Kim olduğunu bilmeyen nice dostlar, dostlarımız!
Bugün burada kim olduğumuzu anlamamak için bulunmaktayız.
Sanırım arka taraftakiler sesimizi duyamıyor. Ama hiç önemli değil. Buradaki temel meselemiz de budur zaten.
Anlamamak!
İnanın biz de ne konuştuğumuzu bilmediğimizden, size de ne anlatacağımız üzerine hiçbir fikrimiz yok!
Aramızdaki tüm kişiler bir şey anlamamakta özgürdürler. Ancak bu özgürlük, özgürlüğün temel anlamı değildir sevgili dostlarım. Ne anlamı olduğunu inanın biz de bilmiyoruz!
Hiçbir şey anlamamak, neyi anlamadığını da anlamamak, neyi anlamadığını anlamadan anlamadığın şeye anlamsız demek, anlamsızdır şüphesiz. Bizler tek bildiği şeyin hiçbir şey bilmediği olduğunu savunan feylesofların, kimi bencil bireycilerin temsilcileri olarak bulunmamaktayız. Bizim tek bildiğimiz şey; kendimiz bile olamadığımızı bildiğimizdir.
Peki kim olduğunu bilemeyen bir insan topluluğu nasıl bir araya gelir? İnanın biz de bilmiyoruz. Zaten buraya nasıl geldiniz, biz neden buradayız onu da bilmiyoruz, anlamıyoruz. Ama dedik ya meselemiz anlamamak.
Şimdi aranızdan bazı dik kafalı dostlarımız soracaklar: Neden meselemiz anlamamak diye?
Ne bileyim ben! Anlasaydık anlamazlığı, anlamadığımızı anladığımızdan anlamış olurduk anlamadığımızı kuşkusuz. Ki biz hiçbir şey anlamayan birkaç insan olarak en olmayacağımız yerde anlamayanların anlamazlığını dürtüklüyoruz.
Şüphesiz bunu da bilinçli yapmıyoruz. Bilinçli yapıyorsak da anlamıyoruz. Neden anlamadığımızı her anlamak istediğimizde anlamadığımız bir şekilde anlamsız geliyor her şey.
Bu anlamsızlıktan tek bir anlamlı şey çıkıyor: Gerçek anlamsız olandır!