karşılarına çıkan olağanüstü bir gizemle savaşmak zorunda kalan bir grup insanın maceralarını anlatan Alien ne kadar vurucuysa, en başından itibaren olağanüstü bir yolculuğa çıktığını vurgulayan Prometheus mürettebatının izleyiciye doyurucu bir yanıt sunamadığı bu yeni film o derece sönük maalesef. Senaryo öylesine iddialı bir önermeyle açılıyor ki (varoluşun sırrını bulduk önermesi) bunun üzerine ne deseniz doyuramazsınız izleyiciyi. Bu anlamda senaryonun ters ve yanlış bir kurgusu olduğunu düşünüyorum sizin anlayacağınız. Böyle olunca da filmin gizem, gerilim ve sürpriz gibi dramatik unsurlardan yoksun olduğunu öne sürüyorum. Filmdeki hemen herşey önceden açıklanarak gidiyor ki (bkz: David yaratığı gemiye getirir, DNA’sını ayrıştırır, Holloway’in içkisine karıştırır vs) olsa olsa seyirciyi aptal yerine koymaktan ibaret bu çizgisel anlatım. Sanki “bunlar anlamaz şimdi, biz herşeyi açık açık anlatalım, kafaları bulandırmayalım” demiş birileri. Akla Zizek’in Matrix izleyicileriyle ilgili haklı yorumu geliyor ister istemez.

Prometheus - David

Prometheus – David

Alien ve ardından Blade Runner gibi bugün hala bilim-kurgu sinemasının aşılamaz başyapıtları olarak görülen filmleri çeken Ridley Scott’ın uzunca bir süredir hem içerik hem de sinemasal anlamda gerici filmler çektiğini düşünürsek (ki bu en azından benim kişisel kanaatim) belki de Prometheus’dan fazla bir şey beklememek gerekirdi. Aslına bakarsanız adını saydığım her iki filmde de olağanüstü bir atmosfer yaratmayı başaran (ki birbirine hiç benzemeyen iki farklı evren yaratmıştır Scott bu filmlerde) Scott’ın hiç gereği yokken Alien evrenine yeniden dönmeye çabalaması bile bu sonucu beklememiz için yeterliydi. Bilim-kurgu sinemasında devrim yaratmış ve bunu da arkasına bakmadan yapmayı becerebilmiş bir yönetmenden yepyeni bir konseptle gelmesi beklenirdi, ama olmadı ne yazık ki. Ridley Scott isteyerek ya da istemeden, hikayenin öncesini anlatırken, yarım yamalak bir mitoloji de oluşturarak bir anlamda Alien efsanesine ölümcül bir darbe indirmiş oldu.

Noomi Rapace (Elizabeth Shaw)

Noomi Rapace (Elizabeth Shaw)

İşin diğer kısmına, yani sinemasal anlatım yanına bakacak olursak, ne yazık ki burada da elle tutulur bir şey olmadığını görüyoruz. Alien’ın H.R. Giger destekli tasarımları ve izleyiciyi yeni bir dünyayla tanıştıran atmosferi Prometheus’da yok ne yazık ki. Ridley Scott’ın biraz Kubrick’ten bolca da eski Alien tasarımlarından ödünç aldığı görsel evren bir iki yeni teknolojik dokunuşla en fazla biraz daha cilalı bir hale gelmiş ki, hiç de manalı değil doğrusu. Günümüz modasına uyarak 3 boyutlu çektiği ve izleyiciyi gözlüğe mahkum ettiği filmin daha önce pek düşlenmemiş bir görselliği beyaz perdeye taşımasını beklerdik (ki beğenin ya da beğenmeyin cameron Avatar’da bunu başarmıştı bir ölçüde) ama olmadığını gördük. Kamera kullanımı ve çerçeveler için de ne yazık ki konvansiyonel sıfatının dışında bir niteleme gelmiyor aklıma. Ridley Scott bu anlamda da tutuculuktan kurtulamıyor. Oysa en azından yurttaşı Steve McQueen gibi yönetmenlerin filmlerini izlese de sinemanın hala ne gibi yeniliklere açık olabileceğini keşfetse. Ama galiba çok şey istemeye başladım.

Başta Michael Fassbender olmak üzere çok sağlam bir oyuncu kadrosu var filmde. Ama sağlam karakterler gördüğümüzü söyleyecek kadar da ileri gidemeyeceğim. Oyuncular ellerindeki senaryoyu olabildiğince hakkaniyetli bir biçimde yorumlamaya çalışmışlar doğrusu ama hiçbiri de aklımızdan çıkmayacak bir oyunculuk sergilemiyor. Belki sadece Idris Elba’yı onlardan ayrı tutmak lazım. Görece daha kısa olan rolünü onun The Wire ve Luther gibi dizilerden alışık olduğumuz olağanüstü karizmasıyla öyle güzel parlatmış ki, alkışlamamak elde değil.

Sonuç itibariyle karşımızda Alien ile kıyaslanamayacak zayıflıkta bir film var ve bunun günahı da çokça Ridley Scott’a ve bir miktar da senaristlere ait bence. Zaten Lost’un senaristiyle neden çalışılır hala anlayabilmiş değilim. Onu da benim kabızlığıma verin artık.

Yazısını bizimle paylaşan Türkçe Altyazı üyelerinden Sayın Emrah -Fraghera- Kolukısa‘ya teşekkürü borç biliriz. 

Prometheus (2012)
Prometheus poster Rating: 7.0/10 (463,038 votes)
Director: Ridley Scott
Writer: Jon Spaihts, Damon Lindelof, Dan O'Bannon (elements), Ronald Shusett (elements)
Stars: Noomi Rapace, Michael Fassbender, Charlize Theron, Idris Elba
Runtime: 124 min
Rated: R
Genre: Adventure, Mystery, Sci-Fi
Released: 08 Jun 2012
Plot: Following clues to the origin of mankind a team journey across the universe and find a structure on a distant moon containing a monolithic statue of a humanoid head and stone cylinders of alien blood but they soon find they are not alone.