Abbasi Halifesi Harun Reşid döneminde, ellerindeki güç ve kültürel zenginlikle Arapların dünyayı titrettiği bir dönemde, Bağdat’ın gerçekten görülesi bir diyar olduğu zamanda, zaten Arapların da edebiyatlarıyla böbürlendikleri bir zamanda kulaktan kulağa anlatılan hikayelerle Binbir Gece Masalları (Alf Layla wa-Layla) doğdu. Bize kadar gelen bu hikayeler toplamı şu ana kadar okuduğum en sürükleyici ve en renkli hikayeleri içeriyordu. Zaten kitabı okuyunca böylesi bir toplamanın asla ama asla bir sadece bir zihnin ürünü olmadığını anlıyorsunuz.

Aslında birçok kaynağa göre bizim bildiğimiz manada toplanmış hikayelerin çoğu İran kültüründen devşirme. Hazâr Afsâna (Bin Efsane) adı verilen bir derlemenin, zamanının medeniyetler beşiği Bağdat’ta diğer kültürlerle harmanlanmış hali yani. Ama şöyle bir durum da var; -kitabı okuyanlar bilir- Binbir Gece Masalları’nda  hikayeler sürekli olarak bir zincirin halkaları olarak aktarılır. Sürekli olarak birbirine bağlanmışlardır. Bu tür hikaye anlatımını ilk olarak Hint edebiyatında görüyoruz. Söz konusu dönemde Çin ile Hindistan’ın da kültürel olarak birbirinde bir hayli etkilendiğini düşündüğümüzde, bunlara artı olarak ticaret niyetiyle ardı arkası kesilmeyen batı kervanlarının da Bağdat’da buluştuğunu varsaydığımız zaman nasıl bir eser çıkacağını varın siz düşünün artık.

Masallar, bir Fars (günümüz İran’ı) hükümdarı olan Şehriyar’ın bir av gezisi sebebiyle dokunmaya kıyamadığı dünyalar güzeli karısının kendisini -hükümdara göre- önemsiz bir zenci köleyle “hunharca” aldatılması ile başlar. Karısının ve kölenin ölümüyle sonuçlanan bu sadakatsizlik sonrasında bütün kadınlara karşı güvenini kaybeden hükümdar Şehriyar, vezirine, her gün, kendisine cariye olacak bir eş bulmasını emreder. Padişah her yeni eşiyle halvet olduğu gecenin sabahı infazı emrini verir ve sultanlar öldürülür. Bu durum ülkede padişaha eş olacak kız kalmayana kadar devam eder. Vezir, bir eş adayı bulamayınca kendi kellesinin de gideceğinin farkındadır ve durumdan haberdar olan vezirin kızı bir plan yaparak padişaha eş olmak istediğini söyler ve bu konuda babasının kendisine güvenmesini ister.

Ve bu vesileyle vezirin kızı padişaha her gece öyle merak uyandıran hikayeler anlatır ki padişah sırf bir sonraki masalı dinlemek için vezirin kızını öldürmekten vazgeçer. Binbir Gece adı da buradan gelmektedir.

İşte Aladdin de (aslında doğrusu “Alaaddin” ama filmin adı bu şekilde geçtiği için belirme gereği hissettim) bu gecelerden birinde anlatılan hikayenin (Alaadin’in Lambası) baş kahramanlarından birisi.

Aladdin’in hikayesi ile filmdeki hikaye birebir aynı değil aslında. Kitaba göre, büyücü bir dervişin, elde edemeyeceği lambanın ele geçirilmesi için Aladdin’inin iyi niyetini suistimali ve sonrasında bu ikili arasında yaşanan mücadeleyi anlatır. Filmde ise bu konu biraz daha süslenerek işlenmiştir. Filmde bu derviş, Kralın baş veziri “Cafer”dir. Güçün ve iktidarın kölesi olan Cafer, bir şekilde lambadan haberdar olur ama bir türlü lambanın olduğu tapınağa girmeye cesaret edemez. Aynı zamanda konuşan tapınağa göre, ağzına kadar altın ve bilumum değerli taşla dolu tapınaktaki gerçek hazineyi (ki bu hazine eski püskü sihirli bir lambadır) ancak çöplükteki bir pırlanta alabilir. Araştırmalarından vazgeçmeyen Cafer, bir tesadüf eseri bu kişinin Aladdin olduğunu anlar ve Aladdin’i oyuna getirerek lambayı almaya ikna eder.

Aynı zamanda bu macera, Aladdin’in aşkına (kralın kızı Yasemin) ulaşabilmesi için benzeri bulunmaz bir fırsat olacaktır. Çünkü evlilik yaşı gelmiş Prenses için sadece Prensler talip olabilmektedir. Tapınaktaki ganimeti ele geçirmeyi başaran Aladdin için yeni bir hedef doğmuştur. Yasemin’inin kalbini kazanmak. Bu konuda Cin’in yardımını isteyen Aladdin, gerçek kişiliğinden vazgeçerek tam bir gösteriş budalası olmuştur. Ama bu şekilde Yasemin’in kalbini kazanamayacağını anlayan Aladdin, gerçek kişiliği ile geri döner aslında üçleme olan filmlerin esas kadrosu oluşmuş olur.

Televizyonda yayınlanan sonradan çekilmiş dizisiyle büyümüş olan biri olarak 1992 yapımı bu Walt Disney animasyonunu izlerken müthiş zevk aldığımı itiraf etmeliyim. Ayrıca filmin asıl soundtrack’inin de Oscar aldığını düşünürsek zamanına göre ne kadar önem verilerek hazırlanmış bir animasyon olduğunu daha iyi anlayabiliriz sanırım. Lafı fazla uzatmadan sizi filmden bir kesit ile baş başa bırakıyorum. İyi seyirler.

Aladdin (1992)
Aladdin poster Rating: 8.0/10 (266,823 votes)
Director: Ron Clements, John Musker
Writer: Ron Clements (screenplay), John Musker (screenplay), Ted Elliott (screenplay), Terry Rossio (screenplay), Burny Mattinson (story), Roger Allers (story), Daan Jippes (story), Kevin Harkey (story), Sue C. Nichols (story), Francis Glebas (story), Darrell Rooney (story), Larry Leker (story), James Fujii (story), Kirk Hanson (story), Kevin Lima (story), Rebecca Rees (story), David S. Smith (story), Chris Sanders (story), Brian Pimental (story), Patrick A. Ventura (story)
Stars: Scott Weinger, Robin Williams, Linda Larkin, Jonathan Freeman
Runtime: 90 min
Rated: G
Genre: Animation, Adventure, Comedy
Released: 25 Nov 1992
Plot: When a street urchin vies for the love of a beautiful princess, he uses a genie's magic power to make himself off as a prince in order to marry her.

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=xv0lflB2INg[/youtube]