4,55 milyar yıllık gezegenimizde belki de yaşadığı kara parçasına insanoğlu kadar zarar veren ikinci bir tür yoktur. Birçok metafora konu olan durumumuz için yeryüzünün kanseri yakıştırması hiç de kötü bir tanımlama sayılmaz. Toplu bir şekilde ölmemiz için elimizden geleni yapıyoruz. Kirletip yok ettiğimiz toprak parçalarından, içilmez hale getirilen su kaynaklarından sonra hayata bu denli bağlanmamız tam bir mucize. Ekip biçmeye muhtaç olduğumuz ekinler ve solumaya muhtaç olduğumuz oksijen olmadan hayat bizim cehennemimiz olur.

Interstellar da bu kıyamet senaryosundan yola çıkarak günümüz bilim adamlarının üstünde yıllardır çalıştığı bir takım teoriler üzerinden bize olasılıkları anlatmaya çalışan müthiş bir kurgu olarak seyirciyle buluştu.

-Yazının devamı ileri derecede spoiler içerir-

Yakın gelecekte geçen film, çiftçilikle uğraşan eski NASA pilotlarından Cooper’ın (Matthew McConaughey), asistan olmak üzere programlanan robotun bir iniş sırasında hatalı karar vermesinden sonrasını anlatarak başlamakta. Eşini kaybeden Cooper, kayınbabası ve iki çocuğu ile sıradan bir hayat yaşamaktadır ama bu sıradanlıktan sürekli nefret ederek yaşayan Cooper, özellikle kızındaki ışığı fark eder ve ona bildiklerini, yaşına uygun bir şekilde anlatarak akıl hocalığı yapar.

Yaşadığı sıradanlık zincirini kırmak için insansız hava araçlarını, kullandıkları çok kaliteli solar güç panelleri için hackleyip tabiri caizse zaman öldürmektedir. Yalnız, Cooper’ın hayatının gidişatını sürekli cebelleştikleri toz fırtınaları ve bu fırtınalarla tüm dünyaya yayılan, hasadın tamamını kırıp geçiren küf değiştirecektir.

Copper ve kızı Murph

Cooper ve kızı Murph

Yine bir toz fırtınasından kaçıp çocuklarıyla birlikte evine sığınan Cooper, kızının deyimiyle hayaletlerin düşürdüğü kitaplara bakmak için kızının odasına girer ve çatıdan akan tozda bir anormallik fark eder. Adeta belli bir düzene göre ve fizik kurallarına aykırı bir şekilde  akan kumu gece boyunca izleyen Cooper, bu aykırılığın yer çekimine ait bir anormallikten kaynaklandığını anlar ve şekilleri dekode ederek binary kodlarla şifrelenmiş koordinat verileri olduğunu anlar. Verilen koordinatları takip eden Cooper ve kızı, gizlenmiş bir tesis bulurlar. Sözü edilen yakın gelecekte, yapılan aşırı harcamalar çok tepki alınca NASA çalışmalarını gizlemek zorunda kalır.

NASA’ya yapılan harcama eleştirileri yeni bir şey değil. İkinci dünya savaşından sonra yine buna benzer eleştirilere göğüs germek zorunda kalan NASA, zamanında “Bakın, biz bu harcamaları yapıyoruz ama araştırmalar sırasında ihtiyaç gereği icat ettiğimiz araç gereçler bunlar ve bunları tüm dünya kullandığı için insanoğlu modern yaşam devrimi yaşıyor.” temalı bir belgesel bile hazırlamak zorunda kalır. Bu harcamalar hala birçok Amerikan vatandaşı için çöpe atılmış para olarak görülmekte. Ben de filmi izledikten sonra bu icatlara incelemede yer verme ihtiyacı duydum. En azından bu tür ayrıntılarla filmden daha çok keyif alınacağını düşünüyorum.

Tars

Tars

Tıp alanında yapılan birçok test cihazı ve mikroçiplerin temeli mekiklerde kullanılan, yer sıkıntısı, otomasyon ihtiyacı ve uzun süreli uzay yolculuklarında astronotların sağlık ihtiyaçları doğrultusunda icat edilmiş.

Bu konuda göz atmanızı önerebileceğim şöyle bir derleme yapılmış:

Kanser Dedektörü: Farklı kanser türlerinin teşhisinde kullanılan Kanser Dedektörü, ilk olarak uzay gereçlerindeki kusurların tespiti için geliştirildi.

Mikroçip: Modern mikroçiplerin atası Apollo’nun yön bilgisayarında kullanılmıştı.

Kablosuz Aletler: İlk kablosuz aletler, Ay yüzeyinde kullanılmak için tasarlanan delgi ve vakum aletleriydi.

Kulak Termometresi: Vücut sıcaklığını ölçen kamera benzeri ilk lensler, yıldızların doğumunu görüntülemek için kullanılmıştı.

Dondurulmuş Gıdalar: Yiyeceklerin ağırlığını azaltıp, ömrünü uzatan dondurma tekniklerini NASA’nın araştırmalarına borçluyuz.

Bina İzolasyonu: Evlerin izolasyonunda kullanılan yansıtıcı maddeler, ilk olarak uzay araçlarını radyasyondan korumakiçin geliştirildi.

Görünmez Diş Teli: Uzay araçlarında kullanılan materyaller artık diş tellerinin neden olduğu görüntülerin yaşanmasını önlüyor.

Joystick: Bilgisayar oyunlarının olmazsa olmazı joystickler ilk olarak Apollo Ay Aracı’nda kullanıldı.

Akıllı Süngerler: Uçak yolculuklarında iniş sırasında yaşanan sarsıntıları azaltan ve sonrasında eski haline dönen akıllı süngerler, astronotların kasklarında kullanılan şok emicilere dayanıyor.

Uydu Televizyonu: Uzay araçlarının gönderdiği sinyalleri düzenleyen teknoloji daha sonra uydu televizyonlarındaki ses ve görüntü sinyallerinin düzenlenmesinde kullanılıyor.

Dayanıklı Lensler: Astronot kasklarında kullanılan özel madde ile çok daha dayanıklı lensler üretiliyor.

Ayakkabı Astarı: Spor ürünleri üreten firmalar, astronot giysilerindeki gelişmeleri kendi ürünlerinde kullanarak, daha hafif ve hava alabilen ayakkabılar üretiyor.

Duman Dedektörü: İlk ayarlanabilir duman dedektörü, yanlış alarmları engellemek için NASA tarafından geliştirildi.

Çocuk Bezleri: Yerçekimsiz ortamda şartlara adapte olamayan astronotların idrar alışkanlıkları sorun olmaya başlayınca, sıkıntıyı ortadan kaldırmak için çocuk bezleri geliştirilir ve bugün hayatın vazgeçilmezleri arasına girer.

Mayo: Speedo tarafından geliştirilen ve yüzücülere haksız avantaj sağladığı için yasak getirilen özel mayolar, NASA’nın uzay araçlarında sürtünmeyi engellediği teknoloji ile aynı prensiplere sahip.

Su Filtresi: Günümüzde kullanılan su filtreleri, temelde NASA’nın uzayda bakterilere karşı geliştirdikleri ile aynı.

Bu konu ilginizi çekiyorsa  bu linklere de (ne yazık ki yazılar İngilizce) göz atmanızı öneririm.

http://www.discovery.com/tv-shows/curiosity/topics/ten-nasa-inventions.htm

http://en.wikipedia.org/wiki/NASA_spin-off_technologies (Tarih aralıklarıyla filtrelenmiş)

İcatlara ilişkin Google sonuçları

Hemen filme geri dönelim. NASA’nın gizli üssünün, bu konuda hiçbir şey bilmeyen eski bir pilotu tarafından bulunmasına şans değil kader gözüyle bakılır ve yaşananlar, Cooper’ın eski hocalarından birisi olan Profesör Brand (Michael Caine) tarafından ayrıntılı bir şekilde anlatılır. Yaşananların özeti olarak Cooper’a büyük ihtimalle dünyada yaşayacak son nesil olarak kızı Murph’ün kuşağı olduğu anlatılır. Bu yaşanan anormalliklere ve hastalıklara çözüm olarak olarak da yerçekiminin kara deliklerde nasıl tepki verdiği araştırılır ki elde edilecek çözümle insanoğlu çağ atlayacaktır. Yaşadığımız evrende 4. boyut olarak zaman değerlendirilirken tüm eşitlikleri altüst edecek, zamanlar ve boyutlar arası geçişin sırrına vakıf olunacak 5. boyut olarak yer çekimi çözüm olarak  görülür. Bunun için de gerekirse ölüme gidecek tecrübeli astronotlar tüm insanlığın kaderini değiştirecektir. Bu aksiyon için de 2 plan hazırlanmıştır.

1- Yer çekimine ilişkin sırlar keşfedildikten sonra dünyadaki sınırlı çözümlerin hepsi ortadan kalkarak mutlak mutluluğun hakim olduğu bir yeni bir çağa girilecek.

2- Yer çekimi anormalliklerine çözüm bulunmadığı vakit, insanoğlunu bu noktaya getiren adaptasyonu yine insanoğlunu kurtaracaktır. Bunun için de yaşamaya elverişli bir gezegen bulunduğu zaman Dünya halklarından vazgeçilip, yeni bir koloniyle insanoğlu kendi adem ve havvalarıyla tekrar kendi tarihlerini başlatacaklardır.

Kara deliğin ışığı bükmesi

Kara deliğin ışığı bükmesi

Gezegenlerin keşfi ise bilinen teknolojilerle imkansız olduğu için bu sorunların insanoğlunu kırdığı esnada fark edilen bir karadelik mutlak çözüm olarak görülür ve boyutlar-gezegenler arası bir kestirme olarak kullanılır ki bunu filmde çok güzel anlatmışlar. Ama türü gereği filmi belgesel tadında izleyenler için kötü bir haberim var. Valve yapımı Portal‘da olduğu gibi mekikle kara deliklerden geçip boyut değiştiremiyor-muşuz-. Dilim döndüğünce anlatmaya çalışayım. Efendim, dünyamızın kütlesi gereği bizi kendi üstünde tutan bir çekim kuvveti var. Biz buna yer çekimi diyoruz. Dünyamız da kendinden oldukça büyük Güneş’in çekim alanından etkilendiği için onun etrafında dönüyor. Güneş sistemimiz de Samanyolu’nda sürekli hareket içinde. Buraya kadar her şey tamam ama kütlesi ya da yoğunluğu hakkında bilgimizin olmadığı bir kara delikler, ağırlığı yok varsayılan ışık fotonlarını bile bükebiliyor. Bu da onun çekim gücü hakkında bize fikir veren müthiş bir olay. Haliyle kara deliğe gidip, fizik kuralları hakkında bilgi almak imkansızlaşıyor. İmkansızlaşıyor diyorum çünkü dünya üzerinde kullanılagelen fizik kuralları, modern fizikten tamamen ayrı kullar bütünüdür. Mesela klasik fizik bilgilerinden yararlanarak, hareket eden bir trende sabit duranın gözlemciye göre hızı, trenin hızına eşittir. Ama trenin içinde koşan birinin hızı, trenin hızı + koşma hızı olarak hesaplanır. Bu kurala göre ışık hızına yakın bir hızla giden bir mekiğin içinde bir fener açtığımızı düşünürsek, fotonların hızı, mekiğin hızı + fotonların hareket hızı olmuyor işte. Işığın hızı, gözlemciye göre de hareket edenlere göre de sabit. Sanırım aklınızda bir şeyler canlanmıştır. Neyse konuyu dağıtmadan devam edeyim.

Samanyolu'nda bir kara delik

Samanyolu’nda bir kara delik

İşte filmimiz de bu imkansızı aşarak olası senaryolar ve zamanın göreliliği üzerine oldukça keyifli bir bilim kurgu olarak hazırlanmış. İnsanın yaşama içgüdüsü, sevgi ve fedakarlık üzerine oldukça ayakları yere basan bir yapım olarak karşımıza çıkan Interstellar, müzikleri -ki Hans Zimmer yine müthiş bir iş çıkarmış- ve görsel efektleriyle kesinlikle ama kesinlikle çok iyi bir sinemada izlenmesi gereken bir film. Ortalama bir salona 10 lira verip filmi izleyeceğinize mümkünse bir IMAX salonda izleyiniz. Interstellar “Daha sonra DVD’sini izlerim.” diyeceğiniz filmlerden değil. Bir de filmin sözünü ettiğim ayrıntılardan haberdar olmayan ya da bilim kurgudan kastı lazer silahların olduğu yavan aksiyon olan film severlerin beğeneceği bir film olmayabilir. Bu yazıyı yazdığım sırada film, IMDb’de ortalama 9 puan almıştı ama 165,000,000 dolara mal olan filmin gişe hasılatı ilk hafta itibariyle 65,000,000 dolardı. Bu da filmin herkese hitap etmediğinin en iyi kanıtlarından biri. Bu bilgiyle filmin hitap ettiği kesimi salonlara davet ettiğimi söyleyerek Christopher Nolan’a saygılarımı sunarak sizi filmin fragmanıyla baş başa bırakıyorum. Şimdiden iyi seyirler.

Interstellar (2014)
Interstellar poster Rating: 8.6/10 (961,788 votes)
Director: Christopher Nolan
Writer: Jonathan Nolan, Christopher Nolan
Stars: Ellen Burstyn, Matthew McConaughey, Mackenzie Foy, John Lithgow
Runtime: 169 min
Rated: PG-13
Genre: Adventure, Drama, Sci-Fi
Released: 07 Nov 2014
Plot: A team of explorers travel through a wormhole in space in an attempt to ensure humanity's survival.

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=0vxOhd4qlnA[/youtube]