Tanrının ruhu üzerimdedir; çünkü fakirlere müjdeyi ilan etmek için O beni mesh etti; kırık yüreklileri iyileştirmek için, tutsaklara kurtuluşu ve körlere gözlerin açılışını ilan etmek için, ezilenleri özgürlükle salıvermek için. (İncil, Luke 4:18)

Öncelikle herkese merhabalar. Gerek havaların soğumaya başlamasıyla evimizde “keyifli zaman öldürmeye” yaradığından gerek dizilerin çıkış ya da yeni sezon başlangıcı dönemine denk geldiğinden TV içeriğini bolca tükettiğimiz ve haliyle de yazdığımız zamanlardayız. Bugün de 30 Eylül’de görücüye çıkan yepyeni Netflix dizisi Luke Cage’i konuşuyor olacağız. Luke Cage de tıpkı Daredevil ve Jessica Jones dizileri gibi Netflix-Marvel ortak yapımı. Anlayacağınız bu ailenin yeni üyesi olan Luke Cage’in referansları sağlam, eğer çizgi roman dünyasını seven biriyseniz ve hala izlemediyseniz, Daredevil’ı izlemenizi şiddetle öneririm. Bu zamana kadar görece geri planda kalan karakterlerden birinin sürükleyici dünyasına vakıf olma şansını oldukça keyifli bir yoldan yakalayabilirsiniz.

Aslında bakınca Luke Cage’de de durum pek farklı değil. Hatta Daredevil ile kıyaslayınca Luke Cage çok çok bilinmeyen bir karakter. O yüzden diziyi sizlere tanıtmaya bu noktadan başlamakta fayda var, kim bu Luke Cage?

Luke Cage, 70’li yıllarda Marvel tarafından yaratılan bir çizgi roman karakteri ve bu karakterin tahmin edilebilir sebeplerden ötürü biraz çetrefilli bir hikayesi var. Luke, çizgi roman dünyasının ilk siyahi karakteri değil elbet ama “birilerinin yancısı” olmayan ya da “uzaklardan gelen/yabancı imajı verilmeyen” ilk siyah çizgi roman kahramanı. Yine Marvel’ın kendisinden önce yarattığı (benim bildiğim kadarıyla tabii, yanlışım varsa düzeltin) Black Panther ve Falcon gibi tanınmış ve popüler kahramanlar da var. Ama baktığınız zaman Black Panther çok uzaktaki memleketi ile yerelleştirilmiş ve bir anlamda sınırlandırılıp “Amerika-dışı” izlenimi verilmiş, Falcon da hakeza Captain America’nın yancılığından öteye gidememiş karakterler.

luke-cage

Tabii bir de o dönemde Amerika’nın mevcut koşullarına yani zamanın ruhuna da iştirak eden bir karakter Cage. 70’li yıllarda Amerika’da “Blaxploitation” dedikleri bir süreç yaşanıyor, basitçe siyah insanların özellikle medya ve sosyal hayatın birçok noktasında el üstünde tutulmaya çalışıldığı bir dönem. Marvel da çoğu zaman yaptığı gibi “ötekileştirilmeye” çalışılanı yansıtmaya karar vermiş ve Luke Cage karakterini çizgi roman dünyasına kazandırmış.

Şimdi normal şartlar altında benim şu noktadan itibaren Cage’in hikayesinden söz edip diziyle ilgili ilk izlenimlerimi aktarıyor olmam lazımdı ama bir konuda doluyum ve bunun için uygun bir noktada olduğumuzu düşünüyorum. Dünya üzerinde böylesine “ötekileştirilen” veya “toplum-dışı” tutulmaya çalışılan insanlar veya belirli topluluklar maalesef var ve ben de özellikle sanatta, medyada kendilerine yer verilmesini ve hatta bunun teşvik edilmesi adına pozitif ayrımcılık yapılmasına sonuna kadar katılıyorum; İngilizce’de buna political correctness deniyor, politik doğruculuk yani. Ama bu sanıyorum ki yazar, çizer, yapımcı taifeleri tarafından tam olarak anlaşılamamış ya da çok yanlış anlaşılmış bir olay. Zaten kavramın özünde yatan olgu, “anormal” görülen toplulukların aslında sen-ben-bizim oğlan kadar “normal” olduğunun altını çizmek iken; bunu bir angaryaymış gibi ve hatta kör göze parmak yapmak niye? Etnik azınlıkların, her renkten veya dinden insanların ve LGBTİ bireylerin özgürce ve ayrıştırılmadan toplumsal hayata entegre bir biçimde yaşayabilmeleri gibi dizilerde, filmlerde, kitaplarda ve çizgi romanlarda da bu entegrasyona şahit olmamız oldukça önemli. Buna kati suretle bir itirazım yok, olamaz fakat bu yaklaşım, birçok örnekte gördüğümüz sığlıkta yapılmamalı. Karakter yapısı, hikaye altyapısı, evren içeriği ile olan bağı görmezden gelinerek bir karakter sırf sosyal farkındalık mesajı vermek adına Latin, Çinli, Filipinli, siyahi, transseksüel vs. bir karaktere dönüştürülmemeli. Marvel, DC fark etmeksizin kendi evrenlerinde bu yapıları hikayesine yedirebilecek birçok karakter varken ve hatta yenileri yazılabilecek durumdayken bunu yapmak açıkçası bana samimi gelmiyor. Sanki sadece “bu” unsurlara da yer veriyoruz, bakın biz ne mükemmel bir şirketiz mesajı veriliyormuş gibi duruyor. Hatta bir nevi yapmaktan kaçındıkları cinsiyetçilik ve ırkçılığı besliyorlar, bir toplumsal kesimi yine toplum nezdinde normalleştirme adı altında iyice izole etmiş gibi bir görüntü veriyor. Bu duruma DC’nin yakın zamanda yaptığı hamleyi örnek gösterebiliriz: Wonder Woman’ın homoseksüel olduğunun açıklanması, ki bence gayet başarılı bir hamleydi. Zaten karakter altyapısına baktığımızda sadece kadınlardan oluşan bir adada yaşayan ve hayatında -belli bir döneme kadar- hiç erkek görmemiş bir karakterin heteroseksüel olması abes olurdu. Nitekim karakterin hikayesinde de göze batan bu durumu düzelttiler. Ama yine yakın zamanda izleyici ile buluşan Batman: Killing Joke animasyon filminde cinsiyetçilik karşıtı, feminist bir hamle yapmayı deneyen DC, politik doğruculuğuna tüy dikti. Çok çok güzel bir hikayenin başına yarım saatlik ucuz, çiğ, amaçsız bir propaganda eklediler ve bunu bile beceremediler. Cinsiyetçilik karşıtı ve hatta yer yer feminist söylemlerde bulunayım derken bununla dalga geçer gibi sahneler yazarak cinsiyetçiliğin dik alasını yaptılar, merak edip serzenişime ortak olmak isteyenler gidip bakabilirler. Ama bu güzel hikayeyi izlemek isteyenlere tavsiyem ilk yarım saatini görmezden gelmeleri.

netflix-marvel-luke-cage-daredevil-differences

İçimi döktüğüm şu satırları sabırla okuyanlara teşekkür ederek konuya dönmek istiyorum. Dizimiz de böyle güzel bir amaca hizmet eden, misyon sahibi bir karakteri yani Luke Cage’i tekrar gün yüzüne çıkarıyor. 80’li yılların ortalarından itibaren yok olmaya yüz tutan Cage, aslında New Avengers’ta daimi bir yer elde etmişti ama çizgi roman dünyasında bile Cage popüler bir karakter dersek çok da doğru olmaz. Karakterimizin asıl adı Carl Lucas, çevresindeki çoğu akranı gibi gangster olmayı aklına koymuş bir çocuk. Nitekim bu hayali sadece aklında kalmayıp gerçekleşiyor da, fakat bu durumun ailesi ve sevdiklerini tehlikeye düşürdüğünü fark eden Carl kendini suç dünyasından izole ediyor ve dürüst bir hayat yaşamaya başlıyor. Hayat bu ya, bir gün kendisine düzenlenen bir komplo sonucunda evini polisler basıyor ve evinde bulunan uyuşturucu yüzünden Carl hapishaneye düşüyor. Bu noktadan sonra da Carl için hayat pek kolay geçmiyor. Hapishanede kendisinden nefret eden gardiyan Rackham tarafından eziyete, işkenceye ve yoğun şiddete maruz kalan Carl, kurtuluşu kendisini bulup deneylerine kobay olmasını isteyen Doktor Noah Burstein’de buluyor, en azından öyle olduğunu zannediyor.

Söz konusu deney bir süper asker deneyi. Bu noktada Captain America’ya gönderme var, hem hikaye hem de dönemin Beyaz-Amerikan propagandası aracı olarak görülen karakteriyle aynı orijin noktasına sahip olması bağlamında. Deneyler sırasında Carl’ı öldürmeye çalışan Rackham, istemeden Carl’ın süper güçler kazanmasına vesile oluyor ve Carl, insanüstü bir kuvvete ve “zarar verilemez” bir deriye sahip oluyor. Tabii aynı şekilde bu noktadaki “kurşun-geçirmez siyah deri” de yine bir gönderme. Velhasıl, Carl Lucas sahip olduğu yeni güçleri sayesinde hapishaneden kaçıp Harlem’e geri dönüyor ve adını Luke Cage olarak değiştiriyor. İsmi de bir İncil göndermesi, yazının başında alıntıladığım İncil pasajı Luke Cage’i özetler nitelikte bir kısım. Bu kısmın ait olduğu bölümün ismini ve kendisini yaratan hapishaneyi yani kafesi (ing. cage) kullanarak yeni ismini yaratıyor.

160930133530-luke-cage-netflix-3-large-tease

Döndükten sonra bir süre normal bir yaşantı sürüp göze batmamaya çalıştıktan sonra bu işin böyle devam edemeyeceğini ve mahallesinin bir kurtarıcıya ihtiyaç duyduğunu düşünerek kahramanlığa soyunuyor karakterimiz. Ki bu motivasyonla hareket eden bir karaktere yaraşacak şekilde gençliğe önem veren, uyuşturucu karşıtı, zayıfların ve ezilenlerin yanında olmasıyla meşhur bir karakter Luke Cage.

Ben de hakkında az biraz bilgi sahibi olduğum bu karakterin dizisini, fragmanı yayınlandığından beri bekliyordum. Nihayet biraz önce ilk bölümünü izleyebildim ve yazının devamında size naçizane ilk bölüm izlenimlerimi aktarmak istiyorum.

Öncelikle dizideki Netflix tadı acayip hissediliyor ve çok tadında, çok hoş. Eh dizi Netflix’te olunca şiddet, kan, seks unsurları da dandik oto-sansür yöntemlerine kurban edilmiyor. Hakeza ilk bölümden aksiyonu veriyor Luke Cage, gerçi sanıyorum ki ilk 1-2 bölüm karakter tabanını oluşturmak için nispeten daha yavaş ilerleyecektir ve karakterleri tanıtmak üzerine yoğunlaşacaktır, ki bu suyu çıkarılmadıkça oldukça keyifli bir sürece dönüşebilir. Ben ilk bölümdeki göndermelere bayıldım şahsen, ayrıca bölümün başında yapılan geyik de çizgi romana güzel bir selam çakma olmuş.

Demem o ki, Luke Cage alıştığımız süper kahramanlardan değil. Motivasyonu, karakteri, hikayesi biraz aykırı. Dizisi de gayet keyifli ve sürükleyici görünüyor. Kendisi bu dizide evrenleri kurtarmıyor ya da Ultron gibi yüksek mertebe düşmanlara sahip değil belki ama Luke Cage’i, Luke Cage yapan da bu zaten. O, kendi mahallesini uyuşturucu tacirlerinden, suç örgütlerinden, silah satıcılarından, çıkarcı politikacılardan temizleyen koca yürekli, delikanlı bir abimiz. Kendisine “çizgi roman dünyasının Malcolm X’i” dense de, bence ilk bölümden Harlem’in siyahi Yılmaz Güney’i diyebiliriz biz de. Şimdiden keyifli seyirler, başka bir yapımda görüşmek üzere.

Luke Cage (2016–)
Luke Cage poster Rating: 8.0/10 (35,594 votes)
Director: N/A
Writer: Cheo Hodari Coker
Stars: Mike Colter, Simone Missick, Theo Rossi, Alfre Woodard
Runtime: 55 min
Rated: TV-MA
Genre: Action, Crime, Drama
Released: 30 Sep 2016
Plot: Given superstrength and durability by a sabotaged experiment, a wrongly accused man escapes prison to become a superhero for hire.