La Casa De Papel

Please log in or register to like posts.
News

Film ve dizi enflasyonundan haberdarsınız diye tahmin ediyorum. Zaten böylesi bir karşılıkta sitemiz ve türevlerinin önemi biraz daha iyi anlaşılıyor. Zaman artık yayınlanacak filmin ya da dizinin televizyonda beklenildiği zaman olmaktan çıkalı çok oldu. Hal böyle olunca site yazarlarından remyener de sağ olsun -kafamıza vura vura- bize oldukça beğendiği La Casa De Papel‘i önerdi. Ben de tavsiyesine uyup 3 günde dizinin ilk sezonu olan 13 bölümü izledim. Siz de izleyin diye aklımda kalanları paylaşayım istedim. Unutmadan söyleyeyim, dizi, 18 yaşından küçük olanlar için uygun olmayan sahneler içeriyor. O yüzden akşam yemeğinden sonra ailecek izlenecek bir dizi değil. Aklınızda bulunsun.

Bir suç dehası planını gerçekleştirmek üzere polisi ustalıkla yönlendirirken sekiz hırsız, rehineler alarak kendilerini İspanya Kraliyet Darphanesine kilitler.

Dizinin Netflix’teki özeti bu şekilde geçmekte. Beyaz perdede sıkça karşılaştığımız hırsızlık hikayeleri bu sefer bir dizi olarak karşımıza çıkmakta. Şimdiye kadar oldukça başarılı hırsızlık filmleri izlediğimi hatırlıyorum. Bunların başında gelenler Inside Man ve The Score filmleri. Çok iyi hırsızlık filmlerinden sonra sizde de oluyor mu bilmiyorum ama meraklı bir izleyici olarak benim aklımdan geçen şeyler biraz ecnebilerin dediği gibi Role Play oyunlarına benziyor. Hırsız ya da polis ben olsaydım neler yapardım?

Hırsız olsaydım nasıl bir plan yapmalıyım ki kusursuz olsun? Ne gibi aksilikler yaşanacak? Polis olarak planda ne gibi açıklar bulabilirdim? Aklımda deli sorular yani.

-Yazının devamı seyir zevkini kaçıracak ayrıntılar barındırabilir-

İspanya’da geçen dizimizde de “Profesör” (İspanyolcada Profesor, erkek öğretmen demek) yaşadıklarının bir sonucu olarak -ki ilk sezon boyunca hayatının yarısını böylesi bir plan için vakfedeceği olayların ne olduğunu henüz öğrenmiş değiliz- başkalarının parasını çalmadan nasıl hırsızlık yapılır sorusuna yanıt aramış birisidir. Daha sonra planı da yeterince olgunlaşınca suç ortaklarını aramaya başlar. Bu ortakları da nasıl bulduğuna dair kayda değer bir açıklama bulamıyoruz dizide ama bu durum o kadar da göze batan bir problem olmuyor.

Profesör ve ekibi - La Casa De Papel
Profesör ve ekibi – La Casa De Papel

Nasıl yapılır, nasıl edilir derken Profesör çıkar yol olarak Kraliyet Darphanesi’ni soymaya karar verir. Aslında soymak tam olarak fiili karşılar mı bilmiyorum çünkü ekip kendi parasını basmaya karar verir. Çeşitli akıl oyunlarıyla birlikte 67 kişilik bir rehine grubu darphanede hapsedilir ve ilmek ilmek örülen plan işlemeye başlar.

Rehineler arasında olan İngiliz Büyükelçisi’nin kızı da rehineler içindeki kare as olacaktır. Tabii bunların hiçbirisi hasbelkader gelişen şeyler değildir. Profesör, yaşanılması muhtemel her ayrıntıyı etraflıca araştırıp planını ona göre yapmıştır.

Berlin ve rehineler - La Casa De Papel
Berlin ve rehineler – La Casa De Papel

Soygunda şimdiye kadar bir örneğini görmediğim bir ayrıntı için şapka çıkarmak istiyorum. Birçok hırsızlık filmindeki asıl problem soygundan sonrasında neler yaşanacağıdır. Gördüğümüz kadarıyla işin en basit tarafı soyulacak mekana girmektir. Dizide ise bu işi sosyal mühendislikle yapmak oldukça etkili bir fikir olmuş. Soygunun tek bir altın kuralı vardır: Asla kan dökülmeyecek. Ne rehinelerden, ne polislerden ne de ekipten kimsenin kanı akmamalıdır. Bu şekilde hiç kimsenin olmayan paralar çalınınca toplum bu durumdan zarar görmeyecektir ve halk hırsızların da olsa başarılı planlara hep bir sempatiyle bakar. Böylesi bir durumda halk her zaman polisleri değil suçluları tutar diyor Profesör. Çünkü halk uzun süren operasyonları televizyondan izlerken bir süre sonra gerçeklerden kopup film izler gibi olan biteni izleyecektir. Fikirler bunlar ama bu fikirlerin yansımasını henüz dizide izleyemedik. En azından 1. sezon için durum böyleydi.

Tokyo - La Casa De Papel
Tokyo – La Casa De Papel

Hemen darphaneye girip, çalınacak parayı çalıp çıkıp gidilecek bir senaryo beklemediğimiz için 13 bölüm boyunca karşılaşılan aksiliklerin üstesinden nasıl gelindiğini izliyoruz haliyle. İrem, diziyi ilk önerdiği vakit “Prison Break’ten beri ilk defa bu kadar heyecanlanıyorum” demişti. Her biri 42 dakika süren 13 bölümü 3 günde izlediğim için haklılığını daha net anladığımı söyleyebilirim.

Ayrıca dikkatimi çeken birkaç şeyi daha paylaşmak istiyorum. İspanyollar hakikaten bize çok benziyor. Hem duygusal hem de fiziksel olarak. Dizinin kadrosunu -fiziksel benzerlik anlamında- çok çok rahat ülkemizde toplayabiliriz. 🙂 Bir diğer konu ise oyunculuklar. Özellikle polislerin performansını beğenmediğimi söylemem lazım. Nedense bir olmamışlık var o bölümlerde ama aksiliğin adını koyamıyorum. Buna rağmen dizi kendini izletmeyi başarıyor. Özellikle sonraki bölümlere takılan kancalar hakikaten çok iyi. Yalnız 2.4 milyar Euro (sen milyar milyor ne yaptın?) çalınacak böylesi ayrıntılı bir planda yapılan inanılmaz amatörce hatalar çok göze batsa da “sinema dünyası” deyip kabulleniyoruz. Bir süre sonra bu aksiliklerden sıyrılıp bir satranca dönen dizideki zeka oyununu izlemekten keyif aldığınızı fark ediyorsunuz.

Yazdıklarıma itimat edip diziyi izleyeceklere şimdiden iyi seyirler. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.

2 comments on “La Casa De Papel

  1. ben bu filmi hiç mi hiç beyenmedim. korkunçlı maskeleri var ve para çalyolar. sizin yorumarınızıda beyenmedim sizde çok korkunçlusunuz sakalnız kocaman olmuş.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

code

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.