Yıllar evvel televizyonda görüp etkilendiğim, daha sonra VCD’sini de bulup doğru dürüst izleme şansımın olduğu bir filmdi Mad Max 2: The Road Warrior. Post Apokaliptik bir dönemde, belirsiz bir zaman diliminde, Avustralya boş aradezilerinde geçiyordu. Aslen bir üçleme olan Mad Max serisine direkt ikinci filmden giriş yapmam ise Road Warrior’ın şüphesiz serinin en iyi filmi olmasıyla alakalı.

Mad Max efsanesinin doğduğu ve Mel Gibson’ın da yavaş yavaş adını duyurmaya başladığı ilk film, Mad Max 2’ye göre biraz daha realistikti, biraz daha aksiyon dozajı düşüktü. İkinci filmde ise bana kalırsa atmosfer harika. Bu filmi bana kalırsa bu kadar izlenebilir yapan detay yaşananların kurgu olmasına rağmen gerçekleşebilme ihtimalinin olması. Petrol savaşları, bir çeşit kıyamet ve dahasıyla kendimizi böyle bir ortamda bulabiliriz. Bariz şekilde Mad Max’ten etkilenerek yapılan Fallout adlı video oyununda da denildiği gibi; “Savaş, savaş asla değişmez”.

Hayatım sönüyor, görünümler bulanıklaşıyor. Geriye kalan yalnızca anılar. Hatırladıklarım, bir karmaşa zamanı, yıkılan hayaller, o tüketilmiş topraklar ama en çok o Yol Savaşçısı’nı hatırlıyorum; Max dediğimiz adamı. Onun kim olduğunu anlamak için bir başka zamana gitmeniz gerekir. Dünyanın petrolle yaşadığı ve çöllerde boru ve çelikten büyük kentlerin yükseldiği bir zamana. Hepsi bitti, geçmişte kaldı. Çoktan unutulmuş nedenler yüzünden, iki güçlü savaşçı kabile savaşa tutuştu. Yarattıkları cehennem hepsini birden yuttu. Yakıt olmadan onlar bir hiçti. Kumdan kaleler yapmışlardı. Gürleyen makineler tekledi ve durdu. Önderleri konuşuyor, konuşuyor, konuşuyordu ama hiçbir şey çığı durduramıyordu…

Dünyaları çöktü, kentler infilak etti. Bir yağma kasırgası, bir korku fırtınası… İnsanlar birbirlerini yemeye başladılar. Yollar ise dehşetli bir kabustu. Yalnızca çöpçülük edecek kadar hareketli ve yağmalayacak kadar vahşi olanlar hayatta kalabiliyordu. Çeteler otobanları ele geçirdi. Bir depo dolusu benzin için savaş ilan etmeye hazırdılar. İşte bu çürüyüş girdabında, sıradan insanlar darbe yiyip ezildi. Max gibi insanlar… savaşçı Max. Max, bir motorun kükremesiyle, her şeyini kaybetti ve insanlıktan çıktı. Tükenmiş, kimsesiz bir adam… Geçmişinin şeytanlarıyla boğuşan bir adam, ıssız topraklarda avare avare dolaşan bir adam. Ve işte burada, bu çorak topraklarda; yeniden yaşamayı öğrendi!”

Yazının devamı filmin içeriğiyle ilgili “spoiler” içerebilir

Ailesini kaybeden, eski polis memuru Max Rockatansky, köpeğiyle birlikte kendini yollara vermiştir ve “çöpçülük” yaparak hayatta kalma savaşı vermektedir. O da herkes gibi petrole önem vermektedir ve bir gün içinde bolca petrol bulunan mini bir şehrin varlığından haberdar olur. Max’in asıl amacı biraz petrol ve ihtiyacı olan diğer malzemeleri buradan temin edip yoluna devam etmek olsa da işler değişir. Hayatta hiç bir amacı olmayan, “Yol Savaşçısı” Max bu insanlara yardım etmeye karar verir. Düşman kabilenin lideri Humungus’tan masum insanları koruyacaktır.

Filmin atmosferi zaten dediğim gibi harika. Modifiyeli araçlar, çorak araziler, garip ve sıra dışı insanlar… En önemlisi de Max artık daha olgun, oturmuş bir halle karşımızda ve kendini daha da sevdirmeyi başarıyor. Onun dışında diğer karakterler de kesinlikle çok renkli. Humungus olsun, Gyro sürücüsü olsun ilgi çekmeyi başarıyor. Aynı şekilde bumerang fırlatan çocuğun da filmin başı ve sonundaki konuşmaları çok güzel enstantaneler.
Mad Max 2, her dönem sıkılmadan, defalarca izleyebileceğiniz bir yapım ki onu kült filmler kategorisine sokan da bu özelliği. 80’li yıllarda böylesine denenmemiş bir projeyi hayata geçirmeye cesaret eden yönetmen George Miller’i de takdir etmemek elde değil ayrıca.

Mad Max 2: The Road Warrior (1981)
Mad Max 2: The Road Warrior poster Rating: 7.6/10 (136,339 votes)
Director: George Miller
Writer: Terry Hayes (screenplay), George Miller (screenplay), Brian Hannant (screenplay)
Stars: Mel Gibson, Bruce Spence, Michael Preston, Max Phipps
Runtime: 94 min
Rated: R
Genre: Action, Adventure, Sci-Fi
Released: 21 May 1982
Plot: In the post-apocalyptic Australian wasteland, a cynical drifter agrees to help a small, gasoline rich, community escape a band of bandits.