Dövüş Kulübü’nde gelmiş geçmiş en güçlü ve en zeki erkekleri görüyorum. Bu potansiyeli görüyorum ve hepsi heba oluyor. Lanet olsun, bütün bir nesil benzin pompalıyor, garsonluk yapıyor, ya da beyaz yakalı köle olmuş. Reklamlar yüzünden araba ve kıyafet peşinde. Nefret ettiğimiz işlerde çalışıp gereksiz şeyler alıyoruz. Bizler tarihin ortanca çocuklarıyız. Bir amacımız ya da yerimiz yok, ne büyük savaşı yaşadık ne de büyük buhranı. Bizim savaşımız ruhani bir savaş, en büyük buhranımız hayatlarımız. Televizyonla büyürken, milyoner film yıldızı ya da rock yıldızı olacağımıza inandık, ama olmayacağız. Bunu yavaş yavaş öğreniyoruz ve o yüzden çok çok kızgınız.

Chuck Palahniuk, Dövüş Kulübü

Gösteri Peygamberi’nden söz etmeye Chuck Palahniuk’ı anlatmaya çalışarak başlasaydım, konudan habersiz birçok okurun “O da kim?” diyeceğini düşünerek yukarıdaki alıntıyla yazıya başlamayı uygun gördüm. Gerçek adı Charles Michael Palahniuk olan yazar, 21 Şubat 1962’de Burbank, Washington’da doğmuş. Birçok kitapseverin “Bir kitap okudum, hayatım değişti.”, sinema sevdalısının “Bir film izledim hayatım değişti.” dediği eserlerin mimarı olan Chuck Palahniuk’ın Gösteri Peygamberi -ki orijinal adı Suvivor- kitabını uzun süre önce okudum ve sitede hakkında bir yazı yazmamış olmanın mahcubiyetiyle minnet borcumu ödemek istedim.

Yukarıda sözünü ettiğim alıntıyla modern hayatın gereksiz kaygıları dolayısıyla yaşam denilen süreci kendimiz için nasıl bir zindana çevirdiğimiz konusunda söyleyecekleri olan yazar, hikayesini sondan başa doğru anlatarak bize aktarmayı tercih etmiş. Ben de hikayeden çok fazla söz etmeden, tadımlık birkaç anekdotla kitabın ne kadar ilginç bir eser olduğunu anlatmaya çalışayım.

Tek başına yaşayan Tender Branson, hayatını idame ettirmek için iş ararken, bir sürü kızla yatmak için de uygun bir meslek düşünürken bununa en uygun seçenek olarak McDonald’s ta çalışmak olduğuna karar kılar. Çünkü orada çalışan birisi hem hayatta kalabilmek için yeterince para kazanacaktır -ki öyle lüks bir yaşamda gözü yoktur- hem de orada çalışan onlarca kadınla tanışmak ve dolayısıyla ilişkiye girmek için uygun şartları tek seferde elde edecektir. Peki kadınlarla ilişkiye girmek için bir insan neden McDonalds’ta çalışmak istesin ki? Cevabı çok basit. Eğer hedef kadınlarla birlikte olmaksa, bunu en uygun fiyata yapmak en doğrusudur. Çünkü ortalama bir aşk birlikteliğinin erkek tarafına olan maddi yükü, niteliksiz diyebileceğimiz birisi için oldukça ağırdır. Hayat kadınlarıyla yaşanacak bir birliktelik de muhtemel bulaşıcı hastalıklar dolayısıyla yaşam kalitesini bayağı bir düşürecektir. Oysa McDonalds’ta çalışan her eleman, zührevi hastalıklardan münezzeh olmalıdır. Dolayısıyla her çalışan oldukça kapsamlı bir sağlık testinden geçmek zorundadır. Bu tür ayrıntılar verildikten sonra Tender, işe başvurur ama kabul edilmez. 🙂

Daha sonra kahramanımızın hayatını değiştiren bir olaya şahit olarak ne derece hastalıklı bir zihinle karşı karşıya olduğumuzu daha net anlıyoruz. İntihar etmek isteyenleri bu durumdan vazgeçirmek için devlet yetkilileri bir bir destek hattı açarlar ve bu hattın numarası tüm gazetelerde ilan edilir. Ama bir problem vardır. İlan verilirken numara yanlış verilir ve verilen numara Tender’a aittir. Birdenbire onlarca yardım çağrısı alan Tender’ın durumu anlaması uzun sürmez ve gelen her çağrı sahibinin intihar etmesi için her türlü sebebi sıralar. Ölümünden sonra toplumun bunu fark bile etmeyeceği onlarca kişinin ölümüne sebep olduktan sonra Tender’ın canını sıkan tek şey, kafasına bir pompalı tüfek dayamış olanların tetiği çekmesiyle birlikte ani bir şekilde yükselen sen ve yere düşen ahizelerdir. Mesela biz böyle bir şey yaparsak hands-free telefonlardan kullanmamızı falan tavsiye eder ki yere düşen ahize sesi yüzünden birden irkilmeyelim.

Daha sonra oldukça varlıklı ama görgüsüz bir ailede çalışmaya başlayan Tender’ın iç sesiyle birlikte aile ekonomisinden tutun da leke çıkarma yöntemlerine, bahçıvanlığa kadar dünya kadar tecrübe isteyen gündelik hayat bilgileri hakkında bir sürü şey öğrendikten sonra tüketim toplumunu ve yaşadığı çöplükten memnun insanlara ağzına geleni söylüyor.

Duvara toslamamıza sebep onlarca altı çizilesi tespitlerle dolu kitapta bizim de kendimize pay çıkarmamız istenen bir sürü bölümü hafif yüzümüz kızararak okuyoruz. Tıpkı büyüklerinden haklı bir azar işiten ergen gençler gibi hatasının farkında ama umarsız.

Bunların farkında olanları da es geçmiyor Chuck Palahniuk ve şöyle diyor:

İnsanlar hayatlarının kurtulmasını istemiyorlar. Hiç kimse sorunlarının çözülmesini istemiyor. Dramlarının… Önemsiz meselelerinin… Hikayelerinin çözümlenmesini, pisliklerinin temizlenmesini istemiyorlar. Çünkü geriye ne kalacağını biliyorlar. Büyük ve korkunç bir bilinmeyen.

Not: Bu kitap hakkında yazmama vesile şey işe bir arkadaşımla yemekler hakkında konuşurken gördüğümüz ıstakoz ve benim hafızama kazınan kitapta sayfalarca anlatılan ıstakoz pişirme yöntemleriydi. Böyle garipliklere hazır olun diye yazayım istedim. 🙂


Gösteri Peygamberi

Gösteri Peygamberi

Gösteri Peygamberi

Yazar: Chuck Palahniuk
Çevirmen: Funda Uncu
Yayınevi : Ayrıntı Yayınları
Baskı Yılı: 2016
Dili: Türkçe
Yayınevi: Ayrıntı Yayınları
Sayfa Sayısı : 320
İlk Baskı Yılı : 2002
Dil : Türkçe
ISBN: 9789755393698