Yazıma nasıl başlayacağımı bilmiyorum. Son zamanlarda izlediğim belki de en iyi fragmandan sonra sinemadan nasıl bilet aldığımı bile hatırlamadığım Av Mevsimi hakkındaki hayal kırıklığımdan söz etmek istiyorum. Öyle bir atmosfer, öyle bir görüntü yönetmenliği ve öyle bir kadro kendine tezat o kadar kötü bir senaryoda harcanmış ki anlatamam. İşin benim için en garip taraflarından birisi de böyle bir senaryoyu yılların ustası Yavuz Turgul’un nasıl kaleme alıp filmi çekilebilir bulduğudur. Yavuz Turgul hatırlamayan ya da tanımayanlar için yazdığı veya yönettiği birkaç filmi buraya ekleyeyim de hafızanızı tazelemenize yardımcı olsun; Kabadayı, Gönül Yarası, İkinci Bahar, Eşkıya , Gölge Oyunu, Aşk filmlerinin unutulmaz yönetmeni, Muhsin Bey, Züğürt Ağa, Şekerpare, Çiçek Abbas, Hababam Sınıfı Güle Güle, Banker Bilo, Erkek güzeli Sefil Bilo, Sultan, Tosun Pasa  şeklinde uzayıp giden bir liste var. Şimdi kafanızda kimden söz ettiğim konusunda bir ışık yandı değil mi?

Eminim ki Şener Şen ve Çetin Tekindor gibi usta oyuncular, Yavuz Turgul’dan film teklifini alır almaz senaryoyu okumadan kabul edecek kadar güvenmişlerdir kendine. Çünkü öyle ciddi bir referans listesi var ki… Bir de bu referansların da başarısı ortadayken…

Dikkat ederseniz film teklifinin alındığı mevzuda da Cem Yılmaz’ı yazmadım. Özellikle yazmadım çünkü elini vijdanına koyup ne izlediğini bilecek kadar analitik düşünme kabiliyetine vakıf her sinema sever, Cem Yılmaz’ın gerçekten “iyi” bir oyuncu olması için birkaç fırın daha ekmek yemesi gerektiğini bilir. Bir de bu durum usta oyuncuların yanında o kadar sırıttı ki sormayın gitsin. Gerçekten Cem Yılmaz’ın olduğu sahnelerde resmen gözümü perdeden kaçırıyordum. -spoiler-Bir de öldüğü sahnedeki performansı vardı ki sormayın. Bir ölüm sahnesinde bütün salon güler mi? Gerçekten şaka olmasını istediğim anlardan birisiydi o an. İnsan o “aman Allah’ım ölüyorum!” duygusunu biraz olsun yansıtamaz mı?! -spoiler- Demek ki olmayınca olmuyormuş.

Söz sahnelerden açılmışken filmin konusunu da anlatayım. Film, cinayet masasında görev yapan üç polis memurunun bir gün aldıkları bir ceset ihbarı değişen hayatlarını anlatıyor. Bu polislerin başında onları bir nevi bölüm şefliğini yapan Ferman, namı diğer Avcı (Şener Şen bulunmakta). Onun elinde büyümüş -ölmüş, eski arkadaşının oğlu- Laz İdris (Cem Yılmaz) de onun bir nevi partneri. “Lanet olası federaller davayı elimizden aldılar” tarzında çalışırlarken yanlarına bir de, derste sadece bir doğru cevap vererek dahi olduğuna kanaat getirilen Hasan (Okan Yalabık) üçlüyü tamamlar.

Bu üçlü sözünü ettiğim cesedi almaya olay mahalline giderler. O sahne gerçekten şahaneydi. Suyun üzerinde süzülerek yapılan artistik çekimler falan gerçekten durumu iyi kotarmıştı. Ama bu işte bir gariplik var. Ben bu sahneyi bir yerden hatırlıyorum ama filmi bir türlü çıkaramadım. Hatırlarsam yazıya eklerim.

Konuyu çok dağıtmadan filme döneyim. Bu üçlü, katilin peşine düşer, kızın sevgilisinden şüphelenir bir şey bulamaz, sonra kızın ailesinden (töre cinayeti sebebiyle) şüphelenir yine bir şey bulamaz. En sonunda ipin ucu kötü adamımız olan kızın resmi kayıtlardaki kocası, Battal’a (Çetin Tekindor) gelir ve davanın çözülmesi suçun ispatına bakar. Gerçekten çok çok akıllıca işlenebilecek bu filmin senaryosunda ve kurgusunda karakterlere  dair en ufak bir zekanın esamesi okunmamakta. Her an sizi ters köşe edecek bir şahne, bir olay arıyorsunuz ama bu çabanız nafile. Bu durum da seyir zevkinizi alıp götürüyor. Belki abarttım zannedeceksiniz ama gerçekten çok yavan bir film çıkmış ortaya.

Kısacası bu filmde, ustalıkları karşısında şapka çıkaracağınız bir Şener Şen, Çetin Tekindor, Arka Sokaklar’daki Şevket Çoruh çakması, laz, hiçbir özelliği olmayan, oyunculuğuyla, ölüm sahnesindeki acemiliğiyle güldüren bir Cem Yılmaz, filmin farklı bir rengi olan “bu çocukta iş var” dedirten bir Okan Yalabık  izleyeceksiniz.

Filmin ceset bulunan sahnesini bir yerden hatırlıyorum demiştim ya; buna benzer bir başka örnek vermek istiyorum. Av Mevsimi nedense, işinin ustası, çözülmesi gereken son işten sonra emekli olacak Morgan Freeman’ın canlandırdığı Detective Lt. William Somerset, çaylak Detective David Mills olarak da Brad Pitt’i izlediğimiz “Se7en” filmine de “hiç” benzemiyordu. Bunu notlarımıza düşelim. Böylesine orjinal bir film için de Yavuz Turgul’u tebrik edelim. Sağlıcakla kalın sinema dostları.

Hunting Season (2010)
Hunting Season poster Rating: 7.5/10 (19,610 votes)
Director: Yavuz Turgul
Writer: Yavuz Turgul
Stars: Sener Sen, Cem Yilmaz, Çetin Tekindor, Melisa Sözen
Runtime: 140 min
Rated: N/A
Genre: Crime, Drama, Mystery
Released: 03 Dec 2010
Plot: The lives of three homicide detectives are turned upside-down during a murder investigation.

Not: Spoiler uyarısını unutmuşum. Mr. Rosebud uyarınca gerekli alanı gri olarak renklendirdim.