Özneye Göre Çekim

Please log in or register to like posts.
News

Aklımın içi çok loş günlerdir, önümü göremiyorum çoğu zaman uzaklara bakmaktan. O kadar belirsiz ki cümleler, harfler, heceler. Ne buğulu bir cama ne de sisli bir kış sabahına benzeterek gösteremem size zihnimin aynasındaki yansımayı. Hani büyük şehirlerde pazar sabahları bir trafik olur ya, haftalardır her gün ama her gün o trafikte kuyruğun en sonundaymışım gibi hissediyorum.

Peki ben bunlardan niye bahsediyorum? Özellikle son birkaç gündür şuraya iki satır da olsa bir şeyler karalamak istiyorum, ama ne istemek! Şu ana kadar kelimelerimi toparlayıp çıkamamıştım karşısına kağıt kalemin. Sürekli görüşmek istediğim çocukluk arkadaşımı ekiyormuşum gibi bir duygu bu.

Bu kargaşanın ortasında sadece yalnızlığın hissettirdiği ve hissettirebileceği o dinginliğe sahibim. Daha birkaç hafta öncesine kadar mızmızlanıp şikayet ettiğim yalnızlık, şu sıralar tek sığınağım. Ellerimizin üstünde taşıdığımız kralların ve Tanrıların bile tek derdi yalnızlık iken, bizim buna bir çözüm aramamız biraz komik. İdealleştirdiğimiz şeyler, aynı zamanda yalnızlaştırdığımız şeyler. İzole ettiğimiz şeyler.

Bunun sebebi muhtemelen her birimizin biraz yalnız ve biraz da yanlış olması. Kimse yanlış olduğunu kabullenmez de, yalnız olmadığını iddia edenler olacaktır mutlaka. Gerçek yalnızlık kendi dünyanda yalnız olmaktır, yani kişisel alanındaki insan sayısı bir şey değiştirmez gerçek yalnızlık için. Her insan günün belli zamanlarında içine döner, dünyasından bir soluk almak ister, genellikle de tam uykunun kollarına bırakacakken kendini, dürtüverir yalnızlık. Evet evet, vicdana ve anılara karşı girişilen o yastık kavgasından bahsediyorum. Bu sebepten yalnızlığa en az yiyecek ve barınma kadar ihtiyaç duyuyoruz bence. Çünkü yalnızlığı olmayan, kendisiyle bir dakika bile geçirmemiş biri artık biri değildir ki. Bireyliğini, kendi elleriyle nesneliğe emanet etmiştir. O artık diğerlerine dönüşmüştür, o artık yüzü olan bir kalabalık olmuştur.

Buna deva var mı heybende derseniz, muhteviyatı itibariyle kalabalıktan ibaret birkaç cümlemden gayrı hiçbir şey. Madem bir şey anlatmak, yol göstermek değil meramımız; şöyle yapalım. Kişisel gelişim kitaplarını bilirsiniz. Aslen dert olmayan dertleri kendine dert edinip bu dertlere çözüm sunmayı dert edindiğini söylerler. Fakat en nihayetinde gaipten gelen “yapabilirsin” nidalarından ibarettir ya tüm kitap, biz de öyle bitirelim bir kereye mahsus. Mutluluğu, güveni, sevgiyi yahut neyi arıyorsanız! Eğer gözleriniz dışarıdaki dünyayı, yarınları, başka insanları süzüyorsa diğerleri kervanının yoluna koyulmuşsunuz demektir. Dostane bir tavsiye, aklınızda bulunsun: Diğerleri aradığınız hiçbir şeye sahip değil.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

code

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.