Dikkat! Otobüste Karınca Var

Please log in or register to like posts.
News

Evren algılayabildiğimizin çok ötesinde sınırsız bir yer lakin, algılarımızın tüm almaçlarıyla inşa ettiği bir hayat, sınırlı bir nokta, büyük bir karmaşa, büyük bir kaos ve bunun tam ortasında sorgulayıcı zayıf düşüncelerimizle, anlam bütünlüğüne oturtmaya çalıştığımız sonsuz bir dehliz… Hepsi bir bütün içinde “Neden”i oluşturur. Neden var olduk? Neden bu gezegen? Neden bu ruh? Neden bu beden? Neden bu zaman? Ve bir sürü nedensellikle sorgulamaya çalıştığımız milyonlarca neden… Tam da bu noktada belki de en anlamlı düşüncenin ilk nüshası oluşturuluyor. Yani nedenin “Niçin”i. Kendi öz cevherimizle bir bütündür. Niçin ve yaşamın bir parçasıdır. Niçinler, nedenselliği olduğu gibi kabul ederek var olanı mantıklı bir şekle sokar. Kişiyi ilk nefes alışının bahşedildiği ve bilinen kıymetsiz gerçekliği oluşturur. Evet. Gerçek kıymetsizdir. Çünkü yanlı bir fikre itaat etmekten başka bir şey değildir. Riyakârlık, yalan ve kötülük gibi kavramlar gerçeğin baskılayıcı unsurudur. Bu yüzden salt bir özgürlükten uzaktır. Oysa yalanda olgu, hayal dünyasında istenildiği şekle girebilir. Kişi, bu olguyu hayal dünyasında istediği şekle koyabilir. Onu dilediği gibi kabul edip dilediği gibi reddetme hakkına sahiptir. Yani tam özgür düşünce… Belki de bu yüzdendir ki gerçeklik o kadar tamah edilmemesine rağmen yalan yaşamın tam merkezindedir. İşte burada ilk nefesimizin sorusunu soruyoruz: “Niçin böyle?” Çünkü gerçek; tatminsizlik ve mutsuzluktur. Oysa yalan, koca bir evrenden büyük olan egomuzu muazzam bir hazla tatmin edebiliyor. Ne kadar da yorucu isyankâr düşünceler (!)

Usunda tam bir tımarhane işleten Bay-X eliyle gözlerini ovuşturdu. Sanki yüzlerce kişi tarafından tokatlanmış gibi hissediyordu. Kulağına birbiri içerisinde yüzen sesler geliyordu ama hiçbirinin anlamı yoktu. Elini gözlerinden çektikten sonra ilk gördüğü, birbiri içinde raks eden renk cümbüşüydü. Renkler birbirine sarılıp dans ediyordu sanki. Bay-X, zamanda yolculuk yapıyormuş hissiyatına kapıldı. Zira az önceki isyankâr düşünceleriyle zaten farklı bir boyutta değil miydi? Bay-X bir kez daha gözlerini ovuşturdu ve tıpkı yayını gitmiş televizyona atılan sert tokattan bir tane ensesine indirdi. Görüntü bir anda netleşmeye başladı. Renk dehlisinde artık tüm cisimler şekillenmeye başladı. Görüntü tam netleşince etrafına bakındı. Bir otobüsteydi. Hemen yan tarafında telefonla tiz ve yüksek sesle bir şeyler konuşan bir kadın vardı. Ten rengi soluk beyazdı. Bay-X genelde hasta olduğunda ten rengi böyle olurdu. Kızı hasta sandı ve üzüldü biraz. Birkaç saniye sonra bunun hastalık neticesinde olan bir beyazlık olmadığını anladı. Çünkü elleri koyu esmer bir renkteydi. Dolayısıyla yüzünde böyle bir görüntünün olmasını sağlayan başka bir şey vardı ya da bir boya olabilirdi. Bir defasında iki kadın konuşurken öğrenmiş ve tasdik ettiği bir anıyı düşündü. Kadınlardan biri, “eğer elleriyle yüzü arasındaki renk tonu ne kadar çoksa o oranda makyaj yapılmıştır” diye sağlık veriyordu ötekine. Bay-X “İşte zorla güzellik” diye düşündü. Bay-X biraz ilerde elli yaşların sonunda olan ve ayakta duran bir kadın gördü. Kimse ona yer verme zahmetinde bulunmuyordu. Zira birinin başka birinin umurunda olabilmesi için birazcık ego tatmini şarttı. Yani biraz makyaj ya da insanların beğenisine oynamak her yerde işe yarardı. Bu düşünceler Bay-X’i yormuştu. Az önce çıktığı hayal boyutunu düşünerek “Sanırım her evrende işler böyle yürüyor” diyerek zoraki bir tebessümle dudaklarını zorladı.

Bay-X otobüsün arkasına geçti. Yüzünü cama yaslayıp sanki mümkünmüş gibi bir şeyler düşünmemek için kafasını aşağıya indirdi. Birdenbire otobüs camının demir blokla birleştiği noktada küçük bir karınca fark etti. Küçük karınca durmadan cama tırmanmaya çalışıyor ama başaramıyordu. Bay-X “bu karınca neden burada? Niçin gelmiş ki?” diye düşündü. Akabinde yüzünü buruşturup “Al sana bir neden-niçin paradoksu daha” diye söylendi. Bay-X karıncayı izlerken bir ses araya girdi. Küt saçlı, beyaz tenli, ince yapılı bir kadın. Yuvarlak bir yüzü vardı: “Şu karıncalar çok tuhaf canlılar öyle değil mi?” Bay-X zonklayan kafasını kadına dikerek “aslında tuhaf değiller” dedi. Kadın: “Niçin tuhaf değillermiş?” diye merakla sordu. Bay-X gözlerinin kenarıyla kadının ellerine baktı. Yüzü ile elleri arasındaki renk tonu hemen hemen aynıydı. Bay-X buna sevindi. Kendi içinde “Yaşasın bu gezegende hayat varmış” diye haykırdı. Bay-X kadına bakıp “Karıncalar kendi türlerine tam sadakat ile bağlıdır ve öyle ki biri yanlış yapıp diğer türdeşlerini ölüme sürüklese bile” dedi. Kadın daha da meraklanıp “Nasıl yani?” diye bir soru daha sordu. Bay-X “Karıncalar gittikleri yolları kolayca bulmak ve diğer türdeşlerinin onları takip etmeleri için feromon diye bir sıvı salgılarlar. Bazen bunlardan biri yolunu kaybedip sonsuz bir döngüye girer. Tabiki arkalarından gelen türdeşleri de” diyerek cevap verdi. Kadın “Bu sonsuz döngü de nedir?” diye soru çukuruna bir soru daha attı. Bay-X “Etraflarında çember şeklinde dönüyorlar. Biri diğerine sonsuz sadakatle bağlı olduğu için bu döngüye tutulan tüm karıncalar ölene dek etraflarında çember çizmeye devam ederler” dedi. Kadın üzgün bir ses tonuyla “Karıncaların ölüm çemberi” diye söylendi. Bay-X “Evet. Tam olarak öyle de denilebilir.” Kadın “Bu onları tuhaf yapmaz mı peki?” diye sordu. Bay-X “Hayır. Körü körüne sadakat insana özgü güvensiz bir meziyettir. Bu güvensizliği karıncalar da tıpkı insanlar gibi sadakat ile örter. Yani pek de tuhaf canlılar değiller” dedi. Sözü bitince otobüs durdu. Kapı açılınca Bay-X kapıya yöneldi. Bir an etrafına bakındı sonra karıncanın durduğu yere gözlerini dikti. Karıncanın orda olmadığını görünce panikle “DİKKAT OTOBÜSTE KARINCA VAR !” diye haykırdı. Herkes söylenen söze bir anlam vermeksizin, kıpırdamadan Bay-X’e baktı. Bay-X de yere bakınıyordu. Birkaç saniye sonra karıncayı buldu. Parmaklarıyla avucunun içine aldı. Tam iniyordu ki bir ses “Bir karınca için bunca hengâmeye değmezdi” diye söylendi. Bay-X otobüse dönüp “Ben küçük şeylerle mutlu oluyorum. Bunu siz de denemelisiniz” diye cevap verip otobüsten indi. Kapı kapanırken küt saçlı kadın anlamsız bir gülümsemenin dudağında takılı kaldığını farketti. Bu tüm gün boyunca sürecek olan bir gülümsemeydi.

Bay-X küçük karıncayı belki bir yaşama şansı olur diye türdeşlerinin yanına götürmek üzere orman yoluna koyuldu. Yürürken belki de tüm insanlığın sorumluluk duygusuyla mutluluk saçan bir heyecanı vardı. Küçük şeylerle mutlu olmanın heyecanı. İşte bu yaşamın özü ve kendisiydi.

Mehmet Demir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

code

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.