Theodore Twombly… Filmimizin kahramanı. İnsanların o gelişen dünyasında birbirleri için attıkları mektupları yazan biri. Bu dünyada insan ilişkileri o kadar azalmış olmalı ki doğum günü ya da evlilik yıl dönümü kutlamasını kendi adınıza başka birisine yazdırıyorsunuz. İlk akla gelen düşünce bu oluyor. Daha doğrusu film, yaşatması gereken hissi ilk andan yüzünüze vuruyor. Film ile birlikte kendi dünyamızı da düşündürüyor bir nebze. Gelişen teknoloji ile birlikte yitirilen insan ilişkilerini sorgulatıyor. Kendi kabuğuna çekilen kaplumbağa timsali içine alıyor sizi. Filmde Theodore aslında böyle birisi değil. Bu noktaya gelmesine yaşadığı kalp kırıklığının sebep olduğunu görüyorsunuz. Sosyalleşen bir varlık olması gereken insan gittikçe içine kapanmış. Sosyalleşmeyi de sanal vasıtalarda aramış. Film hissettirdiği “aşk” duygusunun arasına cımbızla düşündürücü etkiler de sokmuş. İzlediğiniz, gördüğünüz şeyin sadece aşk olmadığını hissetmenizi sağlamış bu yönüyle. Aşktan çok, insan öğesinin kendini sorgulamasını istermişçesine farklı duygularınızı dürttüğünü hissettiğiniz o anlarda bir öz eleştiri yapmanıza olanak vermek istemiş bana göre. Birbirimizden koptuğumuz, karşı komşumuzun dahi kim olduğunu bilmediğimiz hayatlarımızı düşünmemizi ve bu hikayenin nasıl son bulacağını işlemiş resmen.

Theodore’nin o acıklı dünyasında kaybolup onunla beraber depresyona girdikten sonra, ruh halinizi değiştirmek epey bir vakit alıyor. İş ile ev arasında dokunan bir mekikten ibaret hayat. Birkaç samimi arkadaş da tuz ile biber sadece yemekteki. Bu kasvetli hayata neşe katan şey ise Theodore’un merakı sonucu tanıştığı Samantha. Peki kim bu Samantha? Filmin dayanak noktası… Bir program. Günümüzde yaşam koçu denilen şey, tabii bunun bilgisayar tabanlısı. Kısacası bir insan ile sürekli kendini geliştiren yapay zekalı bir bilgisayar programının hikayesini, aralarında yaşanılanların bir aşka dönüşmesini izliyorsunuz filmde. En mutlu anıyla da, en kıskanç anıyla da… Aşkın, aşk diye isimlendirdiğimiz duygunun insandaki etkisini gözlemliyorsunuz. Aşk, sadece insanın hissettiği bir his midir? İnsanlar arasında karşılıklı bir duygu mudur? Yoksa sadece bir kelimeden mi ibarettir? Aşkı yaşarken hislerinizin yönlendirdiği şekilde nasıl yaşayabilirsiniz, üstelik bu yönlendirmelere cevap veremeyecek bir hayat arkadaşına sahipseniz… İşte aklınıza gelebilecek her türlü soruyu cevaplandırabilecek güzel bir yapım Her.
Her -  Joaquin Phoenix

Her – Joaquin Phoenix

İki ana karakterimiz var. Bunlardan sadece birisini görebiliyoruz. Yani Theodore’u. Karakteri canlandıran ise usta oyuncu Joaquin Phoenix. Phoenix bildiğiniz üzere 2008 yılında aktörlüğü bıraktığını açıklamıştı. Bu kararı ile pek çok hayranını üzüntüye boğmuş olsa da bu kararının ardından tekrar kameraların önünde boy gösterdi. Bu film onun için de çok farklı bir yapım. Şimdiye kadar canlandırdığı karakterlerin hepsinden hem yapı hem de görünüş olarak ayrı bir yere sahip. Karakterin yaşadığı o depresif hali olabilecek en sade şekliyle vermiş. Abartısız, kendinizden bir parça bulabileceğiniz bir karakter yorumu koymuş ortaya. Bu roldeki başarısı da tartışılmaz.

Her -  Joaquin Phoenix

Her – Joaquin Phoenix

İkinci ana karakterimiz ise ekranda görmediğimiz, sadece duyduğumuz Samantha. Yani aşkın diğer ucundaki sanal karakterimiz. Kendisini seslendiren o güzel sesin sahibi ise Scarlett Johansson. Ekranda hiç görünmemesine karşın size ayrı bir yakınlık hissi veren o güzel sesiyle filme ortak oluyor. Sadece ses ile bir karaktere nasıl can verilebileceğinin en güzel örneğini sunuyor bize.

Her, her yanı ile konuşulabilecek bir yapım. İçeriğini hem karakter tabalı, hem de kitle tabanlı ele alabileceğiniz hoş bir tarzı var. Aslında karakter üzerinde anlatılan bir kitle filmi. Teknoloji ile insan arasındaki ilişkiyi tek bir karakter üzerinden vererek, bunun insanlık üzerindeki etkisini gösteriyor bizlere. Ufak nüanslarla da bunu yansıtıyor. Theodore’nin sokakta, metroda, işyerinde çekilen sahnelerine bakarsak oradaki insanlarında birer Theodore olduğunu görebiliyoruz. Sadece hikayelerini bilmediğimiz için birer figüran hissi uyandırıyorlar, o kadar. Dikkatle bakarsak hemen hemen herkesin konuştuğu bir Samantha’sı var yanlarında. Bu güzel ayrıntı, yönetmen Spike Jonze’un bir başarısıdır.

Her -  Joaquin Phoenix

Her – Joaquin Phoenix

Karmakarışık objelerle yaratabileceği bir yakın gelecekten çok, hemen hemen yaşadığımız zamana yakın bir dünya göstermesi, bu dünyanın içinde gelecekten bir konuyu başarılı bir şekilde ele alması kendisinin ne kadar başarılı ve inançlı olduğunu gösteriyor bize. Sadece güzel bir fikirden yola çıkarak bu fikrin yeterli olacağını düşünmeyen yönetmenlerden. Mekânın, karakterin, havanın dahi o güzel fikri öldürebileceğinin farkında olan Jonze, eksiksiz bir yapımla çıkmış karşımıza. Bu film Spike Jonze’un başarısıdır. Film için son söz söyleyecek olursam: Samantha karakteri ile Theodore’u besleyen ve Theodore üzerinden de hepimize hitap eden güzel ve başarılı bir yapım Her. Hepimizin içinden kesitler bulacağı, izlenilesi ve farklı bir yapım…
Her (2013)
Her poster Rating: 8.0/10 (365,856 votes)
Director: Spike Jonze
Writer: Spike Jonze
Stars: Joaquin Phoenix, Lynn Adrianna, Lisa Renee Pitts, Gabe Gomez
Runtime: 126 min
Rated: R
Genre: Drama, Romance, Sci-Fi
Released: 10 Jan 2014
Plot: A lonely writer develops an unlikely relationship with an operating system designed to meet his every need.

TürkçeAlyazı.org‘ta incelemesi yayınlanan site üyelerinden kurt_thewolf’a bu güzel incelemesini bizimle paylaştığı için teşekkürü borç biliriz.