Hiç kimse bir amaç için var olmaz. Hiç kimse hiçbir yere ait değildir. Hepimiz eninde sonunda öleceğiz. Gel televizyon izleyelim.

Herkese merhabalar. Bugün oldukça çılgın ve sıradışı bir yapımdan bahsetmek istiyorum size, başlığı birkaç saniye önce okuduğunuz için bunun bir sürpriz olmadığının ben de farkındayım. Hepimiz bizi güldüren, eğlendiren şeyleri izlemeyi severiz değil mi? Eminim aramızda absürt öğelerin serpiştirildiği işleri sevenler de vardır. Özellikle benim de dahil olduğum jenerasyonun içinde The Simpsons, Futurama, Community, Advanture Time, Family Guy, South Park gibi saymakla tüketilemeyecek farklı tellerden muhteşem işlerin en azından birini kahkahalarla izlememiş birini bulmak zor. Bu saydığım güzide yapımlardan Community ve Advanture Time’ın yaratıcıları bir araya gelip yeni nesle bir “Futurama” miras bırakmaya karar vermişler ve adını da Rick and Morty koymuşlar.

Sırf şu muhtemelen yanlış anlaşılabilecek cümleyi kurduğum için karşımızdaki işin özgünlüğünden şüphe duymayın. Aptal, özgüveni olmayan ve sıradanlığın Elvis’i bir adam ve kendi deyimiyle “gençlik hatası” yüzünden bu adamla evlenmiş olan memnuniyetsiz, aşağılık kompleksi sahibi bir kadın düşünün. Sonra bu “gençlik hatasını” 17 yaşında tipik bir ergen kız olarak hayal edin (aman elinden düşürmediği telefonunu ve popülerlik takıntısını unutmayın!) ve artık hata mıdır bilinmez ama bu mutlu aile tablosunu tamamlayacak şekilde en az babası kadar aptal, annesi kadar gergin ve kaygılı ve ablası kadar ergen 14 yaşındaki Morty‘yi de unutmayın. Sizin de gözünüzün önüne Married with Children‘daki Al Bundy ve ailesi geliyorsa eğer merak etmeyin, yalnız değilsiniz. Powerpuff Girls jeneriğindeki tarifi anımsatacak belki ama bu denkleme bir de alkolik, umursamaz, dahi, ağzı bozuk ve icatlarından fucking science stuff shits diye bahseden çılgın bir bilim adamı büyükbaba ekleyin.

Rick and Morty, bu karakterleri ve her bölüm bizi karşılayan birbirinden farklı ve sürükleyici hikayeleriyle son yıllarda yapılmış en zekice en orijinal ve en karanlık işlerden biri diyebiliriz. Çok zekice tasarlanmış çünkü oldukça sıradan görünen evreni gerçekten o kadar sıradan ki tasarlanan sayısız absürt hikayenin sırıtmayacağı sadelikte bir zemin oluşturmak için biçilmiş kaftan, çok orijinal çünkü dahi bilim adamı büyükbaba ve onun salak torunuyla evrenler ve hatta paralel evrenlerde geçen türlü maceralarını işleyen dinamik bir hikaye örgüsü var, çok karanlık çünkü toplumsal hayat için tabu diyebileceğimiz noktalara elinin mizahıyla öylesine iğneleyici ve rahatsız edici şekillerde dokunarak gerçekleri yüzümüze vurmaktan çekinmeyen bir üslubu var. Eh tabi bu karanlığın bazı izleyiciler için itici olabileceğini de söylemek lazım.

Rick and Morty’nin yaratıcılarından Justin Roiland, bu yapımdan yaklaşık 7 yıl önce The Real Animated Adventures of Doc and Mharti (2006) adıyla bu projeye başlamışlar aslında fakat açıkçası kötü çizgili ve vasat hikayeli bu pilot versiyon doğal olarak pek ilgi görmemiş olacak ki 2013’e kadar beklemek zorunda kalmışlar. Ki Justin Roiland’in başarısızlığı olduğunu düşünmüyorum bu gecikmenin, neticede bu abimiz Advanture Time gibi bir başka (elin oğlunun mindfuck dediği) kafa yakan işin yaratıcısı.

Ve burada tamamen subjektif bir parantez açmak istiyorum. Benim Rick and Morty’yi bu kadar beğenmemin, izlerken bu kadar keyif almamın en önemli etkenlerinden biri de altındaki kültür birikimi. Anlayanı için sürüsüne bereket bir geek fanservice* var seri boyunca, göndermelerin haddi hesabı yok. Macbeth’in cadıları, The Gods Must Be Crazy (Tanrılar Çıldırmış Olmalı), Back to the Future (Geleceğe Dönüş), Inception (Başlangıç), Jurassic Park, Pirates of the Caribbean (Karayip Korsanları), X-FilesThe Hitchhiker’s Guide to the Galaxy (Bir Otostopçunun Galaksi Rehberi) veya Stephan King romanları gibi sinema ve edebiyat dünyasından tutun Steve Jobs ve Apple gibi gündelik teknoloji alanına kadar milyarlarca gerek açıktan gerek üstü kapalı göndermeleriyle benim gibi izleyicileri fazlasıyla ihya eden bir tavrı var dizinin.

Paralel evrenler, rüyalar, simülasyonlar, göndermeler ve kahkahalar derken son olarak mutlaka değinmem gereken iki şey var. Kolay olandan başlayayım, müzikler. Dizinin jenerik müzikleri ve bölümlerin içinde kullandıkları şarkılar o kadar leziz ki, o kadar güzel ki. Gülmeye alışmışken sizi bir anda beklenmedik bir melankoliye yada varoluşun manasızlığına yada dünya düzeninin çarpıklığına gark edebiliyor. Bahsetmem gereken ikinci “şey” de bu zaten. Dizi boyunca sadece alabildiğine şiddet, alkolizm, seks ve uyuşturucu göndermeleri değil, kara mizahın gerçeği yansıtan aynasında din istismarı, tarikatçılık, batıl inançlar, cinsiyetçilik, ırkçılık, tecavüz ve hatta çocuk istismarını dahi es geçmemiş yaratıcılarımız etliye sütlüye bulaşmadan güldürelim kaygısıyla. Ve böylesine absürt, böylesine akıl almaz hikayelerin hamuruna bu “kötülükleri” öylesine gerçekçi bir mayayla yedirmişler ki “dışarıdan gördüğüne acımak” ile “içindeki gerçekten tiksinmek” arasındaki ince çizgiyi kesip atarak bizi yine bizle baş başa bırakabilmeyi ustaca becermişler.

Velhasıl, diziyi izlemeniz yönündeki tavsiye ve dileklerimi iliştirerek bu ufak tanıtım yazısını Rick’in deyimlerinden biriyle kapatmak isterim: Wubba-lubba-dub-dub!

 

 

Rick and Morty (2013–)
Rick and Morty poster Rating: 9.3/10 (93,074 votes)
Director: N/A
Writer: Dan Harmon, Justin Roiland
Stars: Justin Roiland, Chris Parnell, Spencer Grammer, Sarah Chalke
Runtime: 22 min
Rated: TV-14
Genre: Animation, Adventure, Comedy
Released: 02 Dec 2013
Plot: An animated series that follows the exploits of a super scientist and his not so bright grandson.