d90e8ba353906c3618981c18f3e9ba5c_1388856765

Küçükken herhangi bir dükkanda çalışanlar bilir, usta çay için kahveye yollar sizi ve kahvedeki herif size altlıktaki şekerleri ıslanmış, kendisi soğumuş bir şey verir çay diye. Çocuk aklı işte, adama da bir şey diyemezsin. Ama o kahve ve dükkan arasındaki yol zindan olur senin için. Bilirsin o şeyi ustaya çay diye götürdüğünde fırçayı senin yiyeceğini, bilirsin bilmesine de elçiye zeval olunmaması çırakları kapsayan bir durum değil işte. Emanet çayın hesabı da sana kesilecektir en nihayetinde.

Ben bunu niye anlatıyorum derseniz, ben tam da bu durumu “hayat” olarak yaşamaya çalışıyorum. Ustaya götürülecek emanet, soğuk, dibindeki şekerleri erimiş bir zamanı taşıyorum ömür niyetine. Sorsan bu ömür yaşanacak mı diye, yok. Usta bir bakıp bir yudum alıp küfredip bırakacak, ama bir yudum bir küfür yaşıyoruz işte.

Desen ki ulan bu neyin tribi, aç-açıkta olan yüzlerce belki binlerce insan var; sen neyinden şikayetçisin diye, size sunabileceğim bahaneler hiçbir fiziksel temas sağlayamayacak evrenimiz ile. Ben bunu soyut dertler silsilesi türevlerinde adlara sahip “abi hayat çok anlamsız” temalı sanatçı sendromu zırvalarına dahil olsun diye de yazmıyorum.

Sadece benim hayatım bana bir anlam ifade etmiyor, bilin istedim. Sürekli üzerimde bir yaşanmışlık, ömrü mesaiymişçesine (?) geçirmeye çalışma durumunda buluyorum kendimi.

Sizlere oluyor mu bilmiyorum ama, bazen kendimi dışarıdan izliyormuşum gibi hissediyorum ve hayır, uyuşturucu kullanmıyorum. Bu durumlarda genelde “ulan ne saçma sapan bir muhabbetin, ne saçma sapan insanların içindeyim” hissiyatı hakim oluyor aciz bünyeme.

Her gün uyandığımda, misafir evinde erken uyanmış çocuk gibiyim kendi bedenimde. Etrafı izliyorum ses yapmadan, nasıl uyuyorlar hala serzenişleriyle.

İçinde hiçbir güzellik, meziyet barındırmayan biri olmama rağmen kimde bir noksan görsem soğuyorum bir de yüzsüzce. Üzerine bir de huysuz, geçimsiz biri olmam eklenince haliyle yalnızlık da kaçınılmaz oluyor. Şimdi sizin de muhtemelen aklınızdan geçmiştir “madem bu kadar boktan bir herifsin ve bunun farkındasın, ya çek git ya da toparla” diye. Toparlama kısmına mecalim, çekip gitme kısmına götüm yok.

Bunca silsilenin içinde kimseye bulaşmadan, kimsenin hayatında bir iz bırakmadan sessiz sedasız yaşayıp gitmenin uğraşındayım. Ben yan komşunuzun oğlu, bölümünüzdeki çocuk, ofisinizdeki stajyer, halı saha maçlarınızdaki kaleciyim.

Lütfen beni 2015 yılında da hayatınıza dahil etmeyin, çünkü umut benim en yakın dostum ve en büyük düşmanım. Siz beni hayatınıza alınca, ben sizin beni sevdiğinizi zannediyorum. ustanın çayı içeceğini düşünüp kahveden çıkarken cebime doldurduğum şekerleri koyuyorum altlığa.

Yıllardır ben de usta da emanet, soğuk çayları şekersiz içiyoruz. Kahvecinin yavşak olduğunu bilerek yollayın beni çay almaya, yalnızca içecekseniz çay isteyin benden.