Sitede sinemamıza gereken değeri vermediğimi düşündüğümden, uzun süredir üşengeçliğime gelen bir eksiği tamamlamak istedim. Hak ettiği değeri pek bulamamış güzide Yeşilçam filmlerinden birini, 1988 yapımı Arkadaşım Şeytan’ı anlatmaya çalışacağım bu yazımda. Bu vesilesiyle kaç kişi bu filmden haberdar olursa sinema sevdalıları namına kâr olur diye düşünüyorum.

 Filmimiz, yayınlandığı kategorilerden biri olan “fantastik” sıfatını gerçek anlamda hak eden, zamanının şartlarına göre efekleri hiç sırıtmayan belki de zamanın standartlarını aşan konusu ve tarzıyla zamanının ötesinde bir konuyu işlemekte.

Fatih (Mazhar Alanson), arkadaşlarıyla birlikte değerlerinin anlaşılmadığı, daha doğrusu varlıklarının bile farkında olunmaya bir barda müzisyenlik yapmaktadır. Müzisyenliğin dışında da televizyon reklamları için seslendirme yapan ama yaşantısında memnun olmayan Fatih, değerinin anlaşılmadığından mustarip, hayatını değiştirecek bir yenilik peşindedir.

Yaşadıklarının, kendilerini kesinlikle bir adım öteye götürmeyeceğinden emin olduktan sonra gruptan ayrılır ve hafif çakırkeyfken her zaman selamlaşıp dertleştiği manken vitrinine gözü ilişir ve kendi kendine konuşma, aslında monolog olan bir diyaloğu kurar kafasında.

İşte ne olursa o sırada olur. Yaşananlardan sonra birden bire Goethe’nin Faust’unu hatırlar ve istediklerine ulaşmak için şeytanla anlaşma yapabileceği fikrini mırıldanmaya başlar.

Goethe’nin en ünlü eserlerinden olan Faust, orta çağdan yeni çağa geçiş döneminde Doktor Faust ile şeytan arasındaki bir anlaşmayı konu edinir ama eser, bilinen bir konuyu işlemesine karşın bir hayli derin felsefi öğretiyi sorguladığından oldukça ses getirmiş ve bir hayli farklı yoruma konu olmuştur.

Tanrı ile Mefistofeles (şeytan), tanrının kullarının, Tanrıya sadakati hakkında iddiaya tutuşurlar ve Tanrı, Mefistofeles’e kendi sadık kullarından olan Faust’u gösterir ve onu yoldan çıkaramayağını söyler. Eğer başarırsa Faust’u yoldan çıkarma iznini alan Mefistofeles, gençliğini ve olgunluğunu pozitif bilimler ve teolojiye adamış Faust’un sebepsiz bir huzursuzlukla dolu olmasını kullanarak onu beşeri zevkler ve aşk ile bu huzursuzluktan kurtaracağını söyler ve Faust ile iddiya tutuşur. Yapacakları için Faust’u gençleştiren Mefistofeles, Faust’un yaşayacağı zevkler sonrasında fikrini değiştirip “Dur ey zaman,ne güzelsin!” derse iddiayı kazanacaktır. Ama her şeye karşın Faust, Mefistofeles’in istediğini söylemeye direnecektir.

Fatih, evet “Faust’u hatırlıyorum, olur mu, olmaz mı?” derken şeytana ruhunu satacağını haykırır ve birden bire Şeytan (Ali Poyrazoğlu) arkasında belirir. İstediği her dünyevi zevki kazanacağına dair bir 10 yıllık pazarlık yapar Fatih’le. 10 yıldan sonra ise Fatih’in ruhu şeytanın olacaktır buna karşın bu süre zarfında Fatih’in kazandığı bütün dünyevi varlık Fatih’e kalacaktır. Yani bir ruhsuz olarak para içinde yüzecektir.

Pazarlığını, gerçekten kayda değer bir ruh ile yaptığından emin olmak isteyen şeytan, satır arası notu olarak müziği kendi bulduğunu söyler ve Fatih’e farklı olduğunu kanıtlayacak bir şarkı söylemesini söyler. İşin komik tarafı normalde ruhları toplamak için elinden geleni yapan şeytan, değişen yaşam koşulları karşısında her bireyin sıradanlaşması sonucu ruh beğenmemesidir.

Avrupa’da robotlaşan insanlardan bıkan şeytan orta doğuya doğru açılmaya karar verdikten sonra Türkiye’ye de bir hayli yatırım yapar. Toplumun gündemini belirleyen her sektörün liderlerini kendisi yükseltir. Bir kukla misali inları yönetir. Tabi başarı sırlarını anlatan ruhunu satmış yöneticiler de, şeytanın tutan fikirleri için teşekkür ederken dönemin Türkiye’sine ince göndermeler yaparlar.

Arkadaşım Şeytan

Arkadaşım Şeytan

Şeytan, Fatih’in isteklerinin gerçekleşmesi için gereken iş adamlarına talimatları verir fakat, uzun zamandır şeytanın verdiği emirleri yerine getirmekten bıkan bu “çıraklar” emirleri uygulamazlar. Şeytanlık konusunda kulağı geçen boynuz misali şeytana papucu ters giydirirler.

Şeytana papucunu ters giydirme deyince hatırladım. Filmde, içinde şeytan geçen hemen her deyimi kullanmaları da güzel bir ayrıntı olmuştu.

Ayrıca film boyunca Fatih’in sevgilisi olan vitrin mankeni Yaprak Özdemiroğlu’na da bir türlü “ayar” verilememesi güzel olmuştu. Bir türlü ideal kadın elde edilememişti. Bunlar güzel ayrıntılardı ama filmin birden bire müzikale dönmesi, filmde kötü olarak nitelendirebileceğim tek öğeydi. Buna rağmen, ülkemiz sinemasında çok örneği olmadığından mutlaka izlemenizi öneririm.

Bu arada yazılarımızın sonuna eklediğimiz fragmanları aradığımız site olan Youtube’da filmin adıyla arama yapınca filmin tamamını bulmamla birlikte filmden bir parçayı eklemekten vazgeçtim. 🙂

Devil, My Friend (1988)
Devil, My Friend poster Rating: 7.2/10 (757 votes)
Director: Atif Yilmaz
Writer: Ümit Ünal
Stars: Mazhar Alanson, Ali Poyrazoglu, Yaprak Özdemiroglu, Fuat Güner
Runtime: 90 min
Rated: N/A
Genre: Comedy, Fantasy, Musical
Released: N/A
Plot: Struggling musician sells his soul to the devil for instrumental fame.